'Hizmet için gerekirse eğilip bükülürüm'

Murat Haznedar, Ordu'dan bağımsız milletvekili adayıydı. Şimdi Beşiktaş Belediye Başkanı. BJK'da yıllarca basketbol oynamış, halen de kongre üyesi olan bir gazetecinin MuratHaznedar ile röportaj yapmak istemesinden daha doğal ne olabilirdi ki?!!

'Hizmet için gerekirse eğilip bükülürüm'

RÖPORTAJ: NESLİHAN YAVUZCAN

[email protected]

Nitekim yaptım. 6 yaşında siyasete başlayan, üç dönem CHP’den ihraç edilip tekrar partiye dönen, sonunda da zaferi yaşayan Murat Haznedar; dinamik, atak, sporcu ve sanatçı kişiliği ile dikkati çekiyor. “Hizmet için eğilip bükülürüm” diyen Murat Haznedar’la sohbetimize buyrun...

İstanbul’da doğdunuz, sonradan Ordu’ya gittiniz. Neden?

Annem ve babam, eczacılık fakültesinde okurken Beşiktaş’ta oturuyorlarmış. Hüsrev Gerede Mahallesi, Vişnezade Caddesi’nde... Okurken evlenmişler, ben doğmuşum. İkisi de eczacı olunca memleketleri Ordu’ya dönmüşler. Ben Ordu-Fatsa’da büyüdüm. Ama hayatımın her noktasında İstanbul vardı. Çünkü İstanbul ile rahmetli annemin (babam hayatta) münasebeti, muhabbeti çok farklıydı. Sık sık tiyatrolara, sinemalara gelirdi buraya. O yıllarda kolay bir şey değildi bu; uçak çok azdı. Üç çocuğun en büyüğü olmama rağmen çok yaramazdım, beni kimseye bırakamazdı annem. Beni yanında taşımak zorunda kalırdı hep. O nedenle annemi erken menopoza soktum.

 Ordulusunuz, İstanbul Kabataş Erkek Lisesi’nde okudunuz... Fenerbahçelisiniz, Beşiktaş Belediye Başkanı oldunuz. Bu ne yaman çelişki!..

Ordu memleketim, baba ve ana ocağı. Ama İstanbul ve Türkiye memleketim, her şeyim. İstanbul çok özel bir yer. Dünyanın kalbi. Beşiktaş da İstanbul’un kalbi. Aslında Fenerbahçeli olmamın kaynağı Fatsa. Çocukluğumda Fatsa’nın bir takımı vardı: Fatsa Fener Gençlik. Renkleri de sarı lacivertti. Fenerbahçeliliğimiz biraz oradan geliyor ama takım konusunda hiç fanatik olmadım, artık Beşiktaşlıyız. Beşiktaş Belediye Başkanı’nın en önemli görevi, Beşiktaş’ın sahip olduğu kimliğe sahip çıkmak. Ortaköy ve Bebek önemli mesela. Görevim o markaları yüceltmek, gücüne güç katmak. Beşiktaş’ın en önemli markalarından biri de Beşiktaş Kulübü. Biz onun değerine de değer katmak istiyoruz. Kulübün başkanı ile çok yakın arkadaş olduk. Önümüzdeki dönemde çok güzel bir beraberliğimiz olacak. Nitekim Bosna’da ve Soma’da bunu yaşadık. Soma’daki felakette hayatını kaybeden ailelere yapacağımız konut yardımı, kulüp ve belediye ortak projesi. Beşiktaş Sitesi olacak adı. Valilik talebimizi reddederse hazır evler alıp Ramazan’da teslim edeceğiz. Bosna’da da sel felaketine uğrayan çok sayıda insanımıza el uzattık. Bosna Hersek’in en önemli şehirlerinden olan Tuzla ile kardeş şehir protokolünü Ağustos ayında, Beşiktaş’ta imzalayacağız. Kovaçeviç ve Şekerbegoviç de gelecek. Ayrıca Şeref Stadı’nda bir zamanlar top koşturan bütün topçuları sezon açılışında bir araya getireceğiz. Tuzla Slovadan ile Beşiktaş Kulübü hazırlık maçı yapacak. Bir de sevgi köprüsü inşa edeceğiz Tuzla’da.

 

‘CHP TARİHİNDE ÜÇ KEZ İHRAÇ EDİLMİŞ TEK KİŞİYİM’

Dinamik, atak siyaset uyguluyorsunuz. Bugüne kadar neden böylesi yapılmadı?

Herkesin siyaset yapış tarzı farklı. Ben 30 yıldır siyaset yapıyorum ve mücadeleden geliyorum. CHP tarihinde üç kere ihraç edilmiş tek kişiyim. Daha doğrusu iki kere mahkeme kararı ile döndüm. Üçüncü ihracım hazırlanırken ayrıldım. Sayın Kemal Kılıçdaroğlu’nun genel başkan olmasıyla CHP’de çok daha demokratik bir dönem başladı, biz de o davete icabet edip CHP’ye döndük. Halkın değerleri ile barışık bir siyaset dilinden geliyorum. Bu nedenle CHP’nin; toplumun bütün değerlerine, yeni siyaset diline, anlayışına, tarzına sahip olması gerektiğini düşünüyorum.

 CHP iyi muhalefet yapamıyor. Üzerinize ölü toprağı serpilmiş gibi.

CHP uzun yıllardır muhalefette. 12 Eylül’ün en büyük darbesi, CHP’ye ve onun taşıyıcı gücüne olmuştur. Bu kimyasal bozulma ve muhalefette geçirilen uzun yıllar CHP örgütlerinde ciddi bir kireçlenmeye, atalete sebebiyet vermiştir. Haddimi aşmak istemiyorum ama örgütlü mücadeleden gelen ve bu konuda haksızlığa uğrayan biri olarak, belediye başkanlığı kimliğimden bağımsız bir şeyler söyleme hakkım var diye düşünüyorum. CHP’nin büyük bir değişime ihtiyacı var ve bu değişim Sayın Kılıçdaroğlu ile gerçekleşebilir.

 İstanbul Büyükşehir Belediye Başkanı Kadir Topbaş ile aranız nasıl? Mustafa Sarıgül başkan olsaydı daha farklı mı olurdu?

Hiç şüphe yok ki aynı partiden olmanın getireceği büyük avantajlar olurdu. Ancak ben çatışmacı anlayışları yaşamış insanım. Kabataş Erkek Lisesi’nden de disiplin cezası ile atıldım, çünkü çok itirazcı ve yaramazdım. Ama Abdürrahim Karakoç’un güzel bir şiiri vardır: “Sırat’tan incedir sevda köprüsü/Beraber geçelim, tut elimden” diyor. “Niyet ak güvercin, vuslat gökyüzü/Beraber uçalım, tut ellerimden...” Ben de ilk görüşmemizde Sayın Kadir Topbaş’a şöyle dedim; “İstanbul’un ve belediyeciliğin sıratı Beşiktaş. Geçmek istiyorsan hazırım, elinden tutarım, bırakmam, beraber geçeriz.” Kabul etti. Sırat’tan geçmek için el ele tutuşacağız.

'Ihlamur caddesi yayalaşacak'

Beşiktaş için ilk projeleriniz ne?

Ihlamur Caddesi’ni yayalaştırıyoruz. Şair Nedim ve Nispetiye’yi orta refüj ile bölüp çift geliş-gidiş yaparak çok güzel bir cadde haline getireceğiz. Kaldırımlar da düzelecek, ikinci İstiklal Caddesi olacak. Bir de kimseyle paylaşmadığımız çok önemli bir projeden bahsedeyim: Ak Merkez’in orada, alttan girecek ve Boğaziçi Üniversitesi’ne yakın olan göbekten çıkacağız. Bütün hat yayalaşacak. Sayın Topbaş bu işe el atarsa, 2016’ya girerken yılbaşı partisini orada yapabiliriz. Orası, bundan sonraki bütün festivallerin de başlangıç yeri olur. Bizim için konu siyasi kavga vesilesi değil, gerek Sayın Topbaş ile gerekse Sayın Başbakan ile elele yürürüm. Hizmet etmek için eğilip bükülmem gerekiyorsa eğilip bükülürüm. Yeter ki hizmeti halka götürelim.

‘GENÇLERE YETERİNCE KAPI AÇMADIK’

Sizin farkınız gençlere el uzatmanız, diyebilir miyiz?

Evet. CHP’de, gençliğin potansiyelinin çok daha net ortaya çıkacağı bir kadrolaşmaya ihtiyaç var. İnanıyorum ki CHP yeni sosyal demokrasi ve iktidar hedefini onlarla başlatabilir. Gençliğin de böyle bir talebi var ama biz örgütümüzün kapılarını yeterince açamamışız. Açsak da içerdeki yapı arzu edilen karşılığı vermiyor. Bu noktada radikal adımlar atmalıyız.

Seçmen “Sırf AK Parti’nin karşısında diye CHP’ye oy veriyoruz ama iyi şeyler yapılmıyor” diyor.

Bu noktada iyi örnek Beşiktaş’tır. Burada biz yüzde 77 oy aldık ama sadece CHP oyu değil bu. Sayın Başbakan’ın siyasetinden, tarzından rahatsız olan insanların oyu da var. Sonuçta o üslubun yarattığı derin endişeler, tepkiler kamplaşmaya neden oluyor. O oylar da aynı noktada odaklanıyor.

Avukatsınız. Yargı ve sisteme baktığınızda ne görüyorsunuz?

Geçmişte yargıyı, bağımsız olmadığı için çok eleştirirdim. Referandumdan ‘evet’ çıkınca bir an için “Acaba” dedim, “doğru yaparlar mı?” Gerçekten yargı bağımsız olabilir mi diye düşündüm. Ama eskisinden de kötü noktaya geldi yargı. Hem hukukçu, hem siyasetçi, hem de bütün siyasi fikirlerimden bağımsız olarak bunu söylüyorum. Halkın da yargıya karşı olağanüstü bir güvensizliği var.