'Henüz evlenmedim çok mutlu ve nişanlıyım'

'Henüz evlenmedim çok mutlu ve nişanlıyım'

Hemen söylemeliyim ki; Cemal’i yakından tanımak büyük bir keyif verdi bana... Kızlarımın çok sevdikleri arkadaşları... Genç kızların sevgilisi... Yaşından beklenmeyecek kadar olgun, hayatı doğru okuyabilen, kibar, samimi, sıcak, lafını esirgemeyen genç bir adam... Onunla buluşmadan kızlar arasında araştırma yaptım, hepsi hayran, hepsi âşık, bayılıyorlar ona... Merak ettiklerini sordum; Bizi mıknatıs gibi kendine çekmeyi nasıl başarıyor, farklı bir derinliği var nedir sırrı, nasıl bir erkek, nasıl bir aşık? Ve en merak edilen soru; Lale ile evlendi mi? Kızlar, sizi kırar mıyım hiç. Hepsini sordum... Hadi kahvenizi alın, başlayın okumaya! Unutmadan... Cemal Hünal yakında müthiş bir diziyle geliyor evlerinize. Müjdemi isterim artık...

Oya Germen

[email protected]

Genç kızlarla konuşup seninle ilgili merak edilenleri sordum. Sonuçta, ağırlıklı olarak aşkı konuşmaya karar verdim. Ne dersin?

(Gülüyor) Tamam aşkı konuşalım o zaman...

Aşkta iyi olanlar kaybeder, ben de iyi olduğum için kaybederim” demişsin!

Böyle bir şeyi ne zaman söyledim acaba, ilk önce onu çözmeye çalışıyorum. Vallahi genelde iyi olmaya çalışıyorum, her zaman da iyi olamıyorum tabii ki. İyi olmanın karşılığını her zaman aldım. Hayatta hiçbir pişmanlığım da yok.

İlk evliliğini 22 yaşında yaptığın yazılmıştı, doğru mu?

Hayır canım doğru değil, 26 yaşında evlendim.

6 yıl evli kaldığın da mı doğru değil yoksa?

O da yalan. 6 ay evli kaldım, tek celsede boşadı beni hakim.

Neden bu kadar kısa sürdü?

Geçimsizlik vardı. Çok dominant bir kişilikti. Evlilikte bazı şeylerin düzelmesini bekleyebilirsin. Ancak daha kötüye gittiği zaman, olmadığını görerek bitirebiliyorsun...

Sonra iki önemli ilişki yaşamışsın. Bunlar da kısa mı sürdü?

Evliliğimden sonraki uzun beraberliğim, şimdi yaşamakta olduğum Lale ile devam eden ilişkim oldu. Onun arasında pek uzun istasyonlarım oldu diyemeyeceğim...

Aşkta kim kaybediyor? İyi olanlar mı, yanlış seçim yapanlar mı?

Hayatına giren insan için çok şeye katlanıyorsun. Ben zaten çok fazla arkadaşı olan biri değilim. Bundan on sene önce arkadaşlarım kimse yine onlar var. İlk ilişkim de öyleydi. Yani bir sürü şeye rağmen devam edeceğini düşünüp de, devam ettiremediğim bir şeydi. Orada iyi ve doğru yaptıklarımın bana çok şey kazandırdığını biliyorum. çünkü bu benim hayata bakışımı etkileyen bir şey ilk olarak. Elindekinin kıymetini bilerek minnettar olan insan, çok kolay mutlu olabiliyor. Ne zaman, hangi şartlar altında dedim bilmiyorum ama iyiler aşkta da, herhangi başka bir yerde de kaybetmezler...

‘Toptan kaçık kadınları seçiyorum’ diyorsun. Toptan kaçık nasıl olunuyor?

Her insanın biraz kaçığını seviyorum ben. Yani hayatı yaşamaya cesareti olan insanlardan bahsediyorum... Bu arayışı kaldıracak bir ruhu olması lazım. Aradığım tek şey bu. İnsanlarda göremediğim zaman üzücü olduğunu düşündüğüm tek şey...

“Düzgün, ayağı yere basan bir kadınla ilişki yaşayamam, sıkıntıdan patlarım” dedin mi peki?

Yok canım, böyle bir şey de söylemedim. Az röportaj verdiğim için söylediklerimi evirip çevirip tekrar tekrar kullanıyorlar... Onların genel olarak bir ‘ıssız adam’ arayışı var. Ben hayatımdaki herkesin düzgün ve güvenilir olmasını beklerim. Kaçıktan kastım, hayatı yaşama cesareti olan, düzgün güvenilir bir kadın. Yoksa kulüplerde sabaha kadar dans eden kaçıklar benim kategorime girmiyor...

Hep böyle olgun muydun sen?

Yaramaz bir çocuktum, hala da öyleyim... Ruhen evet olgunum biraz, belki de hayatı şakacı bir yönden ele aldığım içindir. Başkalarının ciddiye aldığı kadar; etiketleri, isimleri ve başlıkları ciddiye alamıyorum. Biraz da ironik bir bakış açım var, bu da beni şakacı yapıyor... Arkadaşlarım beklenmedik yerlerde şaka yapmamdan şikâyetçidir. Minik sabotajlar yaparım.

Mesela...

Tiyatroda oyundan önce Onur’un çoraplarını saklarım. Delirir, oradaki ekibi fırçalar. Çünkü çorap saplantısı var. Ama hep aynı çorabı giydiği için kokuyor çorabı...

Okumasın bunları...

Okusun canım... St. Benoit’dayken, kara tahtayı beyaza boyamıştım. O süreyle bu süre içinde yaptığım yaramazlığın haddi hesabı yok. Hayatı seviyorum. Çok mutlu, çok güvenli ama çok zorlu bir çocukluk geçirdim. Ağır astımlıydım. Hiperaktif bir çocuğun astımlı olması ciddi bir sorun.

Nasıl yendin astımı?

Çok fazla üstüne gittim. Koşa koşa, asıla asıla yendim. Yapma dedikleri her şeyi yaptım. Sigaraya başlamak dahil! Bunlar çok yardımcı oldu.

Biz yine aşka dönelim...

Duyguların yoğunlaştığı, mantığın devre dışı kaldığı bir şey diyorsun... Mantığınla zıtlaşmayı seviyor musun? Evet güzel bir şey, heyecan veriyor. Ben hayatımda, babam ve kardeşim kadar disiplinli olmadım. Çünkü yapmak istemediğim şeyleri hiçbir zaman yapmadım. Sevdiğim bir iş olursa saatlerce çalışırım, başkası için de, kendim için de. Sevmediğim işi baştan yapmayacağıma göre de sorun yok zaten!

Issız Adam’da, bağlanmaktan korkan bir adam vardı, gerçek hayatta nasıl bir adamsın?

Korkan ve istemeyen, modern şehir kadınlarının ve genç kızlarının varlığından faydalanmayı tercih eden bir karakter var orda. Yakın aile ilişkileri ve arkadaşlıklarla büyüdüm... Bağlanmanın önemini biliyorum. Eğer orada beni çağıran bir şey varsa, her zaman gittim. ¦ Bağlanıp hayal kırıklığı yaşadığın oldu mu? Tabii ki oldu... İlk hoşlandığım kızdan sonuncusuna, en sevdiğinden sevmediğine kadar, insanlar bir şekilde seni hayal kırıklığına uğratıyorlar bir yerde...

O durumlarda ne yaparsın?

Çok parametre var, ne olduğuna bağlı. Sinirlendiğim olur, üzüldüğüm olur. Durumlar o kadar değişken ki hayatta.

Sevgilinle ilişkilerinde ne derece açıksın?

Sevgimi göstermeyeceksem ne anlamı var? İnsan sevdiği insanla beraber en rahat olduğu yerde olabilmeli. Zaten orada rezervlerin, sakladığın bir şeyler, kurduğun bir duvar varsa; karşılıklı iki kişi için birden stres olur. O zaman zaten bir ilişkiye girmemek gerekiyor. Benim dilimin kemiği olmadı hiçbir zaman...

Hayatındaki kadına sevildiğini nasıl hissettirirsin?

Hediye yapmayı çok seviyorum... Ufak derilerden bir şeyler dikmeyi, kuştüyünden toklar yapmayı severim mesela...

Sürpriz yapmayı sever misin?

Çok. Çiçek almayı, mektup yazmayı, not bırakmayı severim. Veya bir hediye alıp saklamayı, vermeyi... Bir şeyi beğeniyorsam, yakıştırıyorsam ne yapar eder alırım eve götürürüm...

Şehir hayatını sevmiyorsun...

Bir kere çok suni. Yapay bir kalp atışı için koşturup duruyoruz.

Genç kızlar senin çok enteresan bir çekim gücün olduğunu söylüyorlar, nedir bu etki gücünün sırrı?

Bilemiyorum... İlgisizliğimdir belki de... Benim yaptığım şeyler insanlara enteresan geliyor ama yüz yıl önce bunlardan hiç birisi enteresan değildi çünkü zaten böyle yaşıyorlardı... 25 yaşlarıma kadar son derece maymun iştahlıydım. Her şeyi denemek istiyordum. Denedim ve bir çoğundan vazgeçtim. Artık hayatımda yapmak istediğim şeyleri çok iyi biliyorum.

 Genç kızları nasıl etkiledin bu kadar, sorumun tam cevabını alamadım...

Issız Adam gibi bir filmde oynamak çok büyük bir şans bir oyuncu için. Filmin başarısı etkiledi herhalde. Gerçek hayatta karşılaştıklarında aynı olmadığımı görüyorlar.

Seni bir kadının hangi özellikleri çeker, etki alanına girersin?

Benim için en önemli şey, bir kadının kendisini nasıl taşıdığıdır. Ne kadar iyi niyetli, ne kadar kötü niyetli... Hayatım için ideal bir partner arayışı içindeydim. Bulamadığım zaman, oymuş gibi ısrar edip, oldurmaya çalıştığımı da biliyorum. Ama ya buluyorsun ya da bulamıyorsun...

İlişkinin olmazsa olmazı nedir senin için?

Güven tabii ki...

Kadınlar gerçek yüzlerini saklayabilirler... Gelmedi mi başına?

Saklayabiliyorlar doğru. Genel olarak çok çabuk fire veriyorlar. Ayın sonunda mesela... İnsan karşısındakinin ne olduğunu gördüğü ve anladığı zaman kabul etmeli, inkar halinde olmamalı...

İlk kez karşılaştığın ve güzelliğinden etkilendiğin bir kadınla, o gün beraber olur musun?

Kimseyle hemen yakın ilişki kuramam. İlk diyalogdan sonra yakınlaşabilirim belki ama birlikte olmam. Benim için olması mümkün olmayan bir şey bu tür beraberlikler. Yeteri kadar iyi tanımam lazım karşımdaki kadını.

Yeteri kadar derken?

Bilmiyorum hissetmem lazım... Bir bağ oluşması lazım... Güvenmeliyim...

Hasta ruhlu kadınlar, kameraya alanlar, şantaj yapanlar, ne ararsan var... Korkutuyor mu seni de?

Hayır korkmuyorum bunlardan... Korkulacak durumlara sokmuyorum kendimi...

Temkinli bir adamsın...

Temkinli falan değilim... Sokağa Lale ile beraber çıkıyorum zaten. Benim resmimi çekeceklerse, yanımda Lale vardır...

Lale için çok güzel şeyler duyuyorum...

Issız Adam’ı oynadığımda Lale’yle beraberdim... Değişen bir şey olmadı...

Gelelim kızların en merak ettikleri soruya... Evlendin mi?

Henüz evlenmedik, hala nişanlıyız. Çok mutluyuz. İyi bir ilişkimiz var. Kolay olmadı, çünkü Lale çok dominant, kendi başına buyruk. Kendi başının çaresine bakabilen, ortadan kaybolup, işine gücüne bakan, olmadık yerlere girip çıkmayan bir kadın. Çok hareketli, çok neşeli, çok canlı ve cesur bir karakter...

Senin Lalen ne renk desem?

Benim Lalem kızıl derim... Ateş yani... Hem sıcak, hem de yakar...

Bu yazı 10 Nisan 2011 tarihli Pazar Postası'ndan alınmıştır

4