HDP olağanüstü kongre yapıyor

HDP'nin 2. Olağanüstü Kongresi, Ahmet Taner Kışlalı Spor Salonu'nda gerçekleştiriliyor

HDP olağanüstü kongre yapıyor

Halkların Demokratik Partisi'nin (HDP) 2. Olağanüstü Kongresi saat 10.00'da Ahmet Taner Kışlalı Spor Salonunda başladı.

HDP, eş genel başkan adayları olarak Selahattin Demirtaş ile Figen Yüksekdağ'ın isimlerinin yer aldığı tek listeyle seçime gidiyor. Kongreyle Eş Başkanlar Ertuğrul Kürkçü ve Sebahat Tuncel görevlerini bırakacak.

Parti meclisi, merkez disiplin ve uzlaştırma kurulları seçimlerinin de yapılacağı kongrede, tüzük ve program değişiklikleri de gerçekleştirilecek.

Kongreye, pek çok ülkeden çok sayıda basın ve davetli katılıyor.



Kongre salonunun içi ve dışı HDP bayraklarıyla süslendi. Kongre salonuna "Demokratik Cumhuriyet, Ortak Vatan, Demokratik Ulus" yazılı büyük bir pankart asıldı. Uludere, Soma, HES'lerle ilgili pankartlar da göze çarptı.

Kongrenin divan başkanlığına Gencay Gürsoy seçildi.

Kongrede, yapılan anonsta, Türk bayrağı asmanın yasal zorunluluk olduğu belirtilip, hassasiyet gösterilmesi istenerek, platforma törenlerde ve makamlarda kullanılan ayaklı bayrak konuldu.

KÜRKÇÜ: HDP BİR AVUÇ İNSANIN ZİHNİNDE DOĞDU

Kongrenin açılış konuşmasını yapan Ertuğrul Kürkçü, katılımcıları Türkçe, Kürtçe ve Arapça selamladı. Kürkçü konuşmasında “Bu hayalin peşine düşmek cesaret isterdi. HDP bundan 4 yıl önce, umuda yelken açan bir avuç insanın zihninde doğdu” dedi.

Kürkçü, partinin yeni bir döneme girdiğini belirterek şöyle konuştu:

"Türkiye'nin geleceğe açılan kapısıyız derken bunu sırf kendimize övgü olsun, memnun olalım diye söylemiyoruz, bilinsin, hatırlatıyoruz. Çatışmasızlığa çok çabuk alıştık, sanki bu ülkede hiç kan akmamış, 40 binden fazla genç insan 30 yılda toprağa verilmemiş gibi olduk ama bilelim ve hatırlayalım. Son 1-1,5 yıldır yoksul emekçilerin oğulları tabutlar içinde köylerine dönmüyorsa, Türkiye'nin batısında meydanlar intikam çığlıkları ile Kürt kanı içmeye yemin eden fanatikler ile dolmuyorsa, tersine taraftar grupları Gezi isyanının itici güçleri arasında yer alabiliyorsa, Soma'daki madenci katliamının arkasından Amed'in, Dersim'in emekçileri on binlerce Kürt Soma'daki ölümler için sokağa çıkabiliyorsa Batman'da Egeli yoksulların hakkı için alanlarda insanlar hareket halinde ise bunlar kendi kendine olmuyor. Bütün bunlar hayatın bu yönde akması için bilinçli bir çabayı sürdüren, umuda yelken açtıkları için hakarete, dışlanmaya, horlanmaya kararlılıkla göğüs gerenlerin eseridir."

Türkiye'de sıkça "buyurgan ve yukarıdan bir şekilde" Türkiye partisi olmaktan bahsedildiğini ifade eden Kürkçü, HDP'nin faaliyetlerinin ekseninde bir tek boyut olmadığını, sorunların tamamı ile ilgilendiklerini söyledi. Kürkçü, "Bize Türkiye partisi öğütleyenlerin Türkiye partisi olduğundan kuşku duymadıkları CHP ve MHP'den çok daha etkin bir biçimde bir ülke partisi olduğumuzu, ülke çapında faaliyet gösteren bir parti olduğumuzu göreceksiniz. Biz, ülke çapında faaliyet göstermeyi ve ülke halklarının her birinin evine ulaşmayı önemsiyoruz. CHP'nin ve MHP'nin Kürdistan'ın kapılarında biten etkinliğine mukabil HDP, 30 Mart seçimlerinde Türkiye'nin her yerinde aday gösterdi, her yerinden oy aldı. Faaliyetin çapından söz edeceksek bugün devlet partisi olan Adalet ve Kalkınma Partisinden sonra Türkiye'nin en büyük alanında, her ilinde faaliyet gösteren ikinci parti biziz. İktidarın adayı olmamız bu yüzdendir" diye konuştu.

Ezilenlerin gündemi ile hareket ettiklerini anlatan Kürkçü, "Okmeydanı'nda, Sivas'ta, Pazarcık'ta Aleviyiz, Çuvurova'da Hatay'da Arap'ız, Akdeniz'de Ege'de Türkmeniz, Trabzon'da Giresun'da Laz'ız, Kürdistan'da Kürt'üz" dedi.

"O KÜRT, SİZİN BİLDİĞİNİZ KÜRT DEĞİL"

Kendilerine "HDP'ye kimsenin ihtiyacı olmadığının" anlatılmaya çalışıldığını dile getiren Kürkçü, şunları söyledi:

"Madem bu kadar beyhude bir işle uğraşıyoruz, neden o zaman Sinop, Ordu, Fethiye, Aksaray, Urla, Tekirdağ'da bindirilmiş kıtalarınızı üzerimize yolluyorsunuz? Neden bunca mürekkep, televizyon programını güya bu beyhude girişimi ortadan kaldırmak için harcıyorsunuz? Nedeni çok basit, aslında HDP'nin yükselen güç olduğunu, Türkiye'nin çapraşık, toplumsal ve siyasal meselelerinin üstünden gelmesi için halklarımızın kendi kaderinin ellerine almasının biricik kaldıracı olmaya aday olduğumuzu biliyorsunuz, görüyorsunuz. İşte bütün bu edebiyat bundan. Beyhude korkularınız ile baş başa bırakıyoruz, haklarımızın geleceğine ortaklaşa yürümeye devam ediyoruz."

HDP'nin halkı, halkın HDP'yi değiştirdiğini öne süren Kürkçü, "O Kürt, sizin bildiğiniz Kürt değil. İki duayı ezbere bildiğiniz için sizde bir hikmet görecek ya da onun devlette bir işini hallettiğiniz için sizin partinize oy verecek olan Kürt değil. O artık o yoldan gitmiyor. O artık yüzünü Türkiye'nin, dünyanın, Ortadoğu'nun emekçilerine çeviriyor. Türklere sadece ulusalcılığı, Kürtlere ise sınıf mücadelesini layık görenlere söylüyoruz, Kürtler bugün Ortadoğu'nun yükselen gücü, Ortadoğu'yu devrimci olarak değiştirecek olan en büyük dinamiktir" dedi.

"BİZ, BU SİSTEMİ BEĞENMİYORUZ"

HDP Eş Genel Başkanı Sebahat Tuncel de çok kritik bir dönemden geçildiğini belirterek, "Türkiye halkları, barış, adalet ve özgürlük istiyor" dedi. Düzen partilerinin sonuna gelindiğini öne süren Tuncel, artık sıranın halkın kendi sözünü söyleyeceği partilerde olduğunu ifade etti. HDP'nin halkın kendi sözünü söyleyebileceği tek parti olduğunu öne süren Tuncel, şöyle konuştu:

"Biz, bu sistemi beğenmiyoruz, bu şiddet üreten, baskı üreten, toplum üzerinde terör estiren, işçisini emekçisini yok sayan, madencileri Soma'da olduğu gibi madene gömen, Kürdistan'da savaşta gençleri ölüme mahkum eden, kadını ikinci konuma mahkum eden, derelerimize HES'ler yapan bu zihniyeti, bu yönetimi kabul etmiyoruz. O yüzden biz, yönetime adayız. Biz, diyoruz ki Türkiye değişecek, sizlerle, bizlerle, HDP ile değişecek."

Türkiye' özgürleştireceğiz, demokratik özerk Kürdistan'ı inşa edeceğiz ve demokratik cumhuriyeti inşa edeceğiz" diyen Tuncel, Türkiye halklarını birlikte özgürleştireceklerini savundu.

Demokratik çözüm sürecini, bütün Türkiye halkları için olmazsa olmaz diye nitelendiren Tuncel, şunları kaydetti:

"Şimdi bu özgürlük yürüyüşünü Türkiye halkları ile buluşturma zamanıdır. O yüzden biz buradan hükümete bir çağrıda bulunmak istiyoruz. Şimdi barış için niye duruyorsunuz? Yeni bir süreç başlatıldı. 2013'te Kürt halkı, Sayın Öcalan'ın başlattığı demokratik çözüm süreci bütün Türkiye halkları için olmazsa olmaz bir süreçtir. Şimdiye kadar diyordunuz ki muhalefet engeldir. Geçenlerde anamuhalefet partisi lideri Diyarbakır'a gitti ve 'Çözüm yasal bir zemine kavuşturulmalı' dedi. İşte önümüzde engel kalmadı. Buradan derhal bu sürecin yasal zemine kavuşturulması ve Türkiye'de Kürt sorununun demokratik barışçıl çözümü konusunda somut adımların atılması gerekiyor. HDP olarak bunun öncülüğünü yapmaya aday olduğumuz, bunun sorumlusu olduğumuzu her yerde ifade ettik. Bu sürecin kalıcı barışa ulaşması için üzerimize gelen her türlü sorumluluğu yerine getireceğiz ama şuna da izin vermeyeceğiz. Bu süreci sabote eden, bu süreci bozmak isteyenlere, bu süreci geliştirmek yerine Kürdistan'da kalekol yapan, güvenlik barajı yapanlara karşı her zaman mücadele etmeye devam edeceğiz."

SELAHATTİN DEMİRTAŞ : "GERÇEK UMUDUN ADRESİ OLARAK KONGREMİZİ GERÇEKLEŞTİRİYORUZ"

Eş Genel Başkan adayı Selahhattin Demirtaş, "Uzun yıllardır neredeyse her toplantımızı tarihsel bir misyonla, tarihsel bir sorumlulukla gerçekleştirdik. İşte bir kez daha, benzer bir tarihi süreç içerisinde yine aynı sorumluluk ve ciddiyet çerçevesinde bir kongre daha başarıyla pratikleşiyor. Ülkemizin etrafının kan ve barut kokusu içerisinde inim inim inlediği bir dönemde, bütün Ortadoğu coğrafyasının alt üst oluşlarla çalkalandığı, içeride de otoriter karakteri ile vatandaşlarımıza korku salan bir hükümetin iş başında olduğu bir süreçte, sudan çıkmış balık misali çaresizce çırpınan bir muhalefetin hazin durumunun yarattığı umutsuzluk ortamında, gerçek umudun adresi olarak kongremizi gerçekleştiriyoruz" dedi.

"HDP HAKKIN VE ADALETİN GERÇEK TEMSİLİNİ VAR EDECEK TEK UMUT HALİNE GELMİŞTİR"

Demirtaş, " Acılarla dolu bir geçmişe, kahramanlıklar ama aynı zamanda trajedilerle dolu bir tarihe sahip olan coğrafyamızda, kronikleşmiş ve çözüm bekleyen sorunlar yumağı içerisinde, Halkların Demokratik Partisi artık değişimin, özgür geleceğin, barışın, hakkın ve adaletin gerçek temsilini var edecek tek umut haline gelmiştir. Öyle ki; Pir Sultan'ın da Şeyh Bedreddin'in de yoldaşlarının gözü artık bizdedir. Ahmedê Xanî'nin, Şems-i Tebrizi'nin arkadaşları bizimle yan yanalar. Şêx Saîd'in, Seyit Rıza'nın torunları el ele tutuşup ön saflarda yerlerini aldılar. Deniz'in, Mahir'in, Ulaş'ın, İbo'nun, Mazlum'un can yoldaşlarıyla birlikte yürüyoruz. Nazım Hikmet'in, Hrant Dink'in, Orhan Doğan'ın kardeşleriyle can olduk candaş olduk. Uğur'un, Ceylan'ın, Berkin'in ağabeyleriyle, ablalarıyla tek yüreğiz artık. Ali İsmail'in de Medeni Yıldırım'ın da emanetleri bizdedir. 'Hak Muhammed Ali' diyenin de, 'Dünyanın bütün emekçileri birleşin' diyenin de, 'La ilahe illallah' deyip dualarını bizden esirgemeyenlerin de, 'Êdî bese, ez ji li virim' diyenlerin de gönlü bizdedir. Yanı başımızda mezheplerinden dolayı insanların birbirini kestiği, boğazladığı bir coğrafyada bütün farklılıklarımızla birlikte, bir arada durmak, gerçek kardeşliğin ve eşit yurttaşlığın sesi, soluğu olmak bizim için de çok kıymetlidir, çok anlamlıdır. Ancak bu büyük onurun büyük sorumlulukları da vardır elbette. Mademki fabrikada, madende terleyen işçinin sesi olacağız, madem ki tarlada kavrulan ırgatın nefesi olacağız o halde en az onlar kadar çok çalışacağız, onlar kadar çok yorulacağız" diye konuştu.

"700 BİN DOLARLIK SAAT TAKANLARDAN OLMAYACAĞIZ"

Demirtaş, "Zihni örtülüyle değil ama başı örtülüyle el ele olacağız. Gözü açıkla değil ama gönlü açıkla omuz omuza yürüyeceğiz. Çalanla çırpanla değil, paraları sıfırlayanla değil, helal kazanıp helal yiyenle yoldaş olacağız. Belki birçoğunuzun bildiği bir kıssayı hatırlatmak isterim. Vakti zamanında yüklerin hamallar tarafından taşındığı dönemlerde, hamalın biri ağır yükün altında iki büklüm yolda giderken, süslü bir kadın hamalı durdurur ve “hamal hamal saat kaç" diye sorar. Hamal da güçlükle kadına bakar ve “saat 35" der. Kadın, 'Hamal, hamal, hiç sat 35 olur mu?' der. Hamal da öfkeyle kadına bakar ve 'Kadın kadın hiç hamalın saati olur mu?' der. İşte biz halden hamaldan anlamayanlardan, 700 bin dolarlık saat takanlardan olmayacağız. Saati olmayan hamalın yükünü paylaşacağız. Bugünkü genel kurulumuz bu güne kadar Türkiye 'de yapılan bütün parti kongrelerinden farklı bir ruhla, böylesine farklı bir anlayışla gerçekleşiyor. HDP ve HDK çatısı altında bu güne kadar büyük emeklerle çaba sarf eden bütün arkadaşlarıma, bu görkemli projeyi bu aşamaya getirdikleri için sonsuz teşekkürlerimi sunmak istiyorum. Gerçek birlik ve özgür gelecek projesi olan HDP çalışmalarına daha ilk aşamadan bu yana destek olan Sayın Öcalan'a teşekkür etmek istiyorum. Irkçılığın ve faşizmin tuzaklarına düşmeden, mezhepçiliğin ve dinciliğin dayattığı hatalara pirim vermeden ortak vatanı özgürlükler cenneti yapmak için daha fazla dayanışma ve bir birimize sahip çıkma zamanıdır. 100 yıl önce bölgemizde sınırları yeniden çizen egemenlerin şimdi bir kez daha kaderimize el atmalarını engellemek istiyorsak birlik olmak dışında çıkış yoktur, kurtuluş yoktur" dedi.

"TEKÇİ KİMLİKLER ÜZERİNE İNŞA EDİLMİŞ ULUS DEVLETLERDEN BİZE HAYIR YOKTUR"

Demirtaş, "Tekçi kimlikler üzerine inşa edilmiş ulus devletlerden bize hayır yoktur, ezilene fayda yoktur. Bunun en yakın ve en sıcak örneği Rojava başarısıdır. Bütün kimliklerin ve inançların, bütün mezheplerin eşit olduğu, eşit muamele gördüğü ve eşitçe yönetime katılarak egemenliği paylaştığı modeller Ortadoğu ve Türkiye için en gerçekçi modellerdir. Bizler bu anlayışla komşu halk ve devletlerle ilişki geliştirirken her halkın ve kültürün yaşam hakkını savunacağız, dostluk ve eşitlik temelinde kardeşlik ilişkisi geliştireceğiz. Rojava ve Kürdistan Federe Bölgesi başta olmak üzere Türkiye-Kürdistan ilişkilerinin güçlenerek gelişmesini ve bu ilişkinin bölge barışına katkı sunmasını destekleyeceğiz. İşçinin emeğinin acımasızca sömürülmediği, köylünün üretimden kopmadan insan gibi yaşadığı, Müslüman'ın Müslüman gibi, Yahudi'nin Yahudi gibi özgürce nefes aldığı, kadınların, gençlerin kendi kimlikleriyle yaşamın her alanında var olduğu, çevrenin-doğanın korunduğu bir gelecek istiyorsak işte bunun yolu da birlikte yaşam-birlikte yönetim modellerinin inşasından geçer. Çok dilli, çok inançlı bir ülkede tek dil-tek millet dayatması ile faşizmi demokrasi adı altında yutturmaya çalışanlar yolun sonuna geldiğini bilmeliler. Tek tek diyerek tekleyen zihniyete karşı demokratik birliği savunacak, ortak vatanda demokratik ulusu inşa edeceğiz" diye konuştu.