Yeni Yazısı > Hayrünnisa Gül'ü kutluyorum - 22.04.2011

Hayrünnisa Gül'ü kutluyorum
22 Nisan 2011

Cumhurbaşkanı Abdullah Gül, Çankaya Köşkü’ndeki resepsiyonlara muhalif ya da devletin resmi ideolojisi ile taban tabana zıt sanatçı ve aydınları da davet ediyor. Bu adımın “devletin tüm kurumlarında tek bir görüşün hâkim olduğu şeklindeki izlenimi” yıkması açısından ciddiye alınması gerektiğini pek çok kez yazmıştım. Demokrasi çıtamızın -devlet katında- bir tık yükselmesi adına önemli şeyler bunlar. Kutuplaşmanın feci boyutlara ulaştığı, sanatçıların bile “sizden bizden” diye ikiye bölündüğü bir dönemde bıçaklı saldırıya uğrayan Bedri Baykam’ı tedavi gördüğü hastanede ziyaret eden Cumhurbaşkanı Abdullah Gül’ün eşi Hayrünnisa Gül’ü kutluyorum.

[[HAFTAYA]]

Bedri Baykam’ın görüşleri kimileri için kışkırtıcı olabilir. Ancak Baykam önemli bir aydın ve dikkate alınması gereken bir muhaliftir. Türkiye, sadece ekonomik ölçekte değil, demokrasi ve insan hakları standartlarında da belli bir yere gelmek istiyorsa farklı düşünenlerin yakıldığı, dövüldüğü, horlandığı dönemleri geride bırakmak zorunda.

Orhan Pamuk’un birçok görüşünü paylaşmıyorum ama ölüm tehditleri almasından ötürü dehşete düşüyorum. Fazıl Say’ın kimi çıkışlarını provokatif buluyorum ama hoşgörüsü gelişmiş demokratik bir toplumda sanatçıların buna hakkı olduğuna inanıyorum. İşte böyle bir ortamda Bedri Baykam’ın bıçaklanmasına siyaset önderlerinin daha sert tepki vermesini beklerdim. Böyle zamanlarda sanatçılara en çok karşıt görüşte olanların destek vermesi, sempati göstermesi beklenir. Biz henüz bu noktada değiliz maalesef.

Milliyet ve Vatan’ın satışı

Milliyet ve Vatan’ın Demirören-Karacan ortaklığına satışıyla ilgili karar önceki gün açıklandı. Aynı medya grubunun çalışanları olduğumuz için biz de gelişmeleri merakla izliyoruz. Dışarıdan bakınca, satışı polemik konusu yapmak isteyenler çıkabilir. Çalışanlar ise kendilerini nasıl bir geleceğin beklediğini konuşuyor. Demirören’i çok tanımıyorum ama Karacanlar yayıncılıkta saygın bir aile. Milliyet markası zaten ilk kez onlarla yola çıkmıştı. Gazetenin itibarlı pozisyonunu koruması için önümüzdeki dönemde de ellerinden geleni yapacaklardır.

Aydın Doğan’dan Hanzade Doğan Boyner’e kadar iki kuşak boyunca Doğan Ailesi, Doğan Gazetecilik çatısı altında sahip olduğu medya varlıklarının saygınlığı için büyük emek ve finans gücü ortaya koydu. Bu grupta yer alan Milliyet, Vatan, Posta ve Fanatik gazeteleri, Türkiye’de etkinlik ve toplam reklam geliri açısından hep zirvelerde oldu. Doğan Gazetecilik’teki Radikal Gazetesi, kısa süre önce Hürriyet bünyesine transfer olmuştu. Satışla ilgili ayrıntılar ortaya çıktıkça, bu süreci takip eden okurlarımıza yorumlayabiliriz; ancak bizim dünyamızla ilgili pek dikkati çekmeyen bir detayı paylaşmak istiyorum. Posta olarak uzun yıllar Milliyet, Radikal ve Fanatik gazeteleri ile İstanbul-Bağcılar’daki Doğan Medya Center (DMC) binasını paylaştık.

Aramızda doğal olarak rekabet de vardı ama galiba yöneticisinden danışma görevlisine kadar hepimiz takımın parçası olmayı başardık. Gazetecilerin görevlerini yaparken en fazla ihtiyaç duyduğu şeylerin başında ulaştırma araçları gelir. İşine gidemeyen, geciken ya da sözleştiği saatte alınmayan muhabirin ilk patladığı kişi ulaştırma servisi çalışanlarıdır.

Onlar bir gazetenin sağlıklı şekilde okura ulaşmasında kilit görevdeki insanlardır. 23 yıldır aktif gazetecilik yapıyorum. Birçok kurum ve farklı binada çalıştım. Bizim DMC binasının ulaştırma servisi kadar tıkır tıkır işleyen bir yer görmedim. Fikret Koç başta olmak üzere neredeyse 24 saat kar-kış demeden mesai yapan Enver Bulucu, Fahri Aktürk, Recep Kul, Ethem Çıracı’nın şahsında tüm idari çalışanlara ve şoförlere kocaman bir teşekkür borcumuz var.