Hayat verirken sağlığı hiçe sayıyor
10 Aralık 2009

Esra Ceyhan’la Hayat (TRT 1) eski halinden biraz daha farklı. Daha muhafazakar mı desek? Belki Ceyhan’ın yayınlarda sıklıkla örtünmesi bu farklı fotoğrafın nedeni. Neyse... Her gün birkaç hekim alıyor Hayat isimli programına. Bildik şeyleri o denli iyi pazarlıyor ki, anatomi dersine giriyormuş gibi hissediyor insan... Sudan gelen sağlıktan kalp hastalıklarına, şişmanlık tedavisinden bitki kürlerine kadar bir poliklinik tadı bırakıyor izleyende. Ama bir hata yapıyor... Programını led ekranın önünden sunuyor. Bu türden ekranların en büyük defosu özellikle çocuk hastalarda sara (epilepsi) krizlerini tetiklemesi... Yani aralıksız izleyen bir çocuk, Esra ablası sayesinde hayatını zehir edebilir. Bu kadar sağlık konuşulan bir ortamın bu denli sağlıksız oluşu; ne demeli sahi?..

Gecenin Melekleri’ne dikkat!

Kahramanlar (Show TV) takıntısı devam ediyor bende. Belki daha iyi işleri gördüğümden. Çoktandır ekranda eksik bir şey var. Reality programları... Bir tanesi KanalTürk’te başlamış. Gecenin Melekleri. 112 Acil Sağlık ambulanslarının içinde yaşananları gösteriyor. Bir program içinde en az beş can kurtarılıyor...

O kadar sahici çekilmiş ki sahneler, o kadar da sahici zaten. İçimden geçiriyorum; “Keşke aksiyon senaristleri yararlansa bu programdan”. Neyi yapmayacaklarını öğrenirler o bir saat içinde...

Gecenin Melekleri ekranda değil, akıldaki boşlukları da dolduruyor; hatırlatması benden!

Katil kurbanını yaşatıyor...

Sinemayı televizyon öldürdü.

Bir dönem salonların yerini ekran karşısındaki kanepeler almışsa, katil elbette ki uşak değil...

Ama bir şeyler değişiyor. Türk Sineması inceden bir kıpırdanma halinde. Salonlar doluyor, gişelerin bazısı kapalı seanslarda...

Sinema iyi bir yere yürüyor. Ve sıkı durun yol arkadaşı televizyon. Dikkatli gözlerden kaçmamıştır; Türk Sineması’nın sponsorluğunu televizyonlar üstleniyor...

Kurtlar Vadisi Star’ın katkılarıyla, Acı Aşk ise Show TV’nin katkılarıyla çıkıyor piyasaya mesela.

Gözden kaçırdığım daha neler vardır... İlginç değil mi, katiliniz sizi yeniden doğuruyor. Korku filmi gibi!

Hamdi Bey Özgü Namal'mış

Ve Hamdi Bey’in kim olduğu ortaya çıktı. Biliyorsunuz yıllarca Acun Ilıcalı’nın Hamdi’sini merak edip durdu bu ülke. Ve ne yaptı etti yüzünü göstermedi Hamdi Bey... Ama şimdi kabak gibi ortada. Axess kartın reklamlarında arz-ı endam ediyor. Üstelik pek de tanıdık bir yüz; Güllü. Durun düzeltelim; Özgü Namal aslında... Hanımın Çiftliği’nden sonra minik ama cabbar kız imajı zedelenmişti Namal’ın. Şimdi reklamlarla yine o türden bir enerji topluyor... Var mısın Yok musun ekibi, ekranda yaşadıkları heyecanın meyvesini hâlâ topluyor; gözlerinin önündeki Hamdi Bey’le birlikte para basarak. Güle güle harcasınlar diyelim!

Ağır yayına geçtiler...

Tokat’ta 7 şehit verdiğimiz gün ekranlar değil ama haberler ağır yayına geçti. Üstelik Kanal D çok saygın bir şey yaparak bültenin önündeki Baba Haber geyiğini o gün yayınlamadı... Elbette bir yas duyarlılığı bekliyor insan. Bu kadar gerilmiş bir toplumun gazını almak için en azından. Kanal D Haber’in bu jesti gözden kaçmıyor. Buna da şükür diyoruz!

Karavan mı veriyorsunuz?

Ekranın iyi yüzlerindendi Zeynep Kasımlıoğlu. Neden sonra kayboluverdi ortadan. Evlilik, çocuk filan derken unutturdu kendini. Bir dönem magazin basınındaydı. Şimdi STV’de...

Önceki gün Vicdanın Sesi isimli kadın kuşağını sunarken gördüm kendisini. Müge Anlı, İkbal Gürpınar, Serap Ezgü ve diğerlerinin sundukları cinsten bir kuşak...

Acılı birileri var. Ve tam ekran ağlıyorlar televizyon kutusunun içinde. Bu programın ağlayanı Zara isimli bir genç kadın. Ailesi iftirayla yüz çevirmiş kadına. Üç çocuğunu göstermiyorlar. O da çareyi ekranda bulmuş. Acı bir sahne...

Bir telefon bağlantısı geliyor. Hayırsever bir vatandaş iş imkanı sunuyor kadına. Vatandaşın soyadı Kara olarak yazılmış. Tashih ettiriyor arkadaşımız. “Kara değil, Karavar” diyor...

Zeynep tashihi duymuyor ama güzel uyduruyor; Karavan mı veriyorsunuz Zara’ya? Gülüyorum bir yandan ama içim buruk...

Ne çok gözyaşı var artık ekranda!