'Hatalarım olmuştur'

Ben sorunları söylerken doktrinleri de arada verdim. Hatalarım olmuştur. "Ders almam ders veririm" lafını hataların içine katmıyorum. Bugün olsa yine söylerim. Onun dışında keşkelerimin ve hatalarımın olacağını da ifade ediyorum. Elimi taşımın altına sokuyorsam hatam olur. Bunları seve seve kabul ederim ama onu hayır!

'Hatalarım olmuştur'

Brüksel'deki Belçika maçından sonra görevi Ermenistan maçının ardından bırakacığını açıklayan Milli Takımlar Teknik Sorumlusu Fatih Terim basın toplantısıyla görevine veda etti. Terim'in basın toplantısından satırbaşları şöyle:

- "Ne Mahmut Özgener ne de herhangi bir yöneticiyle en ufak bir sorunum olmadı"

- "Türkiye-Almanya maçını 1,5 milyar insan izlemiş"

- "Görev yaptığım dönemlerde baktığımızda, başlangıçta küçük bir rakam olan sponsor gelirleri de arttı"

- "Benim sorumluluğumdaki 4 yılda a milli takım'a ilk kez çağırılan 25 oyuncu var"

- "Arda, Nuri, İsmail, Batuhan, Gökhan gibi oyuncular bu listede. Bu gençlerin kazanılmasında payım olduğu için çok mutluyum"

- "Ama genelde bana onlar değil çağırmadıklarım soruldu"

- "Futbol topu ile okulları bir türlü barıştıramadık"

- "Alt yapıya önem verilmiyor"

- "Kulüpler arası rekabet kızıştıkça yabancı oyuncu sayısı bir hayli arttı"

- "Yabancı oyuncu transferine bazı kriterler getirilmeli"

- "Milli takımlar hala çağın şartlarına uygun örnek kamp ve eğitim merkezine kavuşabilmiş değil"

- "Futboldaki artan maç trafiği, oyunun yüksek temposu ile birleşince sakatlıklar ülkemizde büyük bir sorun haline geldi"

- "Yerli hoca mı gelsin, yabancı mı gelsin" tartışmalarını anlayamadım"

- "Hatalarım olmuştur. "ders almam ders veririm" lafını hataların içine katmıyorum. Bugün olsa yine söylerim"

- "Milli takımlarda olabilirim. Nasıl başka arkadaşlarımız milli takımlarda olabiliyorsa ben de olabilirim. İllaki kulüp takımıyla anlaşacağız diye bir şey yok"

Terim'in açıklamalarının tamamı 2. sayfada...

"BU YARGILAMA TOPLANTISI DEĞİL"

Bugün Swiss Otel'de düzenlediği basın toplantısına "Bu bir sorgulama toplantısı, yargılama toplantısı değil. Lütfen bunu böyle algılayın. Türk futbolu ile ilgili tespitlerimi bugün sizlerle paylaşmak istiyorum" diyerek başlayan Terim, şöyle konuştu:

"Çoğunuzla uzun yıllardır birlikteyiz. Hep birlikte iyi-kötü günlerimiz oldu, galibiyetlerin sevincini yenilgilerin üzüntüsünü paylaştık. Beni aşağı yukarı oyunculuğumdan itibaren tanıyanlar var aranızda. Tartıştıklarımız da oldu ama hep aynı gemide yolculuk ettik. Futbol karieyerim boyunca çeşitli ve saygın görevlerde bulundum Allah'a çok şükür onurlar yaşadım, başarılar yaşadım, herkese kısmet olmayacak mutluluk tattım. Ama her profesyonel gibi ben de görevimden ayrıldım. Eliştirileri zaman zaman sineye çekmiştim ama bu defa böyle yapmamaya karar verdim ve basın toplantısıyla, Türk futbolu ile ilgili tespitlerimi bugün sizlerle paylaşmak istiyorum. Bu bir sorgulama toplantısı, yargılama toplantısı değil. Lütfen bunu böyle algılayın.

Verdiğin her karar, attığım her imzanın arkasındayım. Durmaya da devam edeceğim.

Bedeli kendinden bir başkasına ödetecek bir yapıda değilim. Her konuda çok sağlam kararlar verdiğime inanıyorum. Keşke dediklerim oldu tabii ki. Pişmanlıklarım var tabii ki. Ancak futbol bilgime, tecrübelerime güvendiğim için hep içimden gelen sesi dinledim. Yanlışlarım doğrularımı götürmedi.

Sözleşmem 2012 yılına kadar uzatıldı. Hasan Doğan'ın vasiyeti doğrultusunda çok kapsamlı bir faaliyetin gerekli olduğunu düşünüyorduk, çalışmalara da başlamıştık. 2010 finallerine gidebilmek en önemli hedefimizdi. Elenince istifamızı açıkladık. Vedalar hüzünlüdür. Belçika maçından sonra açıklama yapmam zorunlu oldu. Ancak güzel ayrılıkların yaşanmasına da örnek olmalıyız. Uyum içinde çalıştığım mesai arkadaşlarımızın daha rahat çalışmaları için bugün buradayız. Türk futboluna güzel bir gelecek sunmak için...

Bakıldığında; attığımız gollelerin yediğimizden çok, galibiyetlerin mağlubiyetlerden çok olduğunu göreceksiniz. Bunu istatistiklerde göreceksiniz. Yani istikrarı göreceksiniz. 4 senedir istikrarlı görünüyoruz. Sahada oynanan futbol ve alınan sonuçların ötesinde çok yararlı işlere imza attık. Çizgidiğimiz görüntü sempatik, yenilgiyi kabul etmeyen bir takım olduk. Türk milli takımının marka değerinin de özellikle avrupa Şampiyonası sonrasında çok önemli bir yer tuttuğunu düşünülyorum. Muhakkak ki bun da yönetim becerisi önceliklidir. Ancak ürün kaliteli değilse, marifetiniz ne kadar büyük olursa olsun yukarıya çekmek zor olabilirdi.

En büyük hatam inanmak, inandırmak, kazanmak ve kazandıktan sonra insanları mutlu etmek en büyük hatam oldu. Bundan sonra beklenti arttı"

Devamı 3. sayfada...

"TÜRKİYE-ALMANYA MAÇINI 1,5 MİLYAR İNSAN İZLEMİŞ"

Terim konuşmalarını şöyle sürdürdü:

"Türkiye-Almanya maçını 1,5 milyar insan izlemiş. Görev yaptığım dönemlerde baktığımızda, başlangıçta küçük bir rakam olan sponsor gelirleri de arttı. Burada başkan ve yönetimin de payı büyük ancak markanın değerinin de çok önemli olduğunu düşünüyorum. Ürün kaliteli değilse bunu yukarı çekmek çok zor olurdu. Görmezden gelinen başka hamlelerimiz de oldu. Mesela Türkiye'de lisanslı oyuncu sayısının artması için yapılan çalışmalar. Milli takımların genç oyuncular kazanabilmesi için arkadaşlarımızla büyük çaba harcadık. Benim sorumluluğumdaki 4 yılda A Milli Takım'a ilk kez çağırılan 25 oyuncu var. Arda, Nuri, İsmail, Batuhan, Gökhan gibi oyuncular bu listede. Bu gençlerin kazanılmasında payım olduğu için çok mutluyum ama genelde bana onlar değil çağırmadıklarım soruldu.

Üniversiteler ile sağlam ve kalıcı bir bağ kurmaya çalıştık. Gençlerimizi geleceğin çetin rekabetine hazırlamaya çalıştık. Milli Takım'a ev yapmaya çalıştık. Hangi statta oynarsak oynayalım taraftar desteğini yüzde yüz arkamızda hissettiğimiz maçlar oldu. Ne yazık ki medyamız bu tip olaylara ve geleceğe yönelik çalışmalarımıza mesafeli durdu.

Dünya Kupası'na katılma şansımız kalmayınca gazetelerde milli takımın hataları ve günahları sıralandı. Doğrudur, hatalar olmuştur. Son 15-20 yıla kadar dünya futbol tarihinde yeri olmayan bir ülkenin çocuklarıyla devrim yapmak için ben de hata yaptım. Bence en büyük hatam inanmak, inandırmak, kazandıklarıyla milyonları memnun etmek ve bunun sonucunda beklentileri yükseltmek oldu"

Terim'in Türk futbolu ile ilgili tespitleri 4. sayfada...

TERİM TÜRK FUTBOLU İLE İLGİLİ TESPİTLERİNİ İSE ŞÖYLE SIRALADI:

-Benim futbol oynadığım dönemde uluslararası rekabet denilince akla milli takım gelirdi. Kulüp takımları alt yapı olarak düşünülüyordu. Endüstriyelleşen futbolla birlikte kulüp takımları başrole geçti. Türkiye'de üst yapı gelişiyor ama bu hiçbir zaman altyapıya yansımıyor. Futbolumuzun gövdesi kocaman ama ayakları incecik. TFF'nin fonlarına UEFA'dan gelen yardımlara karşılık alt yapılarımız yeterli değil. Sadece 8 kulübün altyapısı yeterli.

YABANCI TRANSFERİNE KRİTER GETİRİLMELİ

-Kulüpler arası rekabet kızıştıkça yabancı oyuncu sayısı bir hayli arttı. Yıldız oyuncu sayısı son yıllarda çok azaldı. Bu oyuncuların da birçoğu milli takım maçlarında tanındı. Yabancı oyuncu transferine bazı kriterler getirilmeli. Takımların çoğu defans ve orta saha göbeği için yabancıları tercih ediyor. Bu pozisyonlardaki Türkler yeteri kadar şan alamıyor. Yabancıların serbest olmasından yanayım ama bunun yanında kriterler olmalı. Yurt dışında oynayan oyuncularımız arttırılmalı.

-Bunca yabancı transferine karşılık ligimiz çok da kaliteli değil. Avrupa'nın kalburüstü liglerinde oynayan futbolcularımızın sayısı çok az. Yarıştığımız takımlardan mesela İspanya'nın kadrosunda 29 oyuncudan 28'i İspanya ya da İngiltere'de oynuyor. Bosna'nın 25 oyuncusunda 1 tanesi Bosna'da oynuyor. Bizim milli takıma çağırdığımız isimlerden 28'i Süper Lig'den. Türkiye'nin Almanya, İspanya, İtalya, İngiltere gibi rekabetin yüksek olduğu liglerde oynayan futbolcularının çoğalması lazım.

-Türk futbolcusu fizik kondisyonunun yetmediği gün, moral kondisyonu ile bunu tamamlar. Motivasyon sözcüğüne bu nedenle sihirli bir anlam yükselmiştir. Futbolcularımızı artık fizik açıdan da daha iyi yetiştirmeliyiz. Kulüplerimizi bu konuya daha çok önem vermeli.

FUTBOL TOPU İLE OKULLARI BARIŞTIRAMADIK

-Futbol topu ile okulları bir türlü barıştıramadık. Şu anda iki dev protokole rağmen herhangi bir adım atılmadı. Türk futbolcusu iyi eğitimli değil. Planlama ve koordinasyonda Avrupalı meslektaşlarının gerisinde. Üniversitelerden istifade alanımız çok düşük. Futbol sanki bilimden korkuyor.

-Riva'ya kaç kez gittiğimizi hatırlamıyorum. Milli takımlar hala çağın şartlarına uygun örnek kamp ve eğitim merkezine kavuşabilmiş değil.

-Türk futbolu Avrupa'daki futbolcuları izlemek konusunda çağın gerisinde kalmıştır. Avrupa'daki Türk futbolcuların çoğu anadilini konuşamıyor. Yaz kamplarına davet ediyoruz, sürekli izletiyoruz. Kulüplerimiz de oradaki 5-6 milyon gencimizden faydalanması lazım. Avrupa'daki izleme komitelerini bir avuç insana bırakmamalıyız.

SAKATLIKLAR BÜYÜK SORUN

-Futboldaki artan maç trafiği, oyunun yüksek temposu ile birleşince sakatlıklar ülkemizde büyük bir sorun haline geldi. Sorunu sadece sağlık ekibine bağlamak sığ düşünceden öteye gitmez. Sporcularımızın beslenme düzenlerini ve kalitelerini mercek altına almalıyız. Futbolda dünya devi olmak için hep birlikte bir hamle yapmalıyız. Nasıl penaltıları gittiğimiz zaman milyonlarca kalp hep birlikte atıyorsa yine öyle olmalıyız.

Birlikte çalıştığım tüm başkan ve yöneticilere bana verdiği destekleri nedeniyle bir kez daha teşekkür ederken, Hasan Bey'i de bir kez daha anıyorum. Yardımcılarımdan Müfit Erkasap ve Eser Özaltındere benim kader birliği yaptığım ve futbolculuğumdan da tanıdığım arkadaşlarım. Onlara teşekkür ediyorum. Kısa süreli de olsa beraber çalıştığım Mehmet Özdilek'e teşekkür ediyorum. Başarılarıyla her zaman gurur duyuyorum. Metin Tekin ve Oğuz Çetin, her türlü eleştiriye rağmen kulaklarını tıkadılar ve karınca gibi çalıştılar. Onlara da teşekkür ederim.

YERLİ HOCA, YABANCI HOCA TARTIŞMALARINI ANLAMIYORUM

Fatih Terim, soru-cevap bölümünde ise TFF yönetiminden kimseyle bir problemi olmadığını açıkladı. Terim milli takımın başına "yerli hoca mı gelsin, yabancı mı gelsin" tartışmalarına ise anlam veremediğini söyledi. Terim şu ifadeleri kullandı:

"Yerli ya da yabancı oyuncu konusunda ben fikrimi belirttim ama size de açıkçası bir sezenişte bulunmak istiyorum. Seversiniz sevmezsiniz ama bir milli maç var ve sokaklara düşüp yerli mi olsun yabancı mı olsun diye soruyorsunuz. Sevgi bekleyemem ama saygı beklemek hakkım. Pazardan yola çıktınız ve Pazartesi, Salı, Çarşamba sabahı soruyorsunuz, "Yerli mi olsun, yabancı mı olsun?"

Ben doğru olan bir şeyi ne zaman sizle paylaşmadım. Şu ana kadar Atletico Madrid'den teklif aldığımı bir tek ben bilmiyorum. Her teklimizde ya da istifamızda ilk sizin haberiniz olmadı mı? Sadece bir telefonla sormak yeter. Benim Atletico Madrid stadında maç izlediğimi söylüyorsunuz. Başkanıyla samimi olduğunu söylüyorsunuz. Benim böyle bir durumum yok. Belki sonra teklif yaparlar, konuşuruz ama şu anda yok. Ben bir takımı çalıştırırken başka bir yerle görüştüm mü? Daha istifamı buradan ayrıldıktan sonra yazacağım. Böyle bir durumu bana nasıl reva gördünüz. Hocanız Fatih Terim'i kimler istiyorsa bunu sizlerin bilme hakkı vardır. Bunu halkımızla da sizlerle de paylaşırız.

'DERS ALMAM DERS VERİRİM'

Ben sorunları söylerken doktrinleri de arada verdim. Hatalarım olmuştur. "Ders almam ders veririm" lafını hataların içine katmıyorum. Bugün olsa yine söylerim. Onun dışında keşkelerimin ve hatalarımın olacağını da ifade ediyorum. Elimi taşımın altına sokuyorsam hatam olur. Bunları seve seve kabul ederim ama onu hayır! Okullarda neden futbol yok diyoruz. 50 bine yakın ilköğretim okulumuz var. 20 milyona yakın kız-erkek öğrencimiz var. Futbol nasıl yasak olur bir ülkede. Son günlerdeki güncel konulardan bir tanesi seçmeli ders haline getirilen Beden Eğitimi. Nasıl olacak bu iş? Bin sporcudan bir tane yıldız çıkıyor. En önemlisi 20 milyona yakın olan doğal kaynağa dönmektir. Protokoller imzalandı ama nerede? Her olimpiyattan sonra da olimpiyatları masaya yatırdığımızı unutmayın. TFF müfredatı yazmak üzere gençlerimiz böyle çalıştırılmalı diye. Burası en önce el atılması gereken yerdir.

Muhakkak ki TFF Başkanı ve Yönetim Kurulu olarak her şeyi düşünmüşlerdir. Oradaki insanlar boşu boşuna hareket etmezler. Dolayısıyla ona göre bir deklarasyon yayınlamışlardır. Ölçüp biçmişlerdir ve bunun zararlı olmayacağını düşünmüşlerdir. Ben olayı o şekilde algılıyorum. Yazmışlar, yazdırmışlardır. Ne hissettim o deklarasyon sonrası? Ne hissetmem gerekiyorsa onu hissettim.

Başkanımız ve yönetimimizle aramızda herhangi hiçbir şey olmamıştır ama gelişen olaylar bana böyle bir karar bırakmıştır. Ben de onu uyguladım.

MİLLİ TAKIMLARDA OLABİLİRİM

Ben kimseyi suçlamayacağımı ve işi kişiselleştirmeyeceğimi ifade ettim ve bu konuda da ısrarlıyım. Ben 4 senede 4 başkanla çalıştığımı bilecek kadar çok zekiyim. Çalışanla çalışmayanı ayırt edecek kadar da vicdan sahibiyim. Bu basın toplantısını da ben söyledim. Sizden böyle bir talep gelmedi. Giderken iyi gitmek amacındayım ben. 2010'a doğru projesinin birçoğunu uyguladık. Deklarasyon kelimesinde istikrar varsa 4 başkanın ismini söylemek doğru olmaz. Güzel ayrılmak istiyorum.

Milli takımlarda olabilirim. Nasıl başka arkadaşlarımız milli takımlarda olabiliyorsa ben de olabilirim. İllaki kulüp takımıyla anlaşacağız diye bir şey yok.

Ne Mahmut Özgener ne de herhangi bir yöneticiyle en ufak bir sorunum olmadı. Bunu veda mesajımdan önce de ifade ettim şimdi de ifade ediyorum ancak sürece iyi bakmak lazım. Portekiz maçı sonrasına bakmak lazım. Çok çabuk unutuyoruz. Ben söylemek istemiyorum ama zorla irdeliyorsunuz. Maaştan, ondan, bundan bahsetmek istemiyorum. Belçika maçı öncesi bu kararı aldım. Maçtan önceki soyunma odasına gelmesine de "Bakalım başkan" demişimdir"

Terim, sözlerini "Hepiniz hakkınızı helal edin" diyerek tamamladı.

DHA

 

 

 

 

6