Hamileliği 35 yaşından sonraya ertelemeyin

İlerleyen yaş kadının doğurganlığını olumsuz etkiliyor. 35 yaşından sonraysa kadının gebelik kapasitesi ciddi biçimde azalıyor

Hamileliği 35 yaşından sonraya ertelemeyin

İSTANBUL ÜNİVERSİTESİ CERRAHPAŞA TIP FAKÜLTESİ KADIN HASTALIKLARI VE DOĞUM ANABİLİM DALI ÖĞRETİM ÜYESİ PROF. DR. MEHMET İDİL ANLATTI:

İleri yaş hamileliğe engel mi?

Prof. Dr. Mehmet İdil: Bir şiir için ‘35 yaş yolun yarısı’ güzel bir söylem; kadının üreme hayatına uyarlandığında ne yazık ki yolun sonu. Erkekler daha şanslı. Çünkü spermler her gün yeniden yapılanıyor.

Yaş ilerledikçe gebelik şansı neden azalıyor?

Prof. Dr. Mehmet İdil: Yumurta hücreleri cenin ana karnında gelişmeye başlarken üretiliyor. Anne karnında 6-7 milyon kadar olan yumurta hücrelerinin sayısı doğumla birlikte 1 milyonun altına düşüyor. Ergenlik dönemine gelince yumurta sayısı giderek azalıyor. Her ay 500 tane yumurta belirleniyor, adet kanaması günlerinde bunlardan 10-15 kadarı yumurtlama için gelişmeye başlıyor. İçlerinden 1 tanesi diğerlerini bastırıp yumurtlamayla karın boşluğuna düşüyor. Eğer bu günlerde cinsel ilişki olursa yumurta spermle birleşerek döllenme oluşuyor ve gebelik başlıyor. Gebelik oluşmazsa yumurta keseceğinde üretilen hormonlar hızla azalır, gebeliğe hazırlanmış rahim içi bozularak adet kanaması başlar. Bu döngü ergenlikten adet kesimine (menopoza) kadar devam eder. Doğurganlık çağında yaklaşık 400 kadar yumurta gebelik oluşturmak için gelişir, gerisi büzüşmeye uğrar.

Yumurtalık rezervi nedir?

Prof. Dr. Mehmet İdil: Kadından çıkabilecek yumurta sayısına yumurtalık rezervi (yumurta havuzu) diyoruz.Çocuk sahibi olmak isteyen bir kadının gebelik beklentisi, bu rezervle yakından ilişkili. Yaşlanma ya da başka nedenlerle rezerv azaldıkça, beklenti de azalır.

Yumurtalık rezervi saptanabilir mi?

Prof. Dr. Mehmet İdil: Günümüzde eskiden kullanılan birçok test (klomifen sitrat testi gibi) artık uygulanmıyor. Yumurta kesecik sayısıyla doğrudan bağlantılı olan konular araştırılıyor. Yumurtalıkta bulunan yumurta sayısı bazı testlerle tahmin edilebilir. Ancak ortaya çıkan sonucun telafisi, tedavisi olanaksızdır. Sadece kişinin durumunu saptamaya yöneliktir. ‘Inhibin B’ ve ‘Antimüllerian hormon’ (AMH), yumurta keseciğinin içini döşeyen hücrelerde yapılır. Ne kadar çok yumurta keseciği varsa bu hormonlar da kanda o kadar yüksek bulunur. AMH, yumurtlamaya hazırlanan keseciklerde fazla üretilir. Bu üretimin yüksekliği gebe kalabilen yumurtalarda yüksek, gebelikle sonlanmayan olgularda düşüktür. Yani AMH düzeyi, o keseciğin içindeki yumurtanın gebelik oluşturma olasılığını da gösterir. Ancak bu testlerin kullanımı günümüzde yaygınlaşmamıştır, merak gidermeye yöneliktir. FSH’ın yüksekliği yumurtalık yaşı ve rezerviyle doğrudan ilişkilidir. Basit, ucuz ve kıymetli bir testtir.

Ultrason da yumurtalık rezerviyle ilgili bilgi verir mi?

Prof. Dr. Mehmet İdil: Evet, ultrason bizim için çok değerli bir araştırmadır. Çünkü yumurtalıkların durumunu gözümüzle görürüz. Yumurtalıkta sayılan küçük yumurta kesecikleri 5’in altındaysa rezerv düşüktür. Hiç bulunmaması, yumurtlama olasılığının çok az olduğunu ve yakın bir gelecekte biteceğini gösterir. Örneğin menopozda yumurtalıkta neredeyse hiç kesecik gözükmez. Sadece ultrasonla muayene, deneyimli bir hekime yeterli bilgiyi verir. Rezerv saptanmasında günümüzdeki en kıymetli yöntem, ultrason muayenesi ve FSH hormonunun bakılmasıdır.

Sağlıklı bir çiftin gebelik şansı nedir?

Prof. Dr. Mehmet İdil: Yeni evlenmiş, sağlıklı bir çiftin bir denemede gebelik beklentisi yüzde 20-25 kadardır. Bu oran 40 yaşında yüzde 5’e düşer. Bu şekilde 1 yılın sonunda çiftlerin yüzde 85 kadarı çocuk sahibi olur. Kalan yüzde 15’in bir hekime başvurması uygundur. 25 yaşın altında kısırlık oranı yüzde 11, 35 yaşın üstünde yüzde 40 kadardır. Yurt dışında yapılan çalışmalar, aşılama sonucu 30 yaş altındaki kadınlarda gebelik oranının yüzde 75 kadar bulunduğunu gösteriyor. 35 yaş üstünde bu oran yüzde 55’e düşüyor. 30 yaşından sonra bir kadının sahip olduğu gebelik beklentisi her yıl yüzde 3.5 azalıyor. 40 yaşından sonra yüzde 5 kadar olan gebelik beklentisi, her yıl yüzde 50 azalarak 2-3 yıl içinde sıfıra iniyor.

İdeal doğurganlık çağı nedir?

Prof. Dr. Mehmet İdil: Kadın için 20’li yaşlardır. 30 yaşından sonra havsala eklemlerinde, bunların bağlarında ve yıpranma söz konusu olan bütün organlarda kireçlenme başlar. Hamilelik ve doğum eylemi kadın için zorlaşır ve sorun çıkma oranları artar. Anne karnından beri bekleyen yumurtalar giderek eskir. Yaşlanmayla yumurtalarda kromozom kırılmaları (anormallik) artar. Genel olarak spermlerin yüzde 10’u, yumurtaların da üçte biri anormaldir. Bunların önceden saptanması çok zordur. Bunların üzerine bir de yaşlanmanın getirdiği genetik bozukluklar eklenince yaşlı yumurtalarda gebeliğin zor oluşacağı açıktır. Bu arada yaşlanmayla birlikte ortaya çıkan ur (miyom), hormon bozukluğu, rahim ve yumurtalık yollarına ait enfeksiyon, geçirilmiş karın ameliyatları, ilerleyici bir hastalık olan endometriozis, çevre zehirlenmeleri, ağır metaller, radyasyon, hava kirliliği, kanser gibi etkenler gebelik olasılığını azaltır. Sözün özü kadınlarımız 20’li yaşlarda doğurganlık sorunlarını çözmelidirler. Özellikle, mesleğinde ilerlemek isteyen hanımlar, şarkıdaki gibi hem kariyer hem çocuk yapmayı düşünmelidirler.

Çocuk sahibi olmayı düşünen kadınlara ne önerirsiniz?

Prof. Dr. Mehmet İdil: Mutlaka konunun uzmanı olan bir hekime başvursunlar. Yapılan bir muayeneyle gebeliği kötü etkileyebilecek rahatsızlıklar saptanmalı. Diğer taraftan yumurtalık rezervi hakkında fikir sahibi olunmalı. Bunun sonucunda o hanımın gebelik beklentisi için bir öngörüde bulunmak mümkün olacaktır.

HAZIRLAYAN: ÖZGÜR GÖKMEN ÇELENK

[email protected]

2