Ha gayret Türkiye!

Türkiye, AB'ye tam üyelik yolculuğu dün 5'inci yılını doldurdu. Tablo çok kötü...

Ha gayret Türkiye!

Türkiye, o zamanki adı 'Avrupa Ekonomik Topluluğu' (AET) olan bugünse Avrupa Birliği olarak bilenen birliğe ilk atılımını 1957 yılnda yaptı. 1963 yılnda ise Türkiye'ye tam üyelik koşulları gerçekleşinceye kadar geçerli olacak bir ortaklık antlaşması imzalaması önerildi ve 12 Eylül 1963 tarihinde Ankara'da Ortaklık Antlaşması (Ankara Anlaşması) imzalandı...

Yıl 2010 Türkiye'nin yıllarca süren ve hala devam etmekte olan AB yolculuğu bugüne kadar birçok da siyasi ve ekonomik anlaşmazlığa uğradı. Bugün AB'nin geçmişine bakınca müzakere süreci bu kadar uzamış bir başka ülkenin daha olmadığı göze çarpmaktadır.

Türkiye AB'nin tam üyelik sürecine başlayalı dün 5. yılını doldururken; bugünkü yazısında Türkiye'nin AB yolculuğunu değerlendiren Radikal gazetesi yazarı Erdal Güven'in yazısı şöyle:

Ha gayret Türkiye...

Başlangıçta altı ülke vardı: Almanya, Belçika, Fransa, Hollanda, İtalya ve Lüksemburg... Altılı, 1951’de Avrupa Kömür ve Çelik Topluluğu’nu kurdu. 1957’de Avrupa Ekonomik Topluluğu (AET) oluşturuldu. 1994’te de Avrupa Birliği (AB). 

Bugüne dek beş genişleme dalgası gördük:

1973’te Britanya, Danimarka ve İrlanda.
1981’de Yunanistan.
1986’da İspanya ve Portekiz.
1995’te Avusturya, Finlandiya ve İsveç.

2004’te Çek Cumhuriyeti, Estonya, Kıbrıs (Ah!), Litvanya, Letonya, Macaristan, Malta, Polonya, Slovakya, Slovenya ve 2007’de Bulgaristan, Romanya...

‘AB’yle ilişkiler kronolojisi’ en dikkat çekici ülke Türkiye. Neden mi? Tam üyelik başvurusu 1987’de; başvurunun kabulü tam 12 yıl sonra. Belirtmek gereksiz ama bu kadar bekletilen bir başka ülke yok adaylık kapısında. 

Tabii arada hır gür gırla, hatta 1997’deki o ‘uğursuz’ Lüksemburg Zirvesi’nden sonra bir kopuş...
Söküğün dikilmesi iki yıl. Ve nihayet 1999’da resmen aday Türkiye... Bitmedi. Sonrası yine uzun ve sancılı bir süreç. Arada Kıbrıs’ın Türkiye’ye rağmen üyeliğe kabulü. Ankara-Brüksel hattında patlak veren fırtına. Havanın durulması, AB’nin Aralık 2004’te Türkiye’ye görüşmelere başlamak için tarih vermesiyle: 3 Ekim 2005.

Evet, dün tam beş yıl geride kaldı AB’yle tam üyelik görüşmelerine başlayalı. Ne demek müzakere? 35 başlıklı bir ev ödevi var Türkiye’nin. Bu ödevlerini birbir yerine getirecek ki tam üyelik için AB’nin kapısına dikilebilsin. Peki durum ne?

35 başlıktan 8’i Kıbrıs nedeniyle vetolu, açılamıyor. Yine aynı nedenle müzakeresi bitse bile hiçbir başlık kapatılamıyor. Dön dolaş Kıbrıs anlayacağınız...

Ama bahane değil, olamaz. Vetosuz, yani açılabilen başlıklarda da ağır aksak ilerliyor Türkiye. Gelin Türkiye’yi tam üyelik müzakerelerine aynı tarihte başladığı Hırvatistan’la kıyaslayalım.

Ağustos 2010 itibarıyla Hırvatistan 35 başlıktan 22’sini müzakeresini tamamlayıp kapattı bile. Buna karşılık Türkiye’nin müzakeresini tamamlayabildiği başlık sayısı 1. Evet, yalnız ve yalnız 1. Hırvatistan, tüm müzakere başlıklarını açtırdı. Türkiye’nin açtırabildiği başlık sayısı ise 13. Hırvatistan ile Türkiye’nin müzakere performansı kaplumbağa-tavşan hikâyesi gibi.

Kopenhag Kriterleri icat olduktan sonraki genişlemelerin Polonya, Romanya ve Bulgaristan gibi görece zorlu ülkeleriyle kıyaslandığında da Türkiye’nin performansı hiç parlak değil.

Kabul, Türkiye diğerlerinden fazlasıyla komplike bir ülke. Kabul, AB içinde özellikle Fransa ve Almanya’nın başını çektiği bir ‘muhalefet’ cephesi var. Ve kabul, çık Kıbrıs’ın içinden çıkabilirsen. Evet ama Türkiye ya bu sürüyü güdecek ya bu diyardan gidecek. Gider gider, kendi bileceği iş. Ama gitmediğine ve gitmeyeceğini bas bas bağırdığına göre... AB liginde 2005-2007 sezonlarında tutturduğu formu yakalayabilmek, hatta üstüne çıkabilmek için ne eksiği, ne gerekçesi var

Türkiye’nin? Kaldı ki kupayı almak kadar, iyi oynamak da önemli değil mi? 

Her sıkıştığımızda topu taca atarak, bir geri bir yan pas yaparak, kural ihlal edip durarak, birbirimize bağırıp çağırarak, hakeme kızıp küserek nereye kadar? 

O halde ha gayret Türkiye... Bir türlü gelmek bilmeyen şu ‘Avrupa Birliği yılı’na, yıllarına girelim artık.

Son söz: AB’yle üyelik müzakerelerini başlayıp da bitirememiş ülke yok.

AB kapısındaki üyelik kuyruğu

Ön sıradakiler: Hırvatistan, İzlanda, Makedonya, Türkiye.
Hırvatistan ve Türkiye’yle üyelik görüşmeleri 3 Ekim 2005’te başladı.
Makedonya Aralık 2005’te aday ilan edildi ancak, henüz üyelik görüşmeleri başlamadı.
İzlanda öteden beri AB’nin içindeydi, yalnızca üye değildi. Resmi başvuru Temmuz 2009’da yapıldı. Yaklaşık bir yıl sonra, Haziran 2010’da AB, İzlanda’yla üyelik görüşmelerine başlama kararı aldı.
Arka sıradakiler: Arnavutluk, Bosna-Hersek, Karadağ, Sırbistan, Kosova (?). Bu dörtlü, aday adayı halen.