Gölgeler sarayı

Kimi yalılar geçmişin üzerine inşa edilmiştir. Bu yalılara ancak dikkatle bakıldığında güçlü ama kederli insanların savrulan hayatlarını görmek mümkün...

Gölgeler sarayı

Yağcı Şefik Bey Yalısı da Cemile Sultan Yalısı’nın gölgesinde mağrur bir edayla yükselmektedir. Genç yaşta kocası boğdurulan Cemile Sultan’ın hayatına da II. Abdülhamit’in gölgesi düşmüştü...

Hazırlayan:Mehmet Çelik

[email protected]

Kanlıca’daki Yağcı Şefik Bey Yalısı’nın yerinde daha önce Cemile Sultan’a ait bir sahil sarayı vardı. Cemile Sultan, I. Abdülmecit’in 37 çocuğundan biriydi. Annesi ise Perestu Kadınefendi.

Sultan II. Abdülhamit’in annesi Tir-i Müjgan Kadınefendi, genç yaşında veremden ölünce çok zayıf olduğundan fazla yaşamayacağı gözüyle bakılan şehzade Abdülhamit’i Perestu Kadınefendi özenle bakıp büyüttü.

II. Abdülhamit tahta çıkınca öz annesi gibi saygı gösterdiği Perestu Kadınefendi’ye Valide Sultanlık unvanını vermişti. II. Abdülhamit birlikte büyüdüğü, kız kardeşi saydığı Cemile Sultan’a da saygı göstermiş, saray kuralları gereği önünde yere kapanıp etek öpmesine hiçbir zaman izin vermemişti.

II. Abdülhamit ayrıca devrin geleceği parlak devlet adamı Mahmut Celalettin Paşa ile kardeşi Cemile Sultan’ı 1858’de evlendirdi. Çiftin bu evlilikten 3 kız ve 3 erkek çocukları oldu.

FELAKETLER ZİNCİRİ

Bu arada 1871’de ailenin dönüm noktası sayılacak bir olay oldu. Yalı selamlık bölümü dışında tamamen yandı. Cemile Sultan’ın hayatındaki felaketler de bu tarihten sonra birbirini izledi. Mahmut Celaleddin Paşa kayınpederi I. Abdülmecit’ten sonra tahta çıkan Sultan Abdülaziz’in yönetimine karşıydı.

1876’da Mithat Paşa, Şeyhülislam Hasan Hayrullah Efendi ve Hüseyin Avni Paşa’yla birlikte Abdülaziz’in tahttan indirilmesiyle sonuçlanan hükümet darbesine katıldı.

Ancak Mahmut Celalettin Paşa aynı yıl tahta geçen kayınbiraderi II. Abdülhamit’in emriyle kurulan Yıldız Mahkemesi’nde Mithat Paşa ve diğer sanıklarla birlikte Abdülaziz’i öldürmekle suçlandı.

İdamı hapis cezasına çevrilen paşanın Cemile Sultan’la olan nikahı II. Abdülhamit tarafından iptal edildi. Mahmut Celalettin Paşa cezasını çekmek üzere Hicaz’daki Taif kentine gönderildi. 3 yıl sonra 8 Mayıs 1884 gecesi Mithat Paşa’yla birlikte işkence yapılarak öldürüldü.

Cemile Sultan bu olaydan sonra ömrü boyunca kocasını boğduran padişah kardeşinin oturduğu saraya bir daha ayak basmadı. Cemile Sultan’ın iki aylık gelin olan kızı da o günlerde veremden öldü.

Daha sonra Cemile Sultan’ın torunu Mevhibe Celalettinöz kardeşi Vahdettin padişah olunca saraydan uzak durma kararını değiştirmedi. Bu karar ailede genel kabul görmüştü, Cemile Sultan’ın torunu, çocukluğu babaannesinin yanında geçen Mevhibe Celalettin de saraya karşı hep tavırlı oldu.

BALODAKİ CASUS

Cemile Sultan’ın torunu Mevhibe Celalettin, İstanbul’un işgal edildiği günlerde, aşk uğruna kocasını boşayan, üç dil bilen, kendine güveni tam olan bir kadındı. Bir gece Müşir Kazım Paşa’nın damadı İsmail Bey’in Şişli’de Karlo Apartmanı’ndaki dairesinde verdiği davette Mustafa Kemal Paşa ile tanıştı.

O gece, Mustafa Kemal Paşa, yaveri ve bazı dostlarıyla Mevhibe Celalettin’i evine bizzat bıraktı. Mevhibe Celalettin de Mustafa Kemal Paşa’yı evine davet etti. Bir süre sonra dostlukları öylesine ilerledi ki bir ara ağır bir mide hastalığı yaşayan Mustafa Kemal Paşa’ya 17 gün bakan kişi Mevhibe Celalettin oldu.

GİZLİ GÖREV

Mustafa Kemal Paşa’nın Şişli’de oturduğu evin karşısındaki konak, İtalyan işgal güçleri komutanı Albay Roletto’nun karargahıydı. Mustafa Kemal Paşa bir gün, Mevhibe Celalettin’e Roletto’nun verdiği baloya gitmesini istedi.

Bunun üzerine Mevhibe Celalettin, paşaya davetli olmadığını, kimseyi tanımadığını söyledi. Fakat Mustafa Kemal Paşa ısrarcıydı, “Bu sizin için basit bir şeydir. Bunu halledebilirsiniz” dedi.

Mevhibe Celalettin, bir yolunu bulup baloya davet edilmeyi başardı. Buraya gittiğinde, Mustafa Kemal Paşa’nın talimatıyla, adını söylemek istemediği bir kişinin kimlerle konuştuğunu izledi ve rapor verdi.

Mustafa Kemal Paşa, bir süre sonra Mevhibe Celalettin’e Anadolu’ya geçeceğini bildirip kendisiyle gelmesini istedi. Ancak Mevhibe Celalettin, “Gideceğimi zannetmiyorum” diye yanıt verince, dostlukları bitmiş oldu.

Mustafa Kemal, Cumhuriyet’in ilanından sonra İstanbul’a geldiğinde, Mevhibe Celalettin, Denizcilik Liman İdaresi’nde santral memuresi olarak çalışıyordu.

Eski bir düşün yalısı

Cemile Sultan’a ait yalı yandıktan sonra uzun bir süre arazi boş kaldı. Babası yağ tüccarı olan Donanma Cemiyeti Reisi Yağcı Şefik Bey ile ortağı İsmail Bey bu araziyi Cemile Sultan’dan satın aldılar.

Yağcı Hacı Şefik Bey 1905’te boş arsaya bugün kendi adıyla anılan yalıyı inşa ettirdi. Eskiye özlem duyan Yağcı Şefik Bey, o dönemin batı etkisindeki mimarisine uymadı. Yalı bu nedenle klasik Osmanlı yalıları tarzında balkonsuz olarak inşa edildi.

Balkapanında tüccar olan Yağcı Şefik Bey 1908 yılına kadar yedi sene Ticaret Odasında azalık ve üç sene Ziraat Bankasında azalık yaptı. Daha sonra Belediye dairesinde aza ve Donanma Cemiyeti Başkanlığında bulundu.

Hayatı boyunca Donanma Cemiyeti için para almadan çalıştı. 1915’de vefat eden Şefik Bey, Donanma Cemiyeti’nin malvarlığına el konulup kapatıldığını görmedi. Şefik Bey’in akrabaları halen bu yalıda oturmaktadır.

(04.08.2013 tarihli Posta Karnaval'dan alınmıştır.)