'Gerekirse yumruğu basarım'

'Küçük Kadınlar' dizisinin uyumsuz kardeşlerinden Yeliz karakterini canlandıran Fulya Zenginer

'Gerekirse yumruğu basarım'

RÖPORTAJ: EYLEM KESKİN
[email protected]

Oyunculuk serüveni nasıl başladı?

5 yaşındayken dansöz görür, oynamaya başlardım. 7-8 yaşındayken oyuncu olmaya karar verdim. 17 yaşımda figürasyon ajansına kayıt yaptırdım. Bir-iki ay geçti, ‘İki Aile’ dizisine başladım. Çekime gideceğim sabah annem kalp krizi geçirdi. Yoğun bakıma aldılar. “Sen güçlü kızsın, ben de iyiyim, o sete gideceksin” dedi. Ağlaya ağlaya çekime gittim.

Anneniz çok güçlü bir kadınmış.

Evet, nasıl bir kadın, hâlâ çözemedim En büyük korkum annem gibi olmak. Çünkü hastalansan bile kimse inanmıyor. Kadın akciğer kanseri oldu, ‘Bir şey olmaz’ diye düşündüler.

Babanızı neden kaybettiniz?

9 yaşımdayken akciğer kanserinden öldü.

Zor bir dönem geçirmişsiniz.

Birini sevdiğimde onu kaybetme korkusunu çok derinden yaşıyorum. 2 ay önce bir ilişkim vardı, bitti. Bunun sebebinin, sevdiğim insanı kaybetme korkum olduğunu gördüm. Annemle babam birbirini çok seven bir çiftti. Onlarınki gibi büyük bir aşkın bile ölümle sonuçlandığını görmek beni korkutuyor.

Babanız olmayınca anneniz de hem annelik hem babalık yapmış.

Anneme çok bağlıyım, hayatımın mihenk taşı. Akciğer kanseri olduğunu duyduğum gün yaşamak için sebebim kalmamıştı.

Ne zaman öğrendiniz?

4-5 ay önce. Akciğeri alındı. Hayatta her şeyi annem için yapıyor, benimle gurur duymasını istiyorum.

Bunlarla nasıl başa çıktınız?

Kendimi korumayı çok iyi biliyorum. Erkek gibi büyüdüm. Dışarıdan naif görünürüm ama tabir-i caizse kodum mu oturturum. Dişliyimdir, lafımı sakınmam. Karşımdakini kırmam gerekirse kırarım. “Yanımdaki erkekle birlikte büyümeliyim”

Dizide kendinizden yaşça büyük biriyle evlendiniz. Normal hayatta böyle bir aşk yaşar mısınız?

Bence 7-8 yaş fark bile çok fazla. Böyle birini beğensem bile yaş farkı beni iter, uzaklaşırım. Bir kere karşınızdaki insan çok şey yaşamış oluyor. Ben her şeyi yeni yeni tecrübe ediyorum ve bundan çok büyük keyif alıyorum. Zaten hayat el yordamıyla bulduğum yaşlardayım. Yanımdaki insanla birlikte bir şeyleri keşfetmek, beraber büyümek isterim. O benden önce büyüyüp bana hayata öğretmesin, birlikte büyüyelim yani.

Bir erkekte neye tahammül edemezsiniz?

Ufak şeylere. Bir mekanda siparişi ben vermemeliyim mesela. Çok savunmacıyım, geçmişte bıraktığım kişiyle ilgili yapılan yorumlar beni çok sinirlendirir. Anında karşımdakinden uzaklaşırım.

‘Hayatı anlatan bir roman yazıyorum’
“..... yapmazsam gözüm açık giderim”. Bu cümledeki boşluğu nasıl doldurursunuz?

Kitap yazmazsam gözüm açık giderim. Ben garip biriyim. Her şeyi yapmak istiyorum. Yurt dışına gitmeyi çok istiyorum mesela. Sırt çantamla gezip fotoğraf çekeceğim.

Yazmayı seviyor musunuz?

Çok seviyorum. Bir kitap yazıyorum da. Sadece, annemin hastalığını öğrendiğimden beri konsantre olamıyorum. Ama yakın zamanda yazacağım. Ben hep hayal kurardım, ‘Şöyle yaşasaydım’ deyip düşünürdüm. Şu anda yarına dair bir hayal kurup hikaye yazmaya hazır değilim.

Ne tür bir kitap olacak?

İçinde aşk olan, hayata dair bir roman. Annesiyle yaşayan bir kızın yaşam mücadelesi.

Sizin hikayeniz mi?

Kitabın kahramanı olan kızın da babası ölmüş. Bana dair olan bölüm, annesinin verdiği mücadele. Onun dışında ortak başka bir şey yok.