Yeni Yazısı > Gerçek bir 'ANA' - 05.02.2011

Gerçek bir 'ANA'
05 Şubat 2011

Selma Duru anneanne ama elli küsür yaşını göstermez. Yüzüne bakın, böylesi huzur ve iyilik dolu bakışları herkeste göremezsiniz. O, çölde bir vaha, fırtınada sığınak, gerçek bir hanımefendidir. Muhafazakârdır ama tutucu değil. İnebolulu makine modelcisi Mahmut Çilioğlu ustanın beş çocuğundan en büyüğüydü. Annesi kronik astım hastası olduğu için, dört erkek kardeşinin de bakımı onun üzerindeydi. İlkokuldan sonra okuyamadı, dikiş kursuna gitti. Komşu hanım, hem güzel ve iyi huylu, hem becerikli Selma kızın askerliğini yapmakta olan yeğeni Ahmet Duru için ideal bir eş olacağını düşündü. Görücü usulü istediler.

Oğlan da yamandı hani. Yakışıklı ve çalışkan... Kaptanlıkta da üstüne yoktu Kasımpaşa’daki mavnacılar arasında. Tek kız ama verdiler. Zaten Selma’nın da gönlü Ahmet’e düşmüştü. 1975 yılının Ağustos ayında delifişek Ahmet Kaptan, 19 yaşındaki Selma’yı, Kuzguncuk’taki babaevine getirdi. Marmara Körfezi’ndeki fabrikalardan yüklenen onca ton çimentoyu aylarca Boğaz’a taşıyıp köprünün ayaklarına dökülmesinde az mı katkısı olmuştu Kaptan’ın?.. Gelgelelim, Boğaz, ardından Fatih köprülerinin açılışı, mavnalarıyla nakliyat yapanların işini azaltacaktı.

Medar-ı maişet motoru için yeni bir iş kurmak gerekiyordu. Ahmet Kaptan, Kuzguncuk’ta Perihan Abla Sokak’ta, 1992’de, Asude adlı şirin bir lokanta açtı. Ama aşçılardan randıman alamadı, usandı. Dükkanı kapatmayı düşünürken eşi imdada yetişti. 13 yaşından beri yemek yapan Selma Hanım, Asude’nin aşçısı oldu. Özellikle kurufasulyesi, nohudu, pilavı, şehriye çorbası, yaprak sarmasının ünü Kuzguncuk’u aştı. Kızları Neslihan, Cerrahpaşa Tıp’ı, küçüğü Hüseyin de İstanbul Üniversitesi Psikoloji’yi kazandı.

Stres ve panik atak pençesine alıverdi

Selma Hanım o daracık mutfakta tek yardımcıyla yıllarca çalıştı; çıtı çıkmadı, yüzünden tebessüm eksik olmadı. Ama bunca kişiyi doyurmak kolay mı? Sadece lokantanın müşterileri olsa iyi; şirketlerin, Kuzguncuk’ta çekilen dizilerin personelini de beslemek “beyağ bi işti”. Sürekli stres, ardından panik ataklar başladı. Üstüne üstlük, kazayla elleri yandı, uzun süre acıdan kurtulamadı. Düştü, kaburgaları incindi, kilo aldı hareketsizlikten.

Ahmet Kaptan baktı, gül gibi karısının sağlığı tehlikede, “Paydos” dedi, “Sen sadece evinin kadını ol artık”. Yıl 2007. Selma Hanım rahata erdi mi? Ne gezer: Annesinin sağlığı iyiden bozuldu, onu yanına aldı. Kızı mezun oldu, meslektaşı Ercan Urlu ile evlendi. Düğün telaşının ardından, torun hazırlıkları başladı. İlk torun Ayşe Nur, sonra Beyza. Kim baktı onlara? Tabii Selma Hanım. Kızı ve damadı Ankara’ya taşındılar, bu kez onların yeni ev telaşını paylaştı, didindi durdu. Şimdilerde Afrika-Senegal’de bir göz hastanesi açma hazırlığı içindeler.

Ahmet Kaptan’a ilk günkü gibi aşık

Ahmet Kaptan’ın ebedi kraliçesidir Selma Hanım. Onu el üstünde tutar; ne doğum gününü ne evlenme yıldönümünü unutur, çiçeğini eksik eder... Aşkları ilk günkü gibi. Hep iyi anlaştılar. Selma Hanım annesini maalesef geçen yıl yitirdi. Rehber psikolog Hüseyin de işi nedeniyle Eskişehir’de yaşadığından ev boşaldı, karı koca birbirine daha da düşkün oldu. Selma Hanım boş zamanlarını değerlendirmeye başladı. “Dini, kulaktan dolma hurafelerle değil, daha iyi öğrenmek için” Diyanet’in düzenlediği Kuran kurslarına gidiyor. Sırada resim ve örgü kursları var. Tatillerde genellikle İnebolu’ya giderlerdi, Güney sahillerini keşfettiler. Avrupa’ya bir gezi düşünüyorlar, hatta Senegal’e...

Geçmişe özlem...

Az konuşur, dedikodu nedir bilmez; “günlere” gitmez. Neyse o: Çevresinden sevgi, şefkat ve yardımı esirgemeyen gerçek bir “ana”. Asude’nin müdavimleri çok özlüyorlar, ona hep selam gönderiyorlar. Selma Hanım o hareketli günleri bazen aramıyor değil. Ne güzel sohbetler olurdu, masadan masaya zıplayan. Lakin, yeniden bu zahmetli işe dönmesi zor, panik atağın yanında alerjik astımı da var. “Hayatta en değerli şey sağlıkmış, hastalanınca anladım”... Sakın yormayalım bu güzel insanı. O bizim dostumuz; savaşın değil, hoşgörü ve huzurun “Cesaret Ana”sı.

(29.01.2011 tarihli Cumartesi Postası'ndan alınmıştır.)