Yandex.Metrica
Gelişmekte olanlar yükselecek, Türkiye'nin master plana ihtiyacı var
08 Aralık 2009

Geçen hafta Capital ve Ekonomist dergilerinin, TTNet’in sponsorluğunda oluşturduğu Global Kobi Platformu’nun toplantısı için Kayseri’deydik. Toplantının ana konuşmacısı HSBC Bank Türkiye’nin İcra Başkanı Piraye Antika idi.

Kayseri Sanayi Odası Başkanı Mustafa Boydak ve işadamları, Antika’yı özellikle dinlemek istediklerini belirtmişlerdi. O nedenle ‘Krizin çıkışı ve geleceğini’, bir ekonomist gözüyle değerlendiren Antika’nın sunuşu, büyük ilgi gördü.

Antika’nın sunumu gerçekten etkileyiciydi. Ancak, bütün içinde, 10 önemli saptamayı, çok daha kritik buldum. Krizin ve Türk ekonomisinin geleceği açısından sizin de ilginizi çekeceğini düşünüyorum:

1. Fırtına daha dinmedi, devamı gelebilir. Biraz olumsuz olacak ama 1929’daki büyük kriz dönemine bakınca, bana bunu düşündürüyor.

2. Hükümetin bu kez krizi göreceli olarak doğru yönettiğini düşünüyorum. Serbest piyasa çalıştı, çöküş yaşanmadı. Kontrollü küçülme gerçekleşti. Daha da önemlisi zaten kıt olan kaynaklar panikle harcanmadı.

3. Bu dönemde bazı kazanımlarımızı kaybettik. 2002’den bu yana mali disiplin vardı. Bütçe açığı 2006’da yüzde 0.6’ya düşmüştü, tekrar yüzde 6.8 oranına yükseldi.

4. İhracatta ve kapasite kullanma oranlarında toparlanma işaretleri var. Ancak, bu kadar düşüşten sonra toparlanma normal. Ama bunun sürdürülebilir olup olmadığını göreceğiz.

5. Çok likidite birikti. Eğer ekonomi canlanırsa -ki bunu bekliyoruzbu büyümeyi finanse edecek kaynak Türkiye’de var. Ama Türkiye yüzde 5 oranında büyüme trendine girerse, kaynak bulmak zor olacak.

Merkez Asya’ya kayıyor

6. Dünyanın ekseni Asya’ya kayıyor. HSBC İcra Başkanı, ofisini Asya’ya taşıma kararı aldı. Yılın 6 ayını orada geçiriyor. Gelişmekte olan ülkeler yükselecek. Koşullar sağlanırsa, Türkiye de yükselir.

7. Eskiden gelişmekte olan ülkeler dışarıdan sermaye beklerdi. Şimdi gelişmiş ülkeler de artan finansman ihtiyaçları nedeniyle sermaye bekliyor. İşimiz şimdi iki kat daha zor.

8. Türkiye’nin uzun vadeli mastar plan hazırlaması gerekiyor. Hindistan ve Çin, daha 30 yıl önce başladılar. Kamu ve özel sektör aynı vizyon içinde birleştiler. Bizim de kendimize bir ‘rol’ biçmemiz gerekiyor.

9. Komşularla ‘sıfır sorun’ stratejisiyle birlikte çevre nüfusu büyük bir potansiyel oluşturacak. Buradaki nüfus ABD ve AB’den daha büyük. ABD’nin 308 milyon, bizim bulunduğumuz coğrafyanın ise 356 milyonu buluyor. Bu büyük nüfusa hizmet ve üretim sağlayabiliriz. Ancak, bu fırsat bize ‘tepsi’de sunulmaz, vizyona ihtiyaç var.

10. Bütün dünyada hükümetler kriz nedeniyle borçlandılar. Kriz, bu kez hükümet-devlet krizine dönüşebilir. Dubai’de olduğu gibi devlet borç sorunu yaşanabilir.

Aralık borsalar için ne ifade eder?

Borsalarda yükselişle ilk akla gelen ‘ocak etkisi’ olur. Dünya borsaları, sakin geçen bir haftadan sonra, ocak ayının kalanını ve sonraki birkaç ayı yükselişle geçirir. Geçen yıl tersi yaşansa bile bu yıla yönelik beklentiler var.

Ancak, ocakla birlikte aralık ayını da unutmamak gerekiyor. Aralık ayları da dünya borsaları için kazanç açısından hiç de fena geçmiyor.

Amerikan Standard&Poors (S&P) Endeksi’nin 100 yıllık geçmişinden de bu mesajı almak mümkün... Endeks’in 100 yıllık kapanış ortalamalarından alınan bilgilere göre, 12 ay içinde olumlu kapanma oranı en yüksek ay olarak aralık öne çıkıyor.

100 yıl boyunca aralık ayları yüzde 71 oranında yükselişle kapanmış... Bunu yüzde 63 ile ocak ve ağustos ayları izlemiş. En kötüsü ise yüzde 42 ile eylül olmuş. Bu tablo aralık ayına yönelik umutları artırıyor.

İstanbul Menkul Kıymetler Borsası (İMKB), aralık ayına IMF anlaşma beklentisi ve not artırım haberinin rüzgarıyla girdi ve 50 bin düzeyinin üzerine çıktı.

Bugün 8 Aralık 2009 Salı... Geriye kalan 23 günün nasıl geçeceğini, üstelik bu özel dönemde tahmin etmek çok zor... Ancak, İMKB’nin geçmiş 10 yıllık performansı, bu konuda bir ölçüde ipuçları verecektir.

İMKB’nin geçmişten daha fazla global piyasalara duyarlı olduğunu unutmadan, 1999 sonrasının aralık aylarına bakıldığında, genelde ‘yükseliş’ yönünün ağır bastığı dikkati çekiyor. Sadece 2002’de düşüş var. Onun dışında aralık ayı hep yükseliş ile kapanmış.

Peki geçmişte böyle diye, gelecek de böyle olur mu? Olmayabilir... Ancak, borsalarda, karar verenler, geçmiş hareketlere önem verir. Siz de öyle yapın ama kesinmiş gibi karar vermeyin.

Cirodan hızlı artan kârın sırrı

Kriz nedeniyle 2009 yılını ciro ve kâr açısından büyümeyle kapatan şirket sayısı çok az olacak. Ancak, bazı şirketlerde kâr, cirodan daha sınırlı şekilde krizden etkileniyor.

Bunun örneklerini hem Türkiye’de hem de dünyada görüyoruz. Çalışan sayısını ciddi şekilde düşüren bazı şirketler, cirodaki düşüşe rağmen, kârlarını daha makul düzeylerde tutabildiler.

Kayseri’de Boydak’ın İcra Başkanı Memduh Boydak’la sohbet ederken, onların da kârlarının, cirodan daha iyi olduğu öğrendim. Fakat Boydak’ın stratejisinin arkasında ‘daha az çalışanla’ iş yapma değil, ‘verimli’ çalışma yaklaşımı var.

Boydak, son birkaç yıldır daha fazla oranda ‘outsourcing’ (dış kaynak kullanımı) yöntemine başvuruyor. Çok kritik olmayan ve ayrıntı sayılabilecek işler, çevredeki tesisler ya da fabrikalarda yaptırılıyor. Böylece, hem verimlilik sağlanıyor hem de eleman çalıştırmada esnek bir yapıya geçilebiliyor.

Memduh Boydak, deneyimini şöyle anlatıyor: “Dışarıya giderek daha fazla iş veriyoruz. Oturma grubunda oranı yüzde 20’ye çıkardık. Özellikle işçiliği yoğun olan terzilik, metal işleri başka şirketlere aktarıyoruz. Böylece etrafımızda ciddi bir sistem de yarattık. Bize iş yapan KOBİ’leri geliştiriyor, onları eğitiyor, kurumsallaşmalarına katkıda bulunuyoruz. Böylece 15 yılda alacakları mesafeyi 3 ayda alabiliyorlar. Sonuçta bizim kalitemizde üretim yapmayı öğreniyorlar.” 2009 sonuçları 1 ay sonra belli olacak. Ciro artışı yüzde 10’u bulacak, kâr henüz açıklanmıyor. Ama büyük olasılıkla yüzde 15’i bulacak.