Yeni Yazısı > Gayet büyük bir final! - 21.03.2017

Gayet büyük bir final!
21 Mart 2017

Oldu. Yüksek final oldu. İyi bitti. Mutlu sonla bitti. Güzel reyting alarak bitti. Kulaklarımızın pası silinerek bitti. Sıradanlaşmış pazar gecesine ses katarak bitti...

O Ses Türkiye’de (tv8) istisnasız son yıllarda duyduğum en iyi ses olan Dodan Özer neredeyse yarım yıllık maratonu kazandı. Ve hakikaten Türkiye çok acayip bir sesi zihnine mıhladı...

Bu genç adamın elini bırakmazlarsa, unutulup gidecek denilen halk müziğimiz gelir, olması gereken yere, başımızın üstüne oturur...

Eğer bu yarışmalar gerçekten ses arıyorlarsa, abartmıyorum O Ses Türkiye bu sezon dinleyene onlarca seçenek sundu...

Bu seslere açtık. Kısır kavgalar ve yalancı polemiklerle dibi görmeye başlayan müzik sektörü de açtı...

Önünüzde bir sürü seçenek var sevgili Polat Yağcı, sevgili Samsun Demir ve diğer yapımcı dostlar. Sakın bu sesleri teğet geçmeyin. Çünkü bu ses Türkiye’nin!

Dilerim Acun koltuğu hazırlamıştır...

O Ses Türkiye (tv8) finalinde izleyici sıralarında Yıldız Tilbe’yi görünce inceden bir “acaba mı?” sorusu aklıma geldi...

Konuk olarak geldiği o programın jüri koltuğu da. Yaz aylarının serinleten Rising Star programının jüri koltuğu da, devam edecekse eğer Yetenek Sizsiniz Türkiye’nin jüri koltuğu da Yıldız’ı ziyadesiyle taşır. O da o koltukları yukarı taşır!

Eğer bu sıradan bir konukluk değilse Yıldız Tilbe’nin o meftunu olduğumuz şov programının olmasa da kendisine yakışan yeni bir işin adresi bellidir. Yok, sıradan bir konukluksa, Acun o anda kafasında Yıldız’a bir koltuk ayarlamıştır!

Söylemedi demeyin...

İyi de başlamıştı ama!

Yeni Gelin (Show TV) hakkında neşeli bir şeyler yazmıştım. Ama yeni bölümünde o neşe yerini “biraz abartıyorlar sanki” duygusuna bıraktı...

Müthiş bir kadro ama ikinci bölümde fazlasıyla fantastik bir hikaye ortaya çıktı. Ayak yıkamak için ibrik taşımalar, genelde kına gecesinde giyilen folklorik kıyafetlerle salınmalar, sürekli aşağılanan kadın realitesi filan derken üzerine bin yıllık oyuncuların abartılı oyunlarını da ekleyince neşem kaçtı...

İyiyken iyi, kötüyken kötü diyenlerden olduğumu biliyorsunuz. Yapımcı ve kanal farklı ve gülümseten bir mizah çıkarmak yerine absürt komedi hattını tercih ediyorsa; bu hat, o hat değil. Birkaç adım sonrasında komedi gider absürtlükle baş başa kalırız.

Aman ha...

Reklam ibaresi koymak gerekmez mi? 

Şu sıralarda ürün yerleştirmeyi en iyi kullanan dizi sanırım İçerde (Show TV) oldu. Her bölümde en az iki farklı ürün üzerine bildiğin sahne yazıyorlar...

Geçtiğimiz bölümde Alyanak ve Berke’nin gramafonu bir internet satış sitesi üzerinden anında satması ve alışverişin tüm detaylarını iki dakika içinde anlatmaları, sitenin aylardır dönen reklamından çok daha efektif oldu...

Sanırım senaristler reklam yazarlarının ekmeğinden ısırmaya başladı. Bakalım reklam yazarlarının rövanşı nasıl olacak? Bu arada bu türden sahneler yayınlanırken ekranın bir yerine “bu bir reklamdır” ibaresi koymak gerekmez mi?

Bir kült film izler gibi...

Bazı konuları hiç uzatmak istemem. Çoktandır içimde tutuyordum ama pazar bültenini izleyince ister istemez Show Haber’in patronu Ramazan Kurnaz’la da paylaştım...

Show Haber, mevcut haber bültenleri içinde muhabirini bir film yönetmeni, kameramanını bir görüntü yönetmeni, kurgu ekibinin neredeyse tamamını bir masa yönetmeni olarak kullanan en başarılı bülteni çıkarıyor...

Ve haber bülteninin neredeyse tamamını bir aksiyon filmi izler gibi izliyorsunuz. Bahsettiğim ucuz ve zekadan yoksun üçüncü sınıf bir film değil. Bizde de olsa Oscar’ı tüm kadro kucaklayacak bir kült filmden bahsediyorum...

Her alana eşit mesafede durarak kendi farkını ortaya koyan ve makası iyice açan Show Haber’e ağız dolusu tebrikler. Haberin sadece kişi değil, ekip işi olduğunu gösterdiği için!