Fransız aşığı Fransız: PIERRE LOTI

Fransız aşığı Fransız: PIERRE LOTI

Eyüp, camisi ve türbeleriyle İstanbul’un en turistik semtlerinden. Özellikle Piyer Loti tepesi ve bu tepenin üstündeki tarihi kahve, İstanbul’un her mevsim ziyaretçisi eksik olmayan yerlerinden. Şehrin en güzel seyirlik tepesi olan Piyer Loti’den İstanbul’un dört bir yanını görmek mümkün. Eyüp mezarlığının sırtlarından Haliç’e, Galata Kulesi’nden Karaköy’e kadar uzanıp Süleymaniye Camii ve Ayasofya minareleri üzerinden Topkapı Sarayı’nın kubbelerine kadar İstanbul’un tarihi dokusunu bu tepeden görebilirsiniz.

Merve Özaytekin

[email protected]

Pierre Loti’nin izinde İstanbul’u resmettiler

İşte bu semte adını veren Fransız yazar, ressam ve fotoğrafçı Pierre Loti, İstanbul’da iz bırakmış önemli bir aydın... Pierre Loti’nin Fransa’da mezarının bulunduğu Oleron Adası, aynı bölgedeki Rochefort ve La Rochelle kentlerinden 6 Fransız ressam geçtiğimiz günlerde İstanbul’a geldi. Fransızlar Türk ressamlarla birlikte Pierre Loti’nin oturduğu, Aziyade adlı İstanbullu genç kıza olan aşkını yazdığı Pierre Loti Tepesi’nden Haliç’i resmetti. Fransız ressamlar ve 5 Türk meslektaşının yaptığı tablolar ‘Dostluğun Fırçasından Eyüp’ adlı sergide bir ay boyunca Eyüp Belediyesi Sergi Salonu’nda sanatseverlerle buluşacak. Peki Piyer Loti’nin ismini aldığı bu Fransız’ın kim olduğunu merak ediyor musunuz? İşte tarihte kısa bir yolculuk...

DünyayI gezmiŞ, Türkiye’ye hayran kalmış

Asıl adı Louis Marie Julien Viaud Pierre Loti olan Fransız yazar aslen Fransa’nın Atlantik kıyısında, Rochefort şehrinde dünyaya gelmiş. Deniz subayı olarak yetişen Pierre Loti, 1867’de çıktığı bir okyanus seferi sırasında ‘Loti’ takma ismini almış. ‘Loti’ Büyük Okyanus’ta yetişen bir çiçeğin adıymış. Denizci olan Pierre, Tahiti’den Senegal’e, Brezilya’dan Adriatik’e, Japonya’dan Magrip’e kadar gezmiş. Değişik kıtaları görmüş, farklı kültürleri yakından tanıma fırsatı yakalamış. Pierre Loti çok iyi bir gözlemciymiş. Gezdiği yerleri hep kaleme almış. İstanbul’a ilk kez 1876’da görevli subay olarak gelmiş. Gördüğü diğer şehirlerin yanında İstanbul onda başka türlü bir etki yaratmış. Özellikle Osmanlı kültürünün özgünlüğünden çok etkilenmiş. İstanbul’un camilerini, ezanını, sokaklarını çok sevmiş.

Çerkez kızına gönlünü kaptırmış

Pierre Loti Eyüp’te adeta bir Türk gibi yaşamaya başlamış. Kültürüne, yaşam tarzına aşık olduğu İstanbul’da tutkuyu ve aşkı da tatmış. İstanbul’da Hatice adlı genç kadınla tanışmış Pierre Loti. Hatice, Çerkez bir harem kızıymış. Hatice’nin sessiz, sakin kişiliğine ve yeşil gözlerine hayran kalmış. Kısa sürede Pierre Loti’yle Hatice birbirlerine sırılsıklam aşık olmuşlar. Hatice, Pierre Loti’ye olan aşkını kendi takılarından ona bir yüzük yapıp vererek ifade etmiş. Pierre Loti de Hatice’yle arasındaki tutkudan yola çıkarak ‘Aziyade’ adlı ilk romanını yazmış. Romanda Osmanlı dönemi İstanbul’unu da anlatan Pierre Loti hayranlığını şu sözlerle dile getirmiş: “Bu güzel ülkeye sempati besliyorum. Herhalde yavaş yavaş Türk oluyorum”. Aynı zamanda iyi bir ressam ve fotoğrafçı olan Pierre Loti’nin kalemi fırçasını gölgede bırakmış. Sonrasında her yıl yeni bir kitap çıkarmış Pierre Loti. Pecheur d’Islande (İzlanda Balıkçısı) adlı romanıyla kendini edebiyat çevrelerine tam anlamıyla kabul ettirmiş. Yazar olarak tanınan Pierre Loti 1891’de Fransız Akademisi’ne seçilmiş ve 1910’da Legion d’honneur nişanına layık görülmüş.

Batı ona hasta adam adını takmış

Pierre Loti, nişanını kaybetme pahasına kendisini daima Türk dostu olarak görmüş. Balkan Savaşları’nda, Birinci Dünya Savaşı’nda, Sevr’de ve ardından Anadolu’nun paylaşılmasında kendi ülkesi başta olmak üzere bütün Avrupa’yı ağır bir dille eleştirmiş. Bu nedenle Batı tarafından o da ‘hasta adam’ olarak değerlendirilmiş. Hem Osmanlı’da, hem İttihat ve Terakki döneminde hem de Kurtuluş Savaşı’nda Türk halkının sempatisini kazanmış. 1913’te ‘La Turquie Agonisante’ (Can Çekişen Türkiye) adlı kitabında Batı’yı ağır bir dille eleştirmiş. Aynı yıl İstanbul’a gelen Pierre Loti, Tophane Rıhtımı’nda büyük törenlerle karşılanmış ve Sultan Mehmet Reşat tarafından sarayda ağırlanmış.

Adına cemiyet var

1920’de İstanbul Şehri Fahri Hemşehrisi olarak kabul edilmiş ve bir sene sonra da Pierre Loti adına bir cemiyet kurulmuş. Mustafa Kemal kurtuluş mücadelesindeki desteği için Pierre Loti’ye bir mektup ve şehit yetimlerinin dokuduğu bir halıyı hediye olarak göndermiş. Bununla birlikte İstanbul’da Divanyolu’nda bir caddeye ‘Pierre Loti Caddesi’ ve Eyüp’teki kahvehaneye ‘Pierre Loti kahvesi’ adı verilmiştir. Bugün kahvenin olduğu bu tepe Türkçeleştirilmiş halde, Piyer Loti kahvesi olarak anılmakta.