Fenerbahçe'nin yeni Mimar Sinan'ı olabilirdin Yanal!
24 Ağustos 2013

Ignace Molnar’ın yolu 1947’de İstanbul’da Fenerbahçe ile kesişmişti. Antrenör olduğu dönemde takımın durumunu spor ve  futbol  yazarlığında yeni bir çağ açan rahmetli İslam Çupi, şöyle anlatıyordu: “O yıl Fenerbahçe takımında hem gitmeyen  hem de mevsimliğini yapamayan inatçı bir sonbahar gibi bir sürü anut ihtiyarlar vardı.  Yaşlı takımla genç takım kapışmışlardı, Molnar’ın hakemlik yaptığı bir maçta. Gençler futbol, yaşlılar ise top oynuyordu. Sonuç fecidir: 9-2”

Tuğla tuğla örmüştü Molnar!

O sezon iki yaşlı 9 genç oyuncu ile sahaya çıkan Fenerbahçe namağlup şampiyon olmuştu.  İslam Çupi, takımın başına gelir gelmez yaptığı radikal değişiklikler ve takımı tuğla tuğla yeniden dizayn ederek benzersiz başarılara imza atan  Ignace Molnar’ı işte tam da bu nedenle Fenerbahçe’nin Mimar Sinan’ı olarak tanımlıyordu bana kalırsa. Bu sezonun başında her ne kadar gelişinden itibaren birçok olumsuzluk yaşasa da 15 yıldan bu yana rüyalarını süsleyen sevgili ile buluşmuştu Ersun Yanal.

Karakterini göstermeye karar verdi Yanal!


Art arda hem Avrupa’da hem de ligde alınan yenilgilerin ardından eski takımı Eskişehir’e karşı Kadıköy’de “var olma” savaşına çıktı Ersun Yanal. Belki de geldiğinden bu yana ilk defa cesur bir anlayışı tercih edip ortaya bir “karakter” koyma hedefiyle yola çıkıp “sürpriz” bir kadro sürdü sahaya.

Hızla üçüncü bölgeye!


Önde Emenike ve Webo ile başlayan Fenerbahçe defanstan uzun toplarla bu ikiliyi buluşturmaya çalışarak oyuna başladı. Hızla hücum bölgesine geçmeye çalışan Fenerbahçe önde  baskı yapmaya da çabaladı. İlk şoku atlatan Eskişehirspor da orta alanı kalabalık tutarak sert hamlelerle Fenerbahçe’yi durdurmayı amaçladı. Sert taktik fauller Ersun Yanal’dan eski takımına kalan önemli miraslardan biriydi. Böylece önemli atakların gelişmesini engellemeye çalıştılar. Oyunu dengeleyen Eskişehirspor aynı rakibi Fenerbahçe gibi hızla karşı kaleye geçip gol bulmaya çalıştı.

Kırmızı hakimiyet faciayı hatırlattı


Eskişehirspor’un 10-20. dakika arası Fenerbahçe’ye top göstermemesi her ne kadar Arsenal faciasını aklıma getirse de sahadaki Fenerbahçeli oyuncular daha istekli ve karakterli bir duruş sergileyerek maça ortak olmaya çalıştılar. 21. dakikada Kamara’nın yakaladığı yüzde yüzlük gol pozisyonunu gole çevirememesi belki de maçın kırılma noktalarından biriydi.

Her seferinde dengesiz yakalandılar!

Raul Meireles sürpriz koşularla gol ararken orta sahada hakimiyeti el geçiren kırmızılar neredeyse her seferinde dengesiz yakaladıkları Fenerbahçe defansına zor anlar yaşattı. Sol kanatta Caner Erkin’in taç atışını kullanırken 1 dakikaya yakın bekleyip yanına yaklaşan olmayınca ortaya sallaması Fenerbahçe adına sahadaki dengesiz dağılım ve pozisyon hatalarının anlaşılması adına çok önemli bir veriydi.

Sorumluluk almak istemediler


34. dakikada Fenerbahçe tribünleri GFB dışında Gezi Direnişi’ne selam göndermeye devam etti. Her iki takım da orta sahayı çabuk geçince özellikle Eskişehirspor birçok gol fırsatı yakaladı. Kırmızı tehlike pozisyonları cömertçe harcarken Fenerbahçe Emenike ile yakaladığı pozisyonların hiçbirinde varlık gösteremedi. Dirk Kuyt’tan başka sorumluluk alan da olmayınca Ersun Yanal’ın radikal sayılabilecek değişiklikleri istediği etkiyi meydana getirmedi.

Mert Günok’un kurtardığı yalnızca penaltı değildi


2. yarıda Maç bir o kalede bir bu kalede devam ederken Alper Potuk’un Eskişehirspor ceza sahasına girmeye birkaç metre kala neredeyse bütün oyuncuları çalımlayıp en son kendine de çalım atıktan sonra iyi durumda bir arkadaşını bulamaması Fenerbahçe adına bu radikal değişimin ne kadar sancılı geçeceğinin en net göstergesiydi.  51. dakikada soldan Emenike’nin ortasına yükselen Dirk Kuyt attığı kafa golüyle takımının rahat bir nefes almasını sağladı.

Film gibi izlersen olmaz bu iş!


Kornerden gelen topta arkası dönükken  Alper Potuk’un açık eline çarpan topta hakem Eskişehirspor lehine penaltı verdi. Ligin ilk maçında penaltı kurtaran Mert Günok bu sefer de Necati Ateş’e geçit vermedi. Mert Günok kalesinde devleşerek üç puanın alınmasını sağladı.

Neden müdahale etmedin

İkinci yarıda golün dışında tamamen kırmızıların hakimiyetinde geçmesini sahada kenarında film izleyen Ersun Yanal  Fenerbahçe’nin Mimar Sinan’ı olabilmesi için eline geçen fırsatı cömertçe harcıyordu. 81. dakikada yapılan iki değişiklik ise Ersun Yanal’ın kadro oluştururken aldığı riskle tezat oluşturuyordu. “Bu kadar uzun süre böyle mahkum oynayan bir takıma neden teknik direktör müdahalesi gelmez?” sorusu benim için geceye ve geleceğe anlam verecek en önemli nokta olarak kafama kazınıyordu!