Fenerbahçe Avrupa'ya gidebilecek mi?

İstanbul 13. Ağır Ceza Mahkemesi'nin "Futbolda Şike" davası kapsamında aralarında Aziz Yıldırım'ın da bulunduğu 6 kişinin yeniden yargılanması kararı, Fenerbahçe'nin Avrupa kupalarında yer alma umudunu artırdı

Fenerbahçe Avrupa'ya gidebilecek mi?

İstanbul 13. Ağır Ceza Mahkemesi'nin "Futbolda Şike" davası kapsamında aralarında Aziz Yıldırım'ın da bulunduğu 6 kişinin yeniden yargılanması kararı, Fenerbahçe Kulübü'nün 2014-2015 sezonunda Avrupa kupalarında yer alabilme umudunu artırdı. Avukat Rezan Epözdemir, süreçle ilgili merak edilen soruları POSTA.COM.TR için yanıtladı.

1-    İstanbul 13. Ağır Ceza Mahkemesi’nin verdiği yeniden yargılama kararı ile ilgili kamuoyunda farklı gerekçeler konuşuluyor. Mahkemenin yeniden yargılama kararına dayanak yaptığı gerekçe neydi?
Cevap: İstanbul 13. Ağır Ceza Mahkemesi Bu dosyasnın bazı sanıkları yönünden Yargıtay 5. Ceza Dairesi’nin onama kararından sonra, 6526 sayılı yasa ile yapılan değişiklik sonrası Türk Ceza Kanunu’nun 220. maddesinde yer alan “Suç İşlemek Amacıyla Örgüt Kurmak” suçundan ötürü,  Ceza Muhakemesi Kanunu’nun 135. maddesinde düzenlenen “iletişimin tespiti, dinlenmesi ve kayda alınması” ile 140. maddesinde düzenlenen “Teknik Araçlarla İzlenme” tedbirlerine hükmedilemeyeceği, yani örgüt kurma suçunun katalog suç olmaktan çıkarıldığı, Yargıtay tarafından onanan bir kısım eylemlerin, Türk Ceza Kanunu’nun 220. maddesi kapsamında kaldığı yani sanıkların bir kısmının Örgüt Kurma ve Yönetme ile Örgüt Üyeliği suçlarından mahkum edildiği ve cezaların Yargıtay tarafından onandığı ve kesinleştiği, bu yönüyle yapılan yeni yasal değişikliğin Ceza Muhakemesi Kanunu’nun 311/e maddesi uyarınca hükümlüler lehine değerlendirme yapılmasını gerektiren yeni bir olay niteliğinde olduğundan bahisle yeniden yargılama kararı vermiştir.

Bir başka anlatımla Mahkeme; sanık avukatlarının tutanaklarda sahtecilik, görevsizlik ve yetkisizlik şeklindeki itirazlarını kabule şayan görmemiş olup, münhasıran 6526 sayılı yasada yapılan değişiklikle birlikte Örgüt Kurma ve Yönetme suçlarından telefon dinlemesi ve teknik araçlarla izlemeye ilişkin karar verilemeyeceği ve bu yapılan değişiklikle birlikte yargılaması devam eden sanıklar ile hükmü onama suretiyle kesinleşen sanıklar arasında eşitsizlik ve hakkaniyete aykırı bir durum ortaya çıkacağından mütevellit böyle bir kararı oy birliğiyle vermiştir. 

2-    Yeniden yargılama kararı bütün sanıklar için mi verilmiştir?
Bu karar, Sayın Aziz Yıldırım, Olgun Peker, İlhan Yüksel Ekşioğlu ve Abdullah Başak müdafilerinin talebi, Ahmet Çelebi ve Selim Kımıl açısından ise Cumhuriyet Savcısının talebi üzerine verilmiş olup, toplamda bu 6 isim için verilmiştir. Bu 6 ismin yanı sıra, bir de cezası Yargıtay tarafından bozulan başta Sayın Tayfur Havutçu, Serdar Adalı, Bülent Uygun, Erdem Konyar gibi isimler açısından da bozma nedeniyle yeniden mahkeme süreci başlayacaktır. Mahkeme Başkanı Sayın Metin Tamirci tarafından daha önce haklarında “Hükmün Açıklanmasının Geri Bırakılması” kararı verilen sanıklar yönünden yani bütün sanıklar yönünden yeniden yargılama kararı verilmesi istemiyle iş bu karara muhalif kalınmıştır.

3-    Kararı incelediğimizde, infazın geri bırakılmasına ilişkin taleplerin de kamuoyunda bilinenin aksine oyçokluğuyla verildiğini görüyoruz. Bu durumu kısaca özetler misiniz?
Üye Hakim Sayın Mehmet Uğurlu, infazın geri bırakılmasına dair karara muhalif kalmış ve yazmış olduğu 1 sayfalık muhalefet şerhinde, mahkeme başkanının kesinleşen dosyaları infaza vermeme gibi bir yetkisinin olmadığını, bu kararın Yargıtay’dan döner dönmez makul bir süre içerisinde infaza verilmesi gerektiğini ifade etmiş, mahkeme heyetince bugüne kadar verilmiş bir karar olmadığından, zaten infazın ve cezaevi sürecinin başlamadığını, bu nedenle zaten “İnfazın Durdurlması”ndan bahsedilemeyeceği, ancak infazın geri bırakılması (Ertelenmesi)’nin söz konusu olabileceği, telafisi imkansız bir zarar veya zarar tehlikesi olmadığından infazın geri bırakılması kararına muhalif kaldığını ifade etmiştir. 

4-    Bundan sonra süreç nasıl işleyecek? Bu karara itiraz edilebilir mi?
Bu karara İstanbul 14. Ağır Ceza Mahkemesi nezdinde itiraz edilebilinir. Bu itirazı kural olarak Cumhuriyet Savcısı ve katılanlar yapabilir. Fakat bu dosyada Mahkeme Savcısı Sayın Abdullah Mirza Coşkun tarafından yeniden yargılama talep edildiğinden ve talebin kabulüyle bu yönde karar verildiğinden, Savcılık tarafından bir itiraz söz konusu olmayacaktır. Dosyada katılan sıfatına haiz olan başta Trabzonspor Kulübü olmak üzere, Türkiye Futbol Federasyonu ve diğer katılanlar iş bu karar bir sonraki numaralı mahkeme olan 14. Ağır Ceza Mahkemesi nezdinde itiraz edebileceklerdir.
Bu itirazların reddedilmesi halinde, yeniden yargılama yapılacak olup, bu sanıklar yönünden deliller yeniden toplanacak, sanık ve tanıklar yeniden dinlenecek, soruşturmanın genişletilmesine ilişkin talepler varsa yeniden değerlendirilecektir. Kural olarak Mahkeme yeniden yargılama ile birlikte vereceği esasa ilişkin kararı dosya üzerinden de verebileceği gibi, duruşma da açabilir. Kanaatimce; burada sanık sayısı, dosyanın kapsamı, eylemlerin çokluğu nedeniyle Sayın Mahkeme tarafından yeniden duruşma günü verilmek suretiyle yeniden yargılama süreci işletilecektir.

5-    Bu karar, Uefa sürecini ve TFF sürecini nasıl etkiler? Fenerbahçe’nin bu yıl için Avrupa’ya gitmesi söz konusu olabilir mi?

Cevap: Kural olarak Spor Disisplin Yargılaması ile Ceza Yargılması birbirinden farklı yürür ve birbirini bağlamaz. 6222 Sayılı yasanın 11. maddesinde düzenlenen “Şike” suçu ile Futbol Disiplin talimatında ve UEFA normlarında düzenlenen “Şike” tanımı birbirinden farklıdır. Ceza hukukunda “Anlaşma” yeterli olup, sahaya yansıma veya menfaatin fiilen temini aranmaz. Bir spor müsabakasının sonucunu etkilemek amacıyla anlaşmaya varılması yeterlidir. Futbol Disiplin Yargılması açısından ise tek başına anlaşma yeterli olmayıp, sahaya yansıma da aranır. Aksi halde eylem teşebbüs aşamasında kalmış olur.  Bu temel farklılıklarla birlikte, ana kural bu 2 hukuki sürecin birbirinden bağımsız ve ayrı işlemesi iken, burada TFF ve UEFA’nın Disiplin ve Tahkim Kurulları, kararalarının merkezine, polis fezlekesini, iddianame ve mahkeme kararını oturttuklarından, yani Futbol Disiplin Yargılama makamları kararlarında Ceza Mahkemesi dosyasını ve bu dosya içerisindeki delilleri esas aldığından, bu kararın UEFA sürecini olumlu etkileyebileceğinden söz edilebilinir.

Bununla birlikte yukarıda açıkladığım üzere, Mahkemenin yeniden yargılama kararının gerekçesi bu konuda son derece önem arz etmeketedir.  Mahkeme; 6526 sayılı yasada yapılan değişiklikle birlikte Örgüt Kurma ve Yönetme suçlarından telefon dinlenmesi ve teknik araçlarla izlemeye ilişkin karar verilemeyeceği ve bu yapılan değişiklikle birlikte yargılaması devam eden sanıklar ile hükmü onama suretiyle kesinleşen sanıklar arasında eşitsizlik ve hakkaniyete aykırı bir durum ortaya çıkacağından bahisle bu kararı verdiğinden, İsviçre Federal Mahkemesi veya UEFA Yargılama kurullları, bu iç hukuka ilişkin bir değişikliktir ve dosyadaki verilen delil kabiliyetine ilişkindir. İç hukuktaki Ceza Yargılmasını bağlar ve fakat biz dosyada mevcut olan bu dinleme ve teknik araçlarla izleme verilerini delil olarak kabul ederiz, bizim açımızdan bir yeniden yargılama veya daha önce verilen ve UEFA Disiplin Kurulu, Tahkim Kurulu ve CAS tarafından onanarak kesinleşen kararların kaldırılması sonucunu doğurmaz da diyebilir.

Yine Türkiye Futbol Federasyonu Disiplin Kurulu ve Tahkim Kurulu’ndan verilerek, yargı yolu kapalı olması hasebiyle kesinleşen kararlar açısından da ilgililerin talebi ile Futbol Disiplin Talimatının 92. Maddesi uyarınca; bu kararın yeni bir delil veya belge olduğundan bahisle Futbol Disiplin Yargılmasının da yenilenmesi talep edilebilir. Nihayetinde TFF ve UEFA sürecine bu kararın etkisini önümüzdeki süreçlerde göreceğiz.