Yeni Yazısı > Felipe'nin adı da kolay! - 21.06.2014

Felipe'nin adı da kolay!
21 Haziran 2014

Türkiye, ilk kez yeni cumhurbaşkanını seçim sandığından çıkarmaya hazırlanırken İspanya’da kral değişti. Carlos, yerini oğlu Felipe’ye bıraktı. Bizim için televizyonda seyredilen bir masal ama düşündüğün zaman daha zahmetsiz! İspanya’da kral Avrupa’daki pek çok monarşi gibi temsili görevi olan, seçilmiş parlamento ve hükümetle yönetilen ülkenin birlik beraberliğini temsil eden bir sembol. Bizim demokratik sistem içinde yarışacak adayları, kimliklerini, geçmişlerini tartıştığımız dönemde, babası Carlos’un yerine geçen Felipe’yi herkes tanıyordu. Adı da kolay. Oturmasını kalkmasını biliyor. Sürpriz yok, halk da seviyor. Ayrılıkçı Bask ve Katalanlar (bizim Kürtler gibi) bile parlamentoda ayağa kalkarak selamladı kendisini. Karısı güzel, şık. Sıfır sorun! Ekmeleddin’i isterim istemem, Erdoğan tokat atıyor kavgaları o kadar bunaltıyor ki monarşiyi bile özletiyor! Demokrasi, hiç kuşkusuz en ideal sistem değil. Bulabildiğimizin en iyisi!

[[HAFTAYA]]

Balyoz’da son değil, başlangıç!

Bir gün bu rezilliğin biteceğini biliyorduk. Ama ne zaman biteceğini bilmiyorduk! Kimi 4 yılı aşan tutukluluk süresi yaşadı, kimi hayatını kaybetti, kimi cezaevinden çıkıp yakınlarının cenazesine bile gidemedi. Yükselen bir kariyer beklerken özgürlüklerini, sağlıklarını, maaşlarını, rütbelerini, geleceklerini kaybettiler. En acısı da suçsuz olduklarını anlatmak için verdikleri çabanın boşa çıkmasıydı. Tam 50 kitap yazıldı Balyoz’la ilgili! Gazetecilere, sivil topluma, yetkililere mektuplar yazdılar, eşleri, çocukları, aileleri sokaklara döküldü. Avukatları Anayasa Mahkemesi önünde gece gündüz demeden nöbet tuttu!

Yargıtay’ın ayıbı

Çok acılı, çok zor bir dönemdi hepimiz için. Yargıtay’ın kararı onadığı günü unutamıyorum! Ankara’da, mahkemedeydim. Silivri’de yaşanan bütün hukuksuzlukların burada ortaya çıkacağını düşünüyordum. Sahte dijital veriler, dinlenmeyen tanıklar, söz verilmeyen sanıklar, bir tanesi bile kararı bozmaya yetecek yüzlerce hukuksuzluk! Yargıtay hakimleri, hiç bir şey olmamış gibi takır takır onadı onlarca yıllık cezaları! Sanık yakınlarından feryatlar yükseldi!

Kim çıkardı?

Bu ne adaletsizlik, ne rezillikti! Bütün bunlar unutulacak mı? TSK’yı, özellikle Deniz Kuvvetleri’ni hedef alan bu sinsi planı hazırlayan, uygulayan, göz yuman, savunan, inananların yanına kar mı kalacak? Yoksa hesabını verecekler mi? Ya iktidar? “Biz soktuk, biz çıkardık” havası, en azından ayıp değil mi? AYM’ye kişisel başvuru hakkı vermişler! Bu ters tepmiş bir plandı aslında. Amaç AİHM’ne başvuruyu zorlaştırmaktı. Tabii 17 ve 25 Aralık olayları yaşanmamış olsaydı, hava dönmeseydi, AYM bu kararı alır mıydı bilinmez!

Ya ‘casuslar’?

Ölenlere Allah rahmet eylesin. Kalanlar mücadele edecek. Ve unutmayalım ki TSK’ya yapılan saldırı, sadece Balyoz değildi. Şimdi en az bu dava kadar düzmece ve saçmasapan askeri casusluk davaları var ve yüzlerce genç subay mağdur ediliyor. Sıra bunların takipçisi olmakta, yani adalet arayışında!