Yeni Yazısı > Ezelden beri izliyormuşuz gibi - 30.09.2009

Ezelden beri izliyormuşuz gibi
30 Eylül 2009

Ezel başladı (Show TV). Ben esas kızın adının bu olduğunu düşünmüştüm. Meğer esas oğlanınmış. Sorun değil, çok hızlı ve akıcı bir hikayesi vardı ve pazartesi dengelerini değiştirdi... En azından AB izleyici grubunda reklamsız giderek kafaya oturdu. Bu iş en çok Elveda Rumeli’nin canını sıktı. Atv çok önemli günlerini art arda yitiriyor.

Cuma, cumartesi derken pazartesi de yalan oldu... Dönelim diziye. İlk bölümde Kenan İmirzalıoğlu’nun gençliğini oynayan çocuk tıpkı basımdı. Orijinalini en çok gülerken andırdığı için, gülüp durdu Ömer kardeşimiz. Sonra anası ağladı zaten... Ve Cansu Dere ve Barış Falay ve Salih Kalyon ve diğerleri. Onlar bıraktığımız yerlerin çok üstünde oyunculuklarıyla şaşırttılar beni...

Özellikle Kerpeten rolündeki Falay. Aliye’nin Müco’sundan sonra dişe dokunur ilk karakterini canlandırdı. Bu dizinin en parlak isimlerinden biri olacak. Git gel akıllı ve içli bir psikopat olarak...

Hikayeye gelince; bakın o ilginç. Alıştığımız cinsten olmayan bir intikam öyküsü. Ve belli ki o intikam duygusu dizide çok cana mal olacak... Montajı mükemmel, ışığı kusursuz, oyunculukları baştan çıkarıcı. Hep grubunun işlerini övüyorsun diyenlere kapak olacak cinsten yazılar yazdıran bir de! Hayırlı olsun...

BİR MUCİZE EL LAZIM

Son Bahar’a bir şey oldu (Star TV). Bebeğin elindeki sakatlıkla başlayan ayrılık, aynı elde nükseden rahatsızlıkla yine bir araya getirdi esas kızla, oğlanı... Ama dizinin bu sıkıcı eksende dönüp durması çok da hoş değil.

Hikaye tükendi desem haksızlık olur. Ama bir türlü kabuğunu kıramıyor desem, en doğrusu olacak... Son Bahar’ın acil bir kurtarıcı eline ihtiyacı var. Belli ki o el, bebeğinki olmayacak. Çok sıktı artık çünkü...

JÜRİ ÇEKİŞMESİ SIKTI ÇÜNKÜ...

Fox’ta yeni bir yarışma, bir hayli sessiz başladı. Aslında ses yarışması olması anlamında ironi dolu bir başlangıçtı bu; Yaş 15... Oğlum içeriğinden söz etmeseydi atv’deki Bir Şarkısın Sen’in kötü bir kopyası olacağını düşünecektim. Ama sadece 15 yaşındaki çocukların müzikal yeteneğini yarıştırdığı bir işmiş... İzlerken çok eğlendiğimi söyleyemem. Özellikle Hande Ataizi ve Yeşim Salkım arasındaki gerilim dikkatimi çekti ilk bölüm için. Bir de geçenlerde Popstar Alaturka’da izleyici olarak gördüğüm Nevin Serengil’in jüri koltuğunda oturması... Ne olacak biliyor musunuz; bu yarışma da yeni bir yetenek çıkarmayacak. Jüri ve sunucular arasında iç çekişmenin yarattığı gerilimle gaz almaya çalışacak... Ve motor boğulacak. Sıktı çünkü!

CANLIYA GEÇTİ KURTULDU

Şaşırtmali (Star TV) canlı yayına geçerek doğru bir adım attı. Alengirli oyunların arasındaki boşlukları Mehmet Ali Erbil ve seyirciler doldurdu...

Seyirci koltuklarına verilen elektrik fikri hoştu. Ama ilgiyi bir süre sonra kaybedecek bu cinsten oyuncuklar... Ben, sanki Mali’ye daha açık alan bırakacak bir formata dönüşmesi gerektiğine inanıyorum yarışmanın. Nasıl bir şey derseniz; Çarkıfelek gibi derim. Ötesi profesyonel yardıma girer...

Bu arada Türk lirası yerine mangalda dolar yakmak belki mevcut tepkileri azalttı. Ama gidermeyeceğine eminim. Orada maket altın külçesi ızgarası yapılsa, duruma alınacak ülke çıkmayacak...

Bir de yarışmacılar meselesi var. Mali’nin çok rahat paslaşacakarı çabuk eleniyor. Mesela bir İspanyol yarışmacının Türk atasözlerini bilmesini beklemek rekabetin ruhuna ters... Hülasa, finale kalan yarışmacıların ruhsuzluğu oyunu düşürüyor. Mali’yi elinde barutsuz silahla savaşa sürmek haksızlık bana göre!

HİKÂYE ÇOK AĞIR AKTI

Kapalıçarşı başladı (atv). Çok beklemiştim onu da. Kadrosu içindi çok muhtemel bu merakım. Ve ne kadar ağırdan akarsa aksın, o kadro ilk bölümü kurtardı...

Çok parlak bir iş çıkmasa da, hikayenin içindeki “mucize inancı” önemli bir kitleyi ekran başına toplayacaktır. Nejat İşler’in değişmediği, Olgun Şimşek’in malum şivesini kullandığı, Erkan Can’ın sürüklediği bir “iyi adamlar topluluğu” bir diziyi kurtarmaya yeter mi; bunu biraz düşünmeli sanırım... Ama şu bir gerçek ki; koparılan fırtınanın bir bardak suda yaşandığı hissinden bir an önce kurtarmalı beni Kapalıçarşı.

Bir yerlere taşımalı. Belki o minik perinin parmaklarında, belki Cemal ile esas kızın aşkında. Günü değişmeli belki de... İçimdeki duyguyu tam olarak dile getirebilmem için zamana ihtiyacım var. Ve biliyorum bu ihtiyaç duygusu bir dizinin daha ilk bölümünde oluşuyorsa, pek de hayra çıkmaz!