Yeni Yazısı > Ezel bir Deli Yürek'tir! - 21.10.2010

Ezel bir Deli Yürek'tir!
21 Ekim 2010

Ezel’de (atv) Yusuf Miroğlu (Deli Yürek) izleri netleşti önceki bölümde. Belli ki Ezel, kaybettiği gücünü önce sokaklarda yükselerek toplayacak... Bu haliyle Kenan Birkan gibi bir gücün karşısına dikilmesi en az on yılını alır gibi geliyor bana. Bu da demektir ki bu sezonun tamamında Ezel ile Deli Yürek arasında gidip gelecek senaryo... Kuşçu karakteri hazır nasıl olsa. Sözde yatalak olan Ramiz Dayı o da. Artık konuşmaktan başka bir eylemi olamaz çünkü... Yine de Yaprak Dökümü’nün Ali Rıza Bey’inin iç konuşmalarından daha evladır durum; ne dersiniz?

[[HAFTAYA]]

Dizilerdeki polis teşkilatı...

Dizilerde bu yılın izleyici eğilimi ikiye bölündü. Birincisi aksiyon severler, ikincisi ise duygusal takılanlar... Bu yüzden ekranda aniden ve gözle görülür şekilde polisiye patlaması oldu. Her polisiyeyi dikkatle izleyen biri olarak ekrana yansıyan polis tipindeki farklılıkları çok net görebiliyorum. Hadi tipleri sayalım... Hulusi Kentmen ekolünden gelen babacan polisler tipine en çok Arka Sokaklar’ın Rıza Başkomiser’i oturuyor. Behzat Ç., onun biraz daha genci ve dengesizi de olsa babacan kadrosundan değerlendirebileceğimiz bir ağabeyimiz... Bir de siniri bozuk memur tipi var. Bunların başında Arka Sokaklar’ın Mesut Komiser’i geliyor. Bu yıl ona Behzat Ç.’nin Harun’u eklendi. Geçen yazdan kalan Kanıt’ın Selim Komiser’ini de eklersek, ciddi bir kalabalığa ulaşıyoruz... İşinde gücünde memur tiplerinin başındaysa yine Arka Sokaklar’ın Çoban Komiser’i var. Umut Yolcuları kadrosunun tamamını da bu parantez içine koyuyorum... Sonuç itibarıyla “Yat, yat, yat, yat” diye çığlık atan “Alın bunu, alın bunu, alın bunu da” diye emirler yağdıran eylem tipi polisten bir nebze olsun kurtuldu izleyici. Bu da bir şeydir!

Ünlüler de yemekte!

Yemekteyiz programı farklı bir formatın ipucunu verecek önümüzdeki hafta. Ünlülerle Yemekteyiz (prototipi) yayına girecek Show TV’de... Yarışmacılardan biri olan Ece Vahapoğlu ile lafladık önceki gün. Hayatında beş çeşit yemeği iyi yaptığını söyledi, zaten o kadar çeşitle çıkacakmış rakiplerinin karşısına... En çekindiği rakibinin Cenk Eren olduğunu söyleyince, “hiç de haksız değil” diye düşündüm. Nur Yerlitaş ve Neşe Erberk de diğer rakipleri olacakmış... Aslında Yemekteyiz’in mimarı Caner Erdem projeden “ses getirecek” diye söz etmişti geçen hafta. Ben de “tutarsa, mevcudun yerini alır” diye eklemiştim... Sanırım yurt dışında yıllardır en çok izlenen programlardan biri olan bu format Türkiye’de çabuk tüketildi. Şimdi içinden yeni formatlar üretilerek yoluna devam etmek zorunda... Reyting mayası tutarsa bir sezon da böyle gider. Seneye de Allah kerim artık; Siyasetçilerle Yemekteyiz mi yapılır Futbol Yorumcularıyla Yemekteyiz mi, yaşar görürüz!

Kendim sorar kendim gülerim!

Saba Tümer (CNN Türk) önceki akşam gazetelerdeki zeka oyunları bölümüyle ünlenen CHP Milletvekili Emrehan Halıcı’yı konuk etti... Bir vekil olarak değil ama bir akil olarak ilgimi çeken Halıcı’yı yayında görünce takıldım ister istemez. Politikadan çok zeka oyunları ve bulmacalar konuşuldu...

Zeka düzeyinin çok yüksek olduğunu bildiğim Emrehan Halıcı’yla ortak bir frekans yakalamakta bir hayli zorlandı Saba... Kimi zaman işi espriye vurdu. Ama yaptığı espriler o kadar sıradandı ki, kendi sorup kendi yanıtlayarak eğlendi...

Örnek mi istiyorsunuz. “Kırkıncı kattan düştüğü halde ölmeyen bir adama kim inanır?”. Yanıt geliyor; “Kadir İnanır!”...

Kanıt da kanıt bıraktı!

Kanıt’ta (Kanal D) 2 yıl önce kaybolan kardeşini arayan bir kadının öldürüldüğü eve giriyor polisler. Olay yeri incelemeleri yapılıyor. Her detay not alınıyor... Bir ara Başkomiser Orhan maktulün anı defterini kurcalıyor ve içinden çıkan anahtarla evin kilitli odasının kapısını açıyor... Kızımız kaybolduktan sonra ablası eşyalara hiç dokunmadan öylece korumuş odayı. Duvardaki posterler dikkatimi çekiyor. Bu yılın mayıs ayına ait bir konser posteri var. Bir tanesi de ekim başında gerçekleşen bir başka konsere ait... İki yıldır girilmemiş odaya acaba kim girdi de yapıştırdı diye düşünüyorum posterleri. Ama bizim komiser düşünmüyor. Çünkü dizinin sanat yönetmeni kardeşimiz düşünmemiş ki bunu... Kanıt diye bir dizi yaparken detaylardaki talihsiz kanıtları ortadan kaldırmadıkça nasıl inandırıcı olunabilir ki diye düşünmeden edemiyorum. Haksız mıyım?