Ey Türkler, Merkel'e oy vermeyin...
26 Eylül 2009

Yarın Almanya’da son derece önemli bir seçim var. Sadece Almanya değil, Türkiye açısından da, ortaya çıkacak olan sonuç çok şeyi değiştirecek. Alman Başbakanı Merkel, büyük koalisyon ile yaşıyor. Yani Sosyal Demokratlarla birlikte iktidarı yürütüyor. Sıkıntısı da, Sosyal Demokrat partinin politikalarıyla ülkeyi istediği gibi yönetememesinden kaynaklanıyor. Eğer, Merkel’in lideri olduğu Hıristiyan Sosyal Demokratlar bekledikleri oranda oy alabilirlerse, artık Sosyal Demokratlara ihtiyaç duymayacaklar ve yeni koalisyonu Hür Demokrat Parti ile kurabilecekler. Bu olasılıkta da Merkel, Almanya’yı istediği gibi yönetebilecek. Ekonomiyi daha liberalleştirecek, yabancılara karşı daha katı önlemler alabilecek. Tabii böylesine önemli değişikliklerden Türkiye de payını alacak. Merkel, Ankara’nın tam üyeliğini mümkün olduğu kadar geciktirmek ve sonunda da tam üyelik yerine “İmtiyazlı Ortaklık” statüsü tanınması konusunda Fransız Cumhurbaşkanı Sarkozy ile ortak hareket ediyor. Ancak Merkel’i bugüne kadar frenleyen tek unsur, koalisyon ortağı Sosyal Demokratlardı. Sosyal Demokratların lideri Steinmeier’in Türkiye’nin tam üyeliği konusundaki ısrarı, Merkel’in bu politikasını ileri götürememesiyle sonuçlandı. Eğer Steinmeier seçimden beklediği sonucu alamaz ve iktidar ortaklığından düşerse, Türkiye de en önemli desteğini kaybedecek. AB’ye giden yol daha da tıkanacak. İşte bundan dolayı, Alman vatandaşı olmuş ve oy hakkı kazanmış Türkler, hem kendilerini hem de ülkelerini düşünüp Merkel’e oy vermemeliler.

Hâlâ nedenini açıklamıyorsunuz...

Bundan önce bu köşede, Patriot füzelerinin alımı konusunda “Lütfen bu sisteme neden gerek duyuluyor, anlatın bize” diye seslendiğim yazımı bilmem okudunuz mu? Basında, Türkiye’nin 7.8 milyar dolar tutarında böyle bir sistem alacağı yazılmış ben de buna tepki göstermiştim. Ardından, Genelkurmay İletişim Daire Başkanı Tuğgeneral Metin Gürak, bu kararın Savunma Sanayi İcra Komitesi tarafından alındığını, 4 bataryadan oluşan sistemin de 7.8 milyar değil, sadece 1 milyar dolar, ödemenin de 6 yıl vadeli olduğunu açıkladı. Genelkurmay satır arasında “Bu ihtiyacı biz, Başbakan ve Milli Savunma Bakanlığı saptadık. Üstelik ileri sürüldüğü kadar pahalı da değil” demeye getiriyor. İyi de, benim ve kamuoyunun öğrenmek istediği, bu sisteme neden ihtiyaç duyulduğudur. Gerekçeleri nedir? Yoksa, fiyatının ucuz olup olmaması veya seyyar kullanım kolaylığı değil. Artık, savunma politikamızı oluşturanlar, “Bizler gerekli gördük ve almaya karar verdik. Sizin aklınız ermez” yaklaşımından uzaklaşmak zorundalar. Türkiye’de savunma otoritelerine aklı eren uzmanlar var. Artık eskisi gibi değil. Bilgi çağında yaşıyoruz ve alınan kararların gerekçelerini öğrenme hakkımız olduğuna inanıyoruz.

Nihayet biri doğrusunu söyledi...

Yıllardan beri bir şehir efsanesi dillendirilir. 1970’lerdeki ASALA terörünün, bir grup “vatansever” mafya babası veya ülkesi için ölmeyi göze almış ülkücünün yurt dışındaki faaliyetleri sayesinde engellenebildiği ileri sürülür. Bunların başında da Abdullah Çatlı ve Alaaddin Çakıcı gelir. Efsaneye göre, bunlar değişik zamanlarda ASALA liderlerini öldürmüşler, Fransa’da Ermeni anıtlarını bombalamışlar ve bu durumu gören ASALA yelkenleri indirmiş. Bu efsanelerin içi boş birer abartı olduğunu, nihayet eski MİT’çilerden Erkan Gürvit, geçenlerde Yeni Şafak gazetesine açıkladı ve doğrusunu anlattı. Gürvit, Esenboğa’yı basan ve yaralı yakalanan Lavon Ekmekciyan’ı sorgulayan kişidir ve ASALA olayını iyi bilir. Gürvit, terör örgütünün en büyük hatasının, Paris Orly Havaalanı’nda THY bankosunu basması olduğunu, bu olaydan sonra, Fransa ve ABD’deki Ermenilerin para desteğini kestiklerini, örgütün kendi içinde bölünüp dağıldığını ve kendi kendini bitirdiğini anlattı. Gerçeğin ta kendisi budur. 1970’lerde, bu mafya ve ülkücülere devlet para ve silah verdi. Sağda solda karanlık işler yapmaya teşvik etti. Ancak bu eylemlerin ne doğru dürüst bir etkisi oldu, ne de ses getirdi. ASALA, boyundan büyük işlere girdi ve yine onu yaratan-yaşatanlar tarafından sonlandırıldı. Gürvit çok haklı. Kimse, abartılar üzerinden efsaneler yazmaya kalkmamalı.

Zeki Müren’in geri dönüşü...

Zeki Müren, ölümünden sonra geri dönen ve eskiye oranla çok daha fazla beğeni toplayan bir sanatçı, gerçek bir İKON konumuna girdi. ODEON’un, ölüm yıldönümünde piyasaya çıkardığı son CD’de, Zeki Müren’in Lunapark konseri var. Tavsiye ederim dinleyin. 1960-70’lerdeki gazino kültürünün ne olduğunu, Müren’in seyirciyle nasıl bir diyalog kurduğunu öğrenecek ve şarkıları yorumlayışına hayran olacaksınız. Tabii bugünkü bazı şarkıcıların nasıl döküldüğünü de anlayacaksınız. ODEON ve bu tip harika fikirleriyle bizleri ödüllendiren Dani Grunberg’e teşekkür borcumuz var.

Roma’da sakın Avis aracı kiralamayın!

Çok seyahat ederim ve gerektiğinde de, eşimle araba kiralayıp gezmeyi severim. Genelde de AVİS’i tercih ederim. Ancak bir daha, özellikle de Roma Havaalanı’ndaki AVİS’i kullanmayacağım. Tavsiye ederim siz de başınızı derde sokmayın. Böylesine kaba, böylesine müşteriye ters muamele eden başka bir AVİS istasyonu görmedim. Arabayı alırken, ancak özellikle geri verirken bir dayak yemediğiniz kalıyor. Kısacası, Roma Havaalanı, AVİS gibi dev bir şirkete hiç yakışmayan bir istasyon. Ayrıca, Roma Havaalanı’nda kimden araba kiralarsanız kiralayın, geri vermek büyük bir sorun. Doğru dürüst işaret yok. O zaman da birkaç tur atmak zorunda kalıyorsunuz. Başımdan geçenleri sizlerle paylaşmak istedim. Ben bu yüzden uçağımı kaçırdım, bari sizler hazırlıklı olun...

Kitap Köşesi

ARARAT’IN İTİBARI  “Bir Yüce Dağdır, çıkılmaz. Profesör Parrot’a selam olsun.” Genelde teşekkür edilir ama o selam yolluyor. Mustafa Bilgili “Ararat’ın İtibarı” isimli kitabında. Bir yol hikayesi... Yol Ağrı Dağı’na, Ararat’a uzanıyor. Kitabın sonunda resimler var. Yanında da daha fazla resmi ve görüntüyü barındıran bir CD. Ama kitabın son cümlesinde ise şunları not düşüyor... “Daha fazlasını herkes dağı kendi gözleriyle görerek öğrenecektir.” (Bilgili Ajans Yayınları 0212 481 21 21)

TÜPLÜ DALIŞ SIRLARI Mehmet Avadan tüplü dalış meraklıları için çok önemli bir kitap yazdı. “Tüplü Dalış Sırları”, eğitim alarak balıkadam olanların merak ettikleri halde, kolayca cevap bulamayacakları ayrıntıları içeren bir başucu kitabı... Üstelik bilgiler resimlerle, grafiklerle de destekleniyor. Diline de çok dikkat edilmiş. Zaten “scuba” yerine tüplü dalış demelerinden de anlaşılıyor. (Erk Yayıncılık 0312 231 41 97 e-mail: erkyayin@gmail.com)

TURAN GÜNEŞ Turan Güneş anayasa hukuku profesörüydü ama siyasal yaşamımızın uzun süre önde gelen kişilerinden biri oldu. Siyasette iz bıraktı. Onun siyasette bıraktıklarını anlatan 2 ayrı kitap yayımlandı. Türk Demokrasisinin Analizi Turan Güneş ve Turan Güneş’in Siyasal Kavgaları... Hem Türkiye’nin yakın tarihine tanıklık edeceksiniz. Hem de Turan Güneş’i daha yakından tanıyacaksınız... (Agora Kitaplığı 0212 243 96 26 www.agorakitapligi.com )

Bu yazı, Posta Gazetesi’nde ve aynı gün Hürriyet Gazetesi’nin tüm dış yayınlarında, Hürriyet internet sitesinde (www.hurriyetim.com.tr), Milliyet internet sitesinde (www.milliyet.com.tr), Kanal D internet sitesinde (www.kanald.com.tr) ve Daily News ekibi tarafından tercüme edildikten sonra hem ana gazetede, hem de Daily News internet sitesinde (www.turkishdailynews.com) yayınlanmaktadır.