'Evlilik anlaşması gereksiz zaten bir şey almadan giderim'

'Evlilik anlaşması gereksiz zaten bir şey almadan giderim'

Emina’yı önce basketbolcu Mirsad Türkcan’ın kızkardeşi, sonra Mustafa Sandal’ın büyük aşkı olarak tanıdık. Ülkesinde çok ünlü bir şarkıcı olan Emina Sandal, karşımıza müzikle değil diziyle çıktı. Lale Devri dizisinde izlediğimiz Emina Sandal’la çekimin yapıldığı Anadolu Hisarı’ndaki yalıda buluştuk. Karşımda sade, neşeli, mütevazı, güzel, kocasına aşık ve ağlama sahnelerinde oğlu Yaman’ı düşünüp ağladığı için zorlanmadığını söyleyen bir anne vardı. Sorularıma büyük bir samimiyetle cevap verdi.

 Seral Cumalı [email protected]

Oyunculuk aşkı nereden çıktı?

Küçükken tiyatroda oynadım. Sonra müziği seçtim. Müziği yurtdışında yapıyordum; ama Türkiye’de de bir şey yapmak istiyordum. Lale Devri dizisi için teklif gelince kabul ettim.

Neydi size cazip gelen; teklif edilen para mı?

Para için kabul etmedim. Konserimden daha çok ve de kolay kazanıyorum. Çünkü konser iki saat sürüyor; dizi çekimleri her gün sabahlara kadar devam ediyor. Çok meraklı ve ‘gizli hırslı’ bir kişiyim. Başarabilecek miyim; ne kadar ileriye gidebilirim görmek istedim.

Mustafa Sandal ne dedi bu işe?

Dizide oynamamı istemedi. Beni daha çok evde görmek istiyordu!

Klasik Türk erkeği mi?

O da var ama aslında zorlukları bildiği için. Kendisine de oyunculuk teklifleri çok geldi; hiçbirini kabul etmedi. İlk defa Mahsun Kırmızıgül’ün New York’ta Beş Minare filminde oynamayı kabul etti. Ama güzel ve doğru bir şey yaptı.

Dizi teklifini kabul ederken kurallar koydunuz mu? Öpüşmeme, sevişmeme gibi?

Bazı rolleri yapmayı bir anne olarak istemem.

Neden müzik kariyerinizi Türkiye’de sürdürmek yerine oyunculuğa başladınız?

Aslında Türkiye’de müziğe başlayacağım. O konuda da çok heyecanlıyım. Yakında bir single çıkaracağım.

Türkçe mi?

Türkçe. Benim için çok önemli. Çünkü ilk defa Türkiye’de kendimi esas mesleğimle göstereceğim.

Türkiye’de konser verecek misiniz?

Konser ve özel geceler için çok teklif geliyor. Birinci single çıksın, çok özel şeyler yapacağım. Çünkü ben memleketimde sadece çok özel şeyler yapıyorum.

Oyunculuğunuz konusunda insanlar ikiye ayrılmış durumda. Kimi iyi oynuyor diyor; kimi de eleştiriyor. İyi misiniz yoksa kötü mü?

Ben kendimi oyuncu saymıyorum; ilk defa bir şey deniyorum. Dersler almaya başladım. Daha iyi olabilir; aynı zamanda daha da kötü olabilirdi. İnşallah daha iyi olacağım.

Dublaj konusunda, sesin size uymadığı şeklinde bir eleştiri var. Bundan şikayetçi misiniz?

Aslında en güzeli kendi sesimle konuşmam olurdu. Yabancı birini canlandırsaydım tabii... Yapımcı, yönetmen, benden daha iyi bilir elbette. O konuyu onlara bıraktım. Benim dublajımı yapan gayet iyi yapıyor.

Oyunculuğa devam etmeyi düşünüyor musunuz?

Olabilir, aslında çok sevdim. Mesela bir filmde oynamak ama daha hareketli bir tipi canlandırmak isterim.

Lale karakteri ile aranızda bir benzerlik kuruyor musunuz?

Çok duygusalız ikimiz de. Ama ben Lale’den daha hareketliyim. Lale çok acı çektiği için depresif bir karakter. İlerideki bölümlerde değişecek, daha cesur, daha akıllı bir kadın olacak. Ama Lale’yi çok iyi anlıyorum.

Neden?

Çünkü Lale çok acı çeken bir kız. Ben de savaşın acısını, yokluklarını, insanların sevgisizliğini yaşadım; acının ne olduğunu o zaman öğrendim. Çok kötüydü. Onu yaşayınca başka şeylere üzülmek saçma geliyor. Lale’nin ailesi var ama yapayalnız bir kız. Ben de 16 yaşında küçük bir şehir olan Novi Pazar’dan Belgrad’a taşındım. Bütün arkadaşlarım, kuzenlerim, ailem, herkes Novi Pazar’da kaldı. Belgrad büyük bir şehir; orada çok arkadaşım oldu ama yalnızdım.

Burada da yalnızlık çektiniz mi?

Evet tabii...

Ama büyük aşkınız Mustafa Sandal vardı?

Tamam çok büyük bir aşk yaşıyordum ama arkadaşlar da lazım insana. Kuzenleri, annenizi, ailenizi, arkadaşlarınızı arıyorsunuz. Ondan dolayı burada da çok yalnızlık hissettim. Ama Mustafa o boşluğu bayağı doldurdu.

Oradaki arkadaşlarınızın yerini buradakiler tutmadı mı?

Oradaki arkadaşlarım başka. Ben Oğlak burcuyum, hayatıma çok giren olmaz ama giren olduğu gibi kalır. Hayatıma giren hiç kimse gelip geçici değildir. Mesela burada biriyle tanışıyorum, buluşup kahve içiyoruz, ama ben onu arkadaşlık olarak kabul etmiyorum. Onlar tanıdıklar; arkadaşlar orada kaldı. Böyle yaşamak benim için çok zordu. 

Ağabeyiniz Mirsad Türkcan buradaydı; onunla ilişkiniz nasıldı?

Ağabeyim ben evlenmeden önce günde 20-30 kere arar “Neredesin?” diye sorardı. Evlenince ağabey rolünü oynamaktan vazgeçti, Mustafa’ya bıraktı işi; o düşünsün dedi...

Aşkın peşinde buraya gelirken geride neler bıraktınız?

Arkadaşları ve çok iyi bir müzik kariyerini. Aslında çok zor bir şey yaptım ama hiç pişman olmadım.

Dizide istenmeyen gelinsiniz, gerçek hayatta kayınvalideniz Tülin Hanım’la ilişkiniz nasıl?

İlişkimiz çok iyi, benim hayatımda öyle bir sorun yok.

Türk kayınvalideler çocuk eğitimine çok karışır; sizinki de karışır, size akıl verir mi?

Benim kayımvalidem çok modern bir hanım. Çok tatlı ve samimi bir insan. Benim annem çocuk doktoru olduğu için sorun olunca annemle paylaşıyoruz.

Sık görüşür müsünüz?

Benim için Mustafa’nın annesi, babası çok değerli. Her an gelebilirler evimize. Annem telefon etmeden gelir, ben yoksam uzanır, bir şeyler yer, gider. Ben bu samimiyeti çok seviyorum. Protokol sevmiyorum.

Mustafa Sandal’la evlilik anlaşması yaptınız mı?

Hayır. Zaten öyle bir şey olsaydı, evlenmek için düşünürdüm. Çünkü evlilik samimi bir şey, o kağıt benim önüme uzatılırsa evlilikten soğurum. Ben çok samimi ve sıcak bir insanım. Bu tür şeyler beni uzaklaştırır. Allah korusun bir şey olursa, ben zaten hiçbir şey almadan çekip giderim.

Bu büyük aşkta son durum ne?

Aşkın ilk dönemlerinde bir delilik, kıskançlık hali vardır. Evlilikte aşkın o olumsuz hali geride kalıyor. O çatışmalar, kavgalar kalkıyor. Aslında zaman aşka bu etkiyi yapıyor. Çok daha saf kalıyorsun, daha çok birbirini tutuyorsun; sarılıyorsun. Çocuktan sonra hatta çok daha samimi ve birbirinize daha çok kenetlenmiş oluyorsunuz.

Eskiden Mustafa Sandal’ın bir şarkısına gösterdiğiniz kıskançlık yüzünden ayrılmıştınız da...

Şarkı yüzünden değil, her şeyi bırakıp buraya gelmiştim. Gerginlik vardı. Bir sene ayrı kaldık, ama artık o günler çok geride kaldı.

Şimdi kıskanmıyor musunuz birbirinizi?

Tabii kıskanıyoruz ama o şekilde değil. Gereksiz kıskançlıklar yok artık.

“Yaman ve Mustafa benden önce geliyor”

Evlilik ve anne olmak sizde en çok neyi değiştirdi?

Mustafa’yı çok seviyordum, hatta kendimden de çok; ama önce kendimi, sonra onu düşünürdüm. Artık kendimi değil Mustafa’yı ve Yaman’ı düşünüyorum, onlar benden önce geliyor. Annelik beni daha duygusal yaptı. Lale Devri’ndeki ağlama sahnelerini çok kolay yapıyorum.

Nasıl?

Savaştan ve babamın vefatından sonra artık ağlayamaz hale gelmiştim. Hiçbir şeye ağlayamıyordum. Ama şimdi Yaman’ı düşündüğüm zaman ağlıyorum. Çekimler nedeniyle Yaman’dan uzun süre ayrı kalınca, “Ondan ne kadar ayrı kaldım, özledim” diye düşünüp hemen ağlıyorum. Şimdi bile ağlayabilirim. (Gözleri yaşarıyor) Ağlama sahnelerinde de hemen Yaman’ı ne kadar özlediğimi düşünüp ağlıyorum. Evim buraya 5 dakika; ama o beş dakika sanki Amerika’dan eve dönüyorum gibi uzun sürüyor.

Ne kadar babasına benziyor değil mi?

Kopyası. Mustafa’yı çok seviyorum, o yüzden ona benzedi.

Şimdi size benzeyen bir kız nasıl olur?

İnşallah. Ben de çok istiyorum.

“Dudağın silikon mu? sorusu bana dokunuyor”

Çok güzel olduğunuz herkes tarafından kabul ediliyor. Siz kimi güzel bulursunuz?

Kate Blanchett... Benim tarzım o. Bir bakan bir daha bakıyor değil de; derin bir güzelliği var. İçten gelen güzellik yüzüne yansıyor. Yoksa öbür türlü güzelliğe herkes sahip olabilir.

Penelope Cruz’a benzetiliyorsunuz; onu güzel bulur musunuz?

Bulmaz mıyım? Sıcak bir havası var; Monica Belluci de öyle.

Estetik var mı hiç?

Sadece burun ameliyatım var. Aslında çocukluktan beri sporcuyum. Çocukken basketbol oynardım sonra kickboks yaptım. 14 yaşında basketbol oynarken burnum kırıldı. O zaman kemikler daha gelişiyor diye ameliyat etmediler. Sonra 23 yaşında kickboks yaparken burnum yine kırıldı, bir tarafa gitti. O nedenle burnuma estetik yaptırdım.

Dudaklarınızda yok mu?

Hiçbir şey yok. “Ne güzelim” demem; ama yüzümde dudağımı çok beğenirim. O yüzden bu soru çok dokunuyor bana. Kaç kişi gelip dudağıma dokundu, silikon mu diye sordu.

Moda sizin için ne ifade eder?

Giyime çok para harcar mısınız? Önceden alışveriş delisiydim. İnanılmaz bir şekilde alıyordum. Ama anne olunca değiştim. Tabii güzel çanta, güzel ayakkabı, güzel elbiseyi her kadın gibi hala severim. Ama şimdi Chanel çanta gibi her zaman ve uzun süre kullanacağım klasik şeyler alıyorum. Stilimi böyle buluyorum; deli gibi modayı takip etmiyorum. Çünkü artık bana saçma geliyor.

En sevdiğiniz tasarımcı kim?

Normal hayatta Stella McCartney seviyorum, sahnede Balmaine giyiyorum. Daha ucuz markalardan da TopShop’u çok seviyorum; çünkü çok rahat.

İstanbul mu Belgrad mı yaşanası şehir?

Belgrad da güzeldir ama bütün dünyayı gezdim, İstanbul gibi şehir yok...

2