Ermeni Diasporası, yine günah işliyor...
09 Ekim 2009

Yarın İsviçre-Zürih’te son derece önemli bir imza töreni var. Ermenistan ve Türk Dışişleri Bakanları, ilişkileri yeniden düzenlemek üzere bir protokolün altına imza atacaklar. Bu protokol, karşılıklı ortak bir anlayışı, barışçı yaklaşımı, soykırım iddialarıyla ilgili yeni bir araştırma yönteminden iki ülke arasındaki sınırın açılmasına kadar uzanacak bir süreci içeriyor.
Neresinden bakılırsa bakılsın, Türk-Ermeni ilişkilerinde yepyeni ve barışçı bir döneme girilmesini öngören bir yol haritası ortaya çıkacak. İmzalandıktan sonra, TBMM’den onaylanması gereken bu belgenin, Azerbaycan ile Ermenistan arasındaki Karabağ sorunu çözülmeden veya yeterli ilerleme sağlanmadan yürürlüğe girmesi beklenmiyor.
Ancak her şeye rağmen, bu adımın atılmış olması dahi son derece önemli. Zira, bu şekilde Türkiye’nin üstündeki büyük soykırım baskısı azalacak. Başta ABD olmak üzere, Ermenilerin soykırım kararı alınması için gereken adımların atılması ısrarı da, dayanılabilir noktaya gerileyecek.
Böylesine önemli bir adımın işaret fişeği veya ilişkilerin yumuşama sürecine girdiğinin en önemli simgesi de, önümüzdeki hafta çarşamba günü Bursa’da oynanacak Türkiye-Ermenistan milli maçına, Cumhurbaşkanı Sarkisyan’ın gelmesi ve Gül ile birlikte izlemesi olacaktı.
Bu jest, yepyeni bir başlangıcın sinyali olacaktı.

Erivan istiyor, Diaspora direniyor
İşte Ermeni Diasporası’nı ayaklandıran olasılık da bu.
Sarkisyan’ın Türkiye’ye gelmesi ve bu protokolün işlemesi Diaspora’nın genel politikasına uymuyor. Türkiye üzerindeki yaptırım gücünü kaybetmekten korkuyor. Ermenistan hükümeti bu protokolün imzalanmasını istiyor, ancak Ermenistan dışında yaşayan Ermeniler (Diaspora) direniyorlar.
Diaspora son derece güçlü. Tek varlık nedeni de, Türkiye’ye duydukları düşmanlık.
Büyük bölümü, ailesinin bir veya birkaç üyesini 1915-16 döneminde kaybetmiş, bu olayları unutmamış, unutturulmamış, Türkiye’ye karşı kin ve nefretle büyümüş bir kesimden söz ediyoruz. Kendilerini haklı görüyorlar ve Türkiye’ye 100 yıla yakın bir süre önce yaşanmış olayların bedelini ödetmek istiyorlar.
Diaspora mensupları, ağırlıklı şekilde Fransa ve Amerika olmak üzere, yabancı ülkelerde yaşamış, zenginleşmiş ve bulundukları ülkelerdeki siyasi yaşamda etkin yerlere gelmişlerdir. Yıllar boyunca büyük bir çalışma ve çok sıkı bir koordinasyonla, Erivan’ın dahi sözünü geçiremediği bir güç konumuna girmişlerdir.

Dün ASALA’yı besledi, bugün yeni açılımı engellemek istiyor
Diasporanın bundan önceki en kanlı girişimi, ASALA terör örgütüne parasal destek sağlamak ve bu örgütün 37 Türk diplomatını öldürmesiydi.
Sorduğunuzda hiç ilgileri olmadığını söyleyeceklerdir. Ancak ASALA’nın Diaspora’dan gelen paralarla eylemlere nasıl başladığını ve Paris Orly olayından sonra, aynı Diaspora’nın Washington ve Paris’in baskıları sonucu para musluğunu kapatınca terör örgütünün kepenklerini indirdiğini hemen herkes bilir.
Diaspora, ASALA’ya cinayet işletip, Türk kamuoyundaki “Ermeniler düşmanımızdır” kavramını ilk defa kafalara sokmuş, Türkiye’ye ders vermek için yola çıkmış, ancak iki toplum arasındaki nifak tohumlarını yaygınlaştırmıştır.
Aynı Diaspora bugün de, yeni bir hataya imza atıyor.
Ermenistan ile Türkiye arasındaki yumuşamayı engelleyerek belki kendi gücünün erozyona uğramamasını sağlayabilecek, ancak uzun vadede daha büyük günaha girecek.
Cumhurbaşkanı Gül’ün Ermeni Diasporası’na çağırısı bu açıdan yerindedir.
Sarkisyan’ın Türkiye’ye gelmesi, son derece önemlidir.
Türk kamuoyunda ilk defa yumuşama işaretlerinin başladığı, Ermenistan ile birlikte yaşamanın doğru bir adım olduğu fikrinin yaygınlaştığı sırada, Diaspora’nın bu çabası ileride ASALA operasyonu gibi ters tepecektir.