Erkek erkekliğini seksle ispat ediyor!

Erkek erkekliğini seksle ispat ediyor!

Nilgün’le buluşmadan önce, belli bir konuyu masaya yatırmaya karar vermiştik, sonunda evlilikte karar kıldık. Aslında onunla her şeyi konuşabilirsiniz. Hayatı doğru ve gerçekçi okuyabilen, akıllı, sezgi gücü yüksek, doğal ve tatlı bir kadın... Tam bir aşk kadını aynı zamanda... Dört kere evlenmiş, ama hep aşık olduğu için! Evlilikle ve onunla ilgili merak edeceğinizi tahmin ettiğim soruları yönelttim Nilgün’e. Bol kahkahalı gerçekçi okurken sizi hem güldürecek hem de düşündürecek bir röportaj oldu. Mutlaka okumalısınız derim...

RÖPORTAJ: Oya Germen [email protected]

Evlilik konusunda hatırı sayılır bir tecrüben var. İnsanlar, artık evlenmekten korkar oldular, neden?

Her ne kadar evliliklerim pek başarılı olmasa da, kıssalardan hisselerim var. Evlilik denilince kutsal bir müessese olduğunu düşünürüz, ne yazık ki giderek eski kutsallığını kaybetti.

Nedenlerden biri bu mu?

Evlilik, aşkla, sadakatle yapıldığında, saygı ve sevgi olduğunda, tabiiki güzel ve kutsal. Ama ticari bir müessese haline geldiği zaman berbat bir şey. Etrafıma ve medyaya baktığımda, şimdiki evliliklerde aradaki saygının tamamen yitirildiğini görüyorum. Benim için evliliğin ve ilişkinin manevi değerleri önemli.

Ticari oldu evlilikler ve ilişkiler dedin, seninkiler nasıl oldu?

Ben dört evliliğimi de ticari bir şey düşünerek yapmadım. Aşık olarak, saygı ve sevgi içinde oldu hepsi. Zaten biterken de öyle bitti. Ayrılıklar da sevdaya dâhildir. İnsanın gerçek yüzü ayrılırken ortaya çıkar. Ticari evlilik derken; şu anda kadınlara bakıyorum; hep daha zengin, son model arabası, iyi bir yerde evi olan, güçlü birini arıyorlar. Adamın mal varlığını hesaplayarak gelecek kurmak istiyorlar. 

Hayat standardını yükseltme çabası mı?

Hem hayat standardını yükseltme, hem de sınıf atlamak için, zengin ve varlıklı erkek istiyorlar. Bence insan hayat standardını, kendi gayreti ile yükseltmeli. Birini basamak yaparak değil. Çünkü o siz değilsiniz! Evlilik ve ilişki ticari beklenti içinde yapılınca anlaşmazlıklar olmaya başlıyor. Özü paraya dayalı bir ilişki yani. Bedelleri de çok ağır ödeniyor, ne sevgi kalıyor ne de saygı. Ben evliliklerimde sadece aşkın bedelini ödedim, hala da böyle bir bedel ödemeye hazırım. Onurumu, gururumu ayaklar altına alarak ne evlilik yaptım ne de ilişki yaşadım. Bir sürü kadın görüyorum, eşleri onlar aldattıkları halde, kocalarının imkanlarından yararlanmak için bu duruma katlanıyorlar. Bir sürü hasta ruhlu kadın var etrafta dolaşan. Ektiklerini biçiyorlar bence. Belki Gucci çantaları kollarında, ayaklarında bilmem ne marka ayakkabılar var ama ne işe yarar?

Erkeğin parası mı, yoksa kadının kalitesi ve görgüsü mü hayatın standardını yükseltir?

Para ile olmaz bazı şeyler, kadının donanımı çok önemlidir ama anlayana! Belirleyici olan, öncelikle insanın kendisidir. İyi bir tahsil yaparsın, görgü kurallarını öğrenirsin. Paran vardır ama bir şey bilmezsin, eğitim almışsındır, görgüsüzsündür. Kültür cehaleti alır, eşeklik baki kalır. Bizim ülkemizde, sonradan görmeler çoğaldı. Aşkta, işte, evlilikte her yerde ortalık sonradan görmelerden geçilmez hale geldi. Bir kere birbirlerine değer vermiyorlar. Mesela aşık oluyorsun evleniyorsun, kaybetmemek için, onurundan taviz vermeden fedakarlıklar yapman lazım ama bir yere kadar. Bu dostluklar için de geçerli. İnsan kaybetmek çok kolay. Bütün ilişkilerde emek vermek gerekir.

Dört evliliğin de aşkla mı oldu sahiden?

Evet, hepsi! O aşkları yaşamış olmaktan çok mutluyum. Yaşadığım her şeyden; tatlı, tatsız ne varsa çok şey öğrendim. Evlilik güllük gülistanlık başlar ama devamı farklıdır. Romeo ile Jülyet aynı banyoyu, mutfağı paylaşsalardı aşkları devam eder miydi acaba?

Aynı evi paylaştıktan sonra ne oluyor da, şikâyetler başlıyor?

Sihir bozuluyor. Aynı evi paylaşmadan, sevgilinle buluşurken onun için hazırlanırsın, süslenirsin. Seni karşı taraf hep çok güzel, bakımlı görür. Ona ve aşka çok değer verdiğin için beğenilmek istersin. Bu kadında da erkekte de böyle. Ama aynı evi paylaştığında bu mümkün değil. Aynı evde çıplak oluyor iki kişi. İsterlerse gerçek anlamda çıplak da dolaşabilirler tabii! Eksiklerini, her halini çıplak gözle görmeye başlıyorsun. Gerçek sevgi varsa, zaten olduğu gibi kabul eder, seversin. Her an süs bitkisi gibi dolaşılmaz.

Erkekler olduğu gibi kabul edemiyorlar mı?

Evlilikte; adamlar bakıyorlar ki, o güzel kadın gidiyor, ev halinde dolaşan, anaç bir kadın geliyor. O zaman karılarının ilk durumundaki başka kadınlara ilgi duymaya başlıyorlar. Bakımlı, kendine güvenen, onlara kapris yapan, parmağında oynatan kadınlara... Aslında öyle anaç, sadık bir kadın istiyorlar ama bir süre sonra cazip gelmiyor. Heyecan bitiyor.

Heyecan, heyecan nereye kadar be kardeşim? Bir kadından diğerine, ne bu?

Heyecan peşinde koşmaktan kalbi duracak erkeklerin, haberleri yok. Kalbin çarpsın çarpsın nereye kadar? Gidersin öbür tarafa!

Ömrümüzün sonuna kadar heyecan yaratmanın peşinde mi koşacağız?

Doğrusu; o heyecanın yerini, zaman içinde güvenli bir sevginin almasıdır. Karşındaki kadına, adama güveneceksin. Güven sarsıldığında, geçmiş olsun. Evlilikte özgür alan bırakmak da çok önemli. Mesela kocan dışarı çıkabilecek, ona baskı kurmayacaksın. Arkadaşlarıyla beraber olabilecek, bildiğin güvendiğin insanlarla. Kadın erkeğe, ‘Bugün koku sürdün nereye gidiyorsun?’, adam da kadına ‘Bugün kısa etek giydin ne yapıyorsun?’ gibi şüpheli cümlelerle yaklaşmayacak! Evlilikte tam güvenen, çok iyi dost ve arkadaş olacaksın. Hayat arkadaşlığı, benim için evliliğin tam karşılığıdır.

‘Evliliklerde, erkeğin sağır, kadının kör olması gerekir’ yaklaşımına katılır mısın?

Duvarıma astığım İngilizce bir söz var. Türkçesi, “Kapıdan içeri girdiğin zaman, egonu dışarıda bırakacaksın!” Egolarla birlikte, aynı evde yaşanmaz.

Kadının duygusal ve ince zekasının, ilişkinin devamında önemli olduğunu düşünüyor musun?

Vallahi evlilik iki elin sesi gibi bir şey. İkisi birden evliliği yürütmek isteyecek. İkisi de değerli görecek, kaybetmek istemeyecek. Birbirlerinin sahici hallerini sevecekler. Kostümsüz hallerini beğenecekler. Güvenmek, inanmak, en kötü zamanda birbirinin elini sıkmak. Birlikte ortak fikirler ve yaşam alanları çok önemli. Adam spor seviyor, sen sevmiyorsun. Adam sinemaya gitmek istiyor, sen nefret ediyorsun. Bu gibi küçük şeyler, gelecekte dağ gibi görünür.

Davul dengi dengine midir peki?

Kültürler üç aşağı beş yukarı yakın olmalı ailelerde. Bir arkadaşım vardı, kızı evlendi. Arkadaşım “Kusura bakma kızım kocanı kabul ediyorum ama ailesi ile görüşecek değilim” dedi. Önce kızdım arkadaşıma niye böyle söyledi diye. Sonra baktım ki haklı, çünkü konuşacak ortak bir dilleri yok. Aşk ilişkisi bunlarla ilgili değildir, sen adamdan mesulsün, adam senden. Ama evlilikte aileler de devreye giriyor. Evlilik aile kavramından çıkar, niçin evleneyim ki ben. Evimde kedimle mutlu mesut oturuyorum.

Evlenmek şart mı peki?

Aile kurma amacı yoksa evliliğe de gerek yok. Benim durumumdaki bir insan için evlenmek şart değil. Sana bir şey söyleyeyim mi; geriye dönüp baktığımda şunu görüyorum: Ben her gelinlik modeli beğendiğimde evlenmişim!

Aaaa sahi mi, şaka mı yapıyorsun?

Şimdi de, Zeynel Abidin’in çektiği bu beyaz elbiseli kıyafetleri hazırlarken pek beğendim. Yine farkında olmadan böyle bir kıyafet seçmişim, demek ki bir şeyler olabilir yine!

5’inci defa evlenmeyi düşünür müsün?

Önce şu var; artık ben aşkı kendim için yaşıyorum. Bir erkek için ne saçımı süpürge ederim ne de kendimi perişan ederim. Beni yıpratmasına, üzmesine izin vermem. Evliliğe gelince, çok güvenmem lazım. Vicdanlı, zengin değil ama işinde başarılı erkek çok severim. Beni gerçekten ve güzel sevmeli. Bana marka kıyafetler alsın, yok tek taş alsın gibi beklentim olmaz. Tek taşımı kendim alırım, zaten aldım da. Bunlara ihtiyaç duymam, 38 yıldır, özenerek, dikkat ederek ve seçerek çalışıyorum. Hayatımdaki erkek, kapıdan çıktığında aklım onda kalmamalı. Ben de güvenilir bir kadınım, aldatmayı hiç yaşamadım. Arkadaşımı da aldatmayı sevmem. Seni hiç aldattım mı? Belki kırmışımdır, o da aldatmamak için. Gerçekleri anlatmışımdır, üzülürsün diye düşünmeden. En nefret ettiğim şey, aldatılmak ve aldatmaktır.

Kapıdan çıktığı anda merak etmemeliyim dedin...

Güvenmeliyim yani. Arkadaşları ile gezmeye de gidebilir. Flörtlerime de, kocalarıma da baskı kurmadım. Ama onuruma dokunacak bir şey yaptıklarında uyardım sadece. Herkesin özgür alanları ve dönüşte birbirlerine anlatacakları bir şeyleri olmalı. Her yerde beraber bir karı koca düşünemiyorum ben. Her dakika burun buruna olur mu? Sıkıcı bir şey, ben sıkılırım...

Eşlerini sen mi seçtin?

Genellikle ben seçtim. Ama sana enteresan bir şey söyleyeyim. Seçtiklerimle değil, seçildiklerimle daha mutlu oldum.

Neden?

Demekki doğruyu seçemiyorum! Sen seçtiğin zaman, sen daha çok seviyorsun. Bu bir tahterevalli ilişkisi. Çok seven olursan öteki taraf biraz kendini ağır satabiliyor ya da yeterince fedakârlık ve emek vermiyor. Karşı taraf çok seven olduğunda, daha mutlu oluyorsun. İlişkiye, çok seven bir sıfır mağlup, çok sevilen ise bir sıfır galip başlıyor.

KONUŞARAK VE KOKLAŞARAK ANLAŞMALI!

Ruhsal tatmin mi, bedensel tatmin mi daha önde olmalı? İkisi bir bütündür. Seks doğanın insana verdiği en güzel hediyedir. Karı koca evde kavga eder veya sevgililer küserler ama yatağa girdiklerinde barışırlar. Seks barışma sebebidir. Evlilikte de bu böyle.

Çiftler arasında heyecan neden azalıyor?

6 yıldır beraber olduğu kadınla ayrılmış bir erkek arkadaşım şöyle bir şey anlattı: “Aslında çok iyi bir ev erkeğiydim. Onunla çok güzel bir ilişkimiz vardı ama bir gün bende seks duygusu bitti. Ne mümkünse yaptım ama olmadı. Onu kaybetmek istemiyordum, seks duygumu geri getirmek için çabaladım ama başaramadım ve beni terk etti!” Seks dürtüsü diye bir şey var, bu bir gerçek. Bir süre geçince istemeyebilirsin. Seks de yenilenmek mi istiyor, tam bilemiyorum. Çünkü ben öyle uzun, yirmi yıllık falan bir ilişki yaşamadım. Ama ilişkinin temelinde seks vardır. Seks biterse yapı paydos! Gerisi yalan ilişkidir...

Ne yapmalı heyecanın devamı için?

Baş başa yenilen bir akşam yemeği, belki küçük seyahatler. Birlikte yaratılan paylaşımlar. Oralarda duygusal bir yakınlaşma, bir romans olur. Ayda yılda bir de olsa o heyecan yaşanmalı. Seksin büyüsü tamamen kaybolmamalı. Kişi kaç yaşında olursa olsun, hala seks yapabiliyorsa, devam etmeli. Erkek, erkekliğini seksle ispat eder, unutmayın!

Karısı ile sekste anlaşan bazı erkekler de başka kadınları istiyor?

Biz o adamlara aç gözlü diyoruz, geç onları! Kadınlar evlendiklerinde kendilerine ve çocuklarına ayırdıkları zamanı, kocalarına ayırmıyorlar. Seksi de görev olarak yapıyorlar. Görev olarak görmemeli seksi. Duygusal anlamda seks bittiyse, ruhsuz, içi boş olur ve doyurucu olamaz. İçi sevgiyle doldurulan, isteyerek yapılan seks heyecan verir ve büyüsü vardır. İki türlü seks var, insani ve hayvani. Hayvani seks, ruhsal boşluk yaratır.

Seks, beyinde başlar ve beyinde biter sözü doğru mudur?

Katılıyorum çünkü bir insanın gözüne baktığın zaman etkilenebilirsin. Konuşmasından, gülmesinden... Bunlar hep beynin algıladığı şeylerdir. Hayata duyarlı ve derin bakıyorsan, ille de bir kadının poposuna baktığın zaman arzulamazsın. Kadınlar da seksi görünmek için, fazla açılıp saçılmamalı. Küçük bir dekolte daha hoş ve gizemli.

Aşık olduğun adamın kırıcı bir sözü onu istememe nedenin olabilir mi?

O anda olabilir, evet. Her şey konuşmakla başlar hayatta. Hayvanlardan farkımız konuşabilmektir. Onlar koklaşarak anlaşır. Biz konuşarak ve koklaşarak da tabii.

Her şeyi açıkça konuşmalı mıyız, sen yapabildin mi?

Konuştum, bazen onları kırmamak adına sakladıklarım oldu ama yeri gelince mutlaka söyledim. Ben hiçbir şeyi içimde barındırmam. Çünkü içinde büyüttükçe, altında eziliyorsun. Benim felsefem şu; ben kırılacağıma, o kırılsın. Haksızlığa uğramak delirtir beni. Hayat bir armağandır, yaşadığımız her an kıymetlidir, değerini bilmeliyiz...

3