Ergenekon'da 4 yıldızlı sorgu

Ergenekon savcıları, 2003-2004 yıllarının Kara Kuvvetleri Komutanı Orgeneral Aytaç Yalman, Deniz Kuvvetleri Komutanı Oramiral Özden Örnek ve Hava Kuvvetleri Komutanı Orgeneral İbrahim Fırtına'yı, şüpheli sıfatıyla ifade vermeye çağırdı

Ergenekon'da 4 yıldızlı sorgu

İLK SİNYAL SAVCIDAN GELDİ

Kurban Bayramı’ndan önceki Ergenekon duruşmasında savcı Mehmet Ali Pekgüzel, “Bu davanın özü Sarıkız, Ayışığı, Yakamoz ve Eldiven darbe girişimleridir” deyince, sanık Mustafa Balbay “O zaman darbe günlüklerini yazan Özden Örnek nerede?” diye sormuştu. Bu diyalogdan bir hafta sonra, 2003-2004 yıllarında görev yapan 4 yıldızlı 3 kuvvet komutanı, eski Kara Kuvvetleri Komutanı emekli Orgeneral Aytaç Yalman, eski Deniz Kuvvetleri Komutanı emekli Oramiral Özden Örnek ve eski Hava Kuvvetleri Komutanı emekli Orgeneral İbrahim Fırtına, Ergenekon savcıları tarafından ifadeye çağrıldı.

DOSYALARI BEKLEMEDEYDİ

‘Şüpheli’ sıfatıyla ifade verecekleri öğrenilen komutanların hafta sonuna kadar Beşiktaş’taki İstanbul Adliyesi’ne gelmesi bekleniyor. Ergenekon savcıları, 2’nci iddianamede 3 komutanın Ergenekon terör örgütüyle irtibatının tespit edilemediğini vurgulamış ancak örgüt yöneticileriyle birlikte iştirak ettikleri eylemlerden söz etmişti. Komutanların dosyası da ana dosyadan ayrılarak beklemeye alınmıştı. Komutanlara yapılan davet, Özden Örnek’e ait olduğu öne sürülen ‘Darbe günlüklerinin’ Ergenekon sürecine resmen dahil olması açısından büyük önem taşıyor. Aynı dönemin Jandarma Genel Komutanı Şener Eruygur bile darbe planlarından değil, emekli olduktan sonraki döneme ait eylemlerinden sorgulanıp tutuklanmıştı.

ÖZKÖK‘BİLİYORDUM’ DEMİŞTİ

Ergenekon savcıları Zekeriya Öz ve Fikret Seçen, konuyla ilgili olarak 25 Nisan 2009’da İzmir’e giderek, dönemin Genelkurmay Başkanı emekli Orgeneral Hilmi Özkök’ün ifadesini almıştı. Özkök, “Ayışığı ve Yakamoz konularını biliyordum. Bilgi geliyordu, ancak delil bulamadığım için işlem yapmadım” demişti. Özden Örnek’in “Bana ait değil” dediği günlüklerle ilgili tek dava, bunları ilk yayınlayan Nokta dergisinin Yayın Yönetmeni Alper Görmüş’e açılmıştı. Ancak Görmüş beraat etmişti

KOMUTANLARA BU İFADELER SORULACAK

Eski Deniz Kuvvetleri Komutanı emekli Oramiral Özden Örnek’in yazdığı öne sürülen ‘darbe günlükleri’nde yer alan ve ifadeye çağırılan komutanlara sorulması muhtemel ifadelerden bazıları şöyle:

’YA O GİDER YA BİZ’

26 Eylül 2003: “Sabahtan öğleye kadar özel çalışmayı yaptım. Güzel hazırlanmış. Bu çalışma tüm ordu komutanları ve bizlerin fikirlerini yansıtıyor. Bu çalışma Kara Kuvvetleri Komutanı tarafından Genkur. Bşk’a verilecek ve onun reaksiyonu beklenecek. Çalışma biraz muhtırayı andırıyor ama Kara Kuvvetleri Komutanı’na onu yumuşatarak vermesini söyledik. Eğer Genkur. Bşk. onaylamazsa problem o zaman başlayacak. Ya o gider ya da biz gideriz. Ama ülkenin gidişi çok kötü ve birilerinin buna dur demesi lazım. Aksi halde kısa sürede İran’a döneceğiz.”

’MUHTIRA VERMEYECEĞİM’

3 Aralık 2003: Genkur. Başkanlığı’nda Yüksek Askeri Şura Hazırlık Toplantısı... Önce Genelkurmay Başkanı bize pazartesi günü yaptıkları takdimin aynısını yaptılar sonra en kıdemsizden başlamak üzere tüm katılanlara söz verdi. (Bu bölümde yer alan Fırtına, Örnek, Yalman ve Özkök’ün söyledikleri):

İbrahim Fırtına: “Takdimde TSK’nın eylem planını tek başına yapamayacağını belirtmek bir zafiyetir. Cumhurbaşkanı ile müşterek hareket şart. Parlamento Cumhurbaşkanı tarafından feshedilmelidir. Yeniden anayasa yapılmalı ve bu anayasaya kendini koruyacak her türlü imkan konulmalıdır. Bu hükümetle olmaz. Hukuki şartlar müsaittir. Gereken yapılmalıdır. Cumhurbaşkanı’nın yetkileri vardır.”

Özden Örnek: “TSK zaman ile zemin kaybetmektedir. Bu ifadeyi halk desteği anlamında söylüyorum. Sakınmamız gereken en önemli konu bundan sonra aleyhimizde ‘dinsizler’ propagandasının yapılmasıdır. Böyle bir tutum ile karşılaşırsak süratle ve kararlı bir şekilde cevap vermeliyiz.”

Aytaç Yalman: “Söylenecekler söylendi. Kendimi suçlu hissediyorum (Genelkurmay Başkanı bu söz üzerine ‘Neden kendini yalnız sorumlu hissediyorsun’ diye sordu) Yalnız kendim değil, siz de benim kadar sorumlusunuz. Zamanı boşuna geçirdik. Benim önerim hemen ve gecikmesiz eylem planına başlamak. Seçimden önce muhtıra vermeliyiz.”

Hilmi Özkök: “Teşekkür ederim, herkesin aynı fikirde olması güzel. Ben yüzde 80’i ile aynı fikirdeyim. Ama katılmadığım noktalar var. Açık konuştuğunuz için hepinize teşekkür ederim. Muhtıra vermeye niyetim yok. Bu hükümet gitmelidir. Demokratik yollardan bu işi halledeceğiz.” Genelkurmay Başkanı’na onunla aynı fikirde olmadığımız mesajı verildi. O da kendinin yalnız kaldığını anladı. Görüntüye rağmen direnmekte devam ediyor. Ama artık çok geç. Zira yasal olarak kendisi de geri dönemeyecek bir yola girdi.

SARIKIZ VE ALABANDA

6 Aralık 2003: “Jandarma Genel Komutanı Orgeneral Şener Eruygur’un isteği üzerine jandarma sosyal tesislerine gittik. (...) Kendimize göre bir eylem planı yapmaya karar verdik. * Önce basını ele geçirmeye çalışacaktık. Bu nedenle ben MÖ’ı davet edecektim. * Sonra rektörler ile temas edip öğrencileri sokağa dökecektik. * Sendikalar ile aynı şekilde hareket edecektik. * Sokaklara afiş astıracaktık. * Dernekler ile temas edip onları da hükümet aleyhine teşvik edecektik. * Bütün bu olayları yurt çapında yapacaktık. Yukarıdakiler Sarıkız olarak anılacaktı. Ayrıca bana Alabanda isimli bir proje verdiler. Ben de onun hazırlığını yapacaktım.”

’İFRATA KAÇIYORLAR'

1 Şubat 2004: “Aytaç Paşalar’a ziyarete gittik ve hemen konu ülke meselelerine döndü. Bana ‘Seninle özel konuşmamız lazım. Ben Şener ile İbrahim’in davranışlarını tasvip etmiyorum. Çok ifrata (aşırı) kaçıyorlar. Geçen gün MİT’ten gelen habere göre, Şenkal (Atasgun) iki haber verdi; birincisi JGKK’nın bütün hareketleri biliniyor ve yasa dışına çıktığı değerlendiriliyor. İkincisi ise Genelkurmay Başkanı ile kuvvet komutanları arası açık ve bu sorun herkes tarafından ve kesinlikle biliniyor. Bu nedenle artık kendimize bir çekidüzen verip ülkeyi bir maceraya götürmek yerine devamlı ve kararlı bir tutum sergilemeyi ama açık konuşmayı tercih ederim, zannederim sen de benim gibi düşünüyorsun’ dedi.”