Ergenekon'a bakarken Ergene'yi atladık!
04 Şubat 2011

Basının gündemi Ergenekon ile dolu. Bu arada Ergene’yi hatırlayan yok! Trakya’nın atardamarlarından Ergene Nehri kirlilikten perişan. Kırklarelililer başta olmak üzere bölge halkı Ergene’yi korumak için amansız bir savaş açmış durumda. Çorlu’dan başlayıp Lüleburgaz’a uzanan alanda kurulu 1300’ün üzerindeki sanayi tesisi, atıklarıyla Ergene Nehri’ni öyle kirletiyor ki kanser vakalarındaki artış almış başını gidiyor. Bölge halkı dertli. Devletin Ergene’yi kirleten sanayi kuruluşlarından yana tavır aldığı iddia ediliyor.

[[HAFTAYA]]

Kırklareli’nin Karamusul Köyü’nde yaşayan, tarım ve hayvancılıkla uğraşan Gürcan Kırım, Ergene’deki kirliliğe savaş açanlardan sadece biri. Karamusullular Sosyal Yardımlaşma ve Dayanışma Derneği’nin başkanı. Gürcan Kırımlı “Eskiden yayın balığı avladığımız nehirde şimdi canlı kalmadı. Olur da hayvanlarımızdan biri Ergene’den su içerse ölüyor. Kimyasal atıklar yüzünden nehir kimi gün kırmızı, kimi gün kahverengi akıyor. Nehir suyuyla tarım alanı sulamak hem ürünün hem toprağın kalitesini bozuyor, düşürüyor.

Nehrin insan üstündeki tahribatıysa korkunç. Bölgede kanser kol geziyor. Mesela ben babamı kanserden kaybettim. Kardeşim de kansere yakalandı. Bir gün Çevre İl Müdürü’nü köyde karşımda görünce çok sevinmiştim. Nihayet kirliliğe karşı önlem alınacağını düşünmüştüm. Çevre Müdürü ‘Hakkınızda ihbar var. Ahırınızdaki hayvanların idrarı çevreyi kirletiyor. 35 bin TL ceza yazacağız’ dedi. Muhtar araya girdi. ‘Cezayı yazmayın kanalizasyon yapalım’ diye teklif etti. Müdür de insafa geldi, ‘Tamam, şimdi uyarıyla yetiniyoruz. Gereken tedbirleri al’ deyip gitti.

Ben öyle düşünmek istemesem de Çevre Müdürü’nün bu tavrını herkes şöyle yorumladı: ‘Gürcan Hanım sen Ergene Nehri’yle çok uğraşıyorsun. Yerel ve ulusal basında haberler çıkarıyorsun. Biraz adımını denk al bakalım!’ Elbette ahırdan idrarın çevreye açık biçimde dışarı bırakılması doğru değildi. Nitekim bu durumu düzelttik. Ama Ergene’de hâlâ zehir ve kirlilik kol geziyor.”

Çevre Bakanlığı neyi bekliyor?

TEMA Vakfı Bölge Temsilcisi Hakan Dedeoğlu ise çok karanlık bir tablo çiziyor: “Ergene, Vize’nin Çakıllı Köyü’nden içilebilir halde doğuyor. Saray’da kirlenmeye başlıyor, Çerkezköy, Muratlı ve Lüleburgaz’da kirlilik had safhaya çıkıyor. Sonra da Ergene’nin zehirle yüklü suları Meriç’e karışıyor. Meriç, Saros Körfezi’ne, yan denize dökülüyor. Dolayısıyla zehir Ergene ve Meriç’ten sonra denize de bulaşıyor. Bölgedeki 1500 fabrika yılda 5 milyon metreküp yeraltı suyunu çekip kullanıyor. Sonra da bu suyu zehirli halde tabiatın içine bırakıyorlar.

Ergene’nin kelime anlamı, ergenlik, verimlilik demek. Ama artık Ergene zehirin, kanserin, ölümün adı oldu. Üç ildeki 86 belediye ve 750 köy evsel atığını da Ergene’ye bırakıyor. Ergene’deki kirliliğin yüzde 65’i sanayi, yüzde 30’u evsel, yüzde 5’i de tarımsal atıklardan oluşuyor. Ergene tüm kirliliklerin adresi oldu. Trakya’da günde 25-30 kansere bağlı ölüm vakası yaşanıyor.

Kolsuz-bacaksız ölü bebek vakaları arttı. İnsanların kanında bile kimyasallar çıkıyor. Devlet, Çevre Bakanlığı, nedense bu korkunç tabloyu sessiz sedasız izliyor. Ergene resmen ölüm saçıyor. Sanayi tesisleri, belediyeler arıtma tesisleri kurmak için hâlâ ne bekliyor? Neden bu mecburi hale getirilmiyor? Ergene, Trakyalıları bir bir öldürüp bitirsin mi isteniyor?”