Yeni Yazısı > Ergenekon, sadece bir haftada! - 17.12.2009

Ergenekon, sadece bir haftada!
17 Aralık 2009

İnternetin yükselen değerlerinden odatv.com’da servis edilen haber düşündürücü, üzücü, güldürücü! Başlığı “Son bir haftada Ergenekon neler yaptı?” Evet, yandaş medya ve “liberal demokrat tayfa” tarafından iddia edilen Ergenekon eylemleri şunlar: “Ailesinin bayramda “iyileşiyor” dediği Serap Eser’in fişini çekip öldürdü. Emine Ayna bunu “deşifre edince” ona kızdı, gidip Diyarbakır’daki gösterilerde Aydın Erdem’i öldürdü. Bir kolu Erzincan MİT’i olarak savcıyla birlikte cemaat araştırması yaparken yakalandı. Diğer kolu Washington’da monşer kılığında Davutoğlu’nun oval ofise girmesini engelledi. Obama-Erdoğan görüşmesini zamanlayarak Tokat’ta 7 askeri şehit etti. Üç gün bekleyip PKK adına olayı üstlendi. Başbakan bu “taktiği” yemeyince Bursa’ya geçti maden ocağında grizu patlatıp 19 işçiyi öldürdü” Haberin altına not düşülmüş, “aklımıza gelmeyenleri siz ekleyebilirsiniz”. Ekliyorum: Dolapdere’de PKK’lılara molotof kokteyli attırdı. Bir gün önce ise siyah ciple gelip üç kişiye para ve kurusıkı silah dağıtarak ateş ettirdi. Sonra da onların basına açıklama yapmasını sağladı. Muş’ta PKK’lıları sokağa döküp dükkanları yaktı. Önceden dağıtılan kaleşlerle esnafa ateş ettirip ölü ve yaralıların olmasını sağladı. İşten çıkarılan arkadaşlarına sahip çıkan demiryolu işçilerini greve soktu, trenler rötarlı kalktı. Tekel işçilerini ise otobüslere doldurup Ankara’ya yolladı. AKP önünde eylem yaptırıyor! Bulanık’ta cenaze töreninde de olay çıkarttı, kaleş kullanan esnafın evini taşlattı. Yeter mi? Hadi bir sır daha vereyim: Ergenekon’un üst düzeyi toplanıp bir yemek yedi, kimsenin haberi olmadı! Geçen akşam, şehirlerinin dönüşümünü anlatmak için İstanbul’a gelen Seferihisar Belediye Başkanı Tunç Soyer ile yemek yiyen gazeteciler Melih Aşık, Yalçın Bayer, Yalçın Doğan, Nazım Alpman ve Necati Doğru arasında ben de vardım. “Bizi bir gören olsa hemen Ergenekon’dan içeri alır” diye takıldım. Deniz Bayramoğlu da CNN’de ekranda anlatıyordu, arabası bozulup yol kenarında kalmış bir vatandaş, söylenip duruyormuş, “Ah Ergenekon, ah Ergenekon!” Mustafa Balbay’ın sorgusu bitti, hâlâ tahliye olmadı! Gencecik teğmenler, koca koca proflar, bütün bu saydıklarımıza yeni eylemler katmak için tutuklu yargılanmaya devam ediyor... Dışarıdakiler de Ergenekon’a yeni komplolar uydurmaya!

Kaybedecek bir şeyleri var çünkü!

Başbakan Tekel işçilerine “yan gelip yatarak para kazanma dönemi geçti” demiş. Onlar da Ankara’ya gidip yatağı döşeği AKP’nin önüne serdi! Devletin sigortalı, iş garantili, primli, ikramiyeli memuru olan bu işçilere Tekel’i sattıktan sonra önerilen sözleşmeli işçi olmaları. Yani kazanılmış bütün hakları uçup gidecek, ne ikramiye, ne prim, ne garanti, bugün var, yarın yok olacaklar. Onlar da bunu bildikleri ve bir kere kapının önüne konduklarında bir daha da iş bulamayacakları için ölümüne asılıyorlar. AKP iktidarı buraya kadar sata sata geldi. O beğenmediği cumhuriyetin kurduğu bütün fabrikaları sata sata. Yerine kendi yeni zenginleri dışında bir şey koyduğunu göremedik. Kriz bizde çıkmadığı halde en çok küçülen, en çok büzülen, en çok işçi çıkaran biz olduk! Oysa biz benzer bir krizi geçirmiş ve finans sistemimizi sağlamlaştırmıştık, ne banka battı, ne ödemelerimiz durdu ama, Denizli’de fabrika kalmadı, intihar eden edene. Genç işsizlerin oranı üçte bire çıktı! Ve ne ilginçtir seçim olsa yine AKP alır. Başbakan da bunun rahatlığıyla herkese bağırıp duruyor. Tekel işçisinden TBMM başkanına, ver fırçayı, ver fırçayı...