Erdoğan'ı indirecek sekiz kişi!
31 Ekim 2010

Rivayet o ki Tayyip Erdoğan’ı indirmek için yeni bir oluşuma gidiliyormuş! 8 ünlü siyasetçi bu oluşumda bir araya geliyormuş.
Bu 8 isimden hangisi Tayyip Erdoğan’a rakip olabilir bakalım:

[[HAFTAYA]]

Mustafa Sarıgül: Erdoğan’ın ardından karizması en güçli ikinci lider. Kitleleri harekete geçirebiliyor. Ancak cesur değil! Bir türlü kendisinden beklenen çıkışı yapamadı. Türkiye Değişim Hareketi iyi bir rüzgar yakalamışken bir anda CHP ile aynı saflarda hareket etme kararı alması “Beklediği desteği göremeyince vazgeçti” yorumlarına neden oldu. Sarıgül’ün geleceğini cesareti belirleyecek.
Abdullatif Şener: Erbakan Hoca’ya selam çakarak kendi sonunu hazırlıyor. Çıkardığı gömleği yeniden giymenin bedeli ağır olur. Zeki, dürüst ve pragmatist bir siyasetçi ama lider değil. Seçmenin partiye değil lidere oy verme eğiliminde olduğunu dikkate alırsak tek başına Erdoğan’la mücadele etmesi imkansız. Necmettin Erbakan: Milli Görüş dışındaki genç seçmen için Erbakan’a oy vermek komik olmayan bir ‘şaka’dan ibaret... ‘Kayıp Trilyon Davası’ ile ilgili karar gözümüzün önünde duruyorken Erbakan Hoca’nın Erdoğan’a rakip olması sözkonusu değil.
Numan Kurtulmuş: Sarıgül ile birlikte bu listedeki en dikkat çeken isim...Donanımlı, samimi ve ileri görüşlü bir lider... Geleneksel değerlere saygılı, yükselen muhafazakar eğilimlerin beklentilerini karşılayan söylemleri var. Numan Kurtulmuş’a dikkat!
Hüsamettin Cindoruk
: Kabul, Cindoruk çok sempatik bir adam... Ama Erdoğan’ın ekibinde en az 5 tane Cindoruk var. Dolayısıyla bugünkü siyasi tabloda ‘olsa da olur olmasa da’ denebilecek biri...
Hüsamettin Özkan: İyi bir ikinci adam olabilir ama asla lider değil. Ecevit ve Sezer arasındaki ‘Anayasa kitapçığı fırlatma krizi’nde o da çok yara aldı. Yıllar sonra yaptığı açıklamalar Hüsamettin Özkan’ın devlet adamı olarak güvenilirliğini zedeledi. Ben olsam siyasette tekrar şansımı zorlamam. ;
Mesut Yılmaz: Fazlasıyla yıpranmış bir isim... Eski havası yok. Sokaktaki 3 kişiden 2’si Yılmaz’ın şu anda milletvekili olduğunu bile bilmez. Cilasını kaybetti. Ayrıca yeniden liderliğe soyunup eski defterleri açarsa ANAP’ın uğradığı hezimetin hesabını vermesi de gerekebilir.
Süleyman Demirel: “Ege denizi bir Türk gölü değildir. Ege denizi bir Yunan gölü de değildir. Binanaleyh, Ege denizi bir göl değildir” Sizce bu tarzın 21’nci yüzyılda, kitlerelere önderlik yapabilmesi mümkün mü? Rica ederim bu bahsi kapatalım.

DOKUNARAK

Doğu ile Batı biri sağır öteki kör iki kardeş gibidir... Birinin dediğini öteki duymaz, ötekinin baktığını öbürü görmez.
Nasıl anlaşacaklar o zaman?
Dokunarak! (Güneydoğu’dan Hikayeler-SHOW TV)

ÇANKAYA’DAN BiLDiRiYORUM...

-Resepsiyona giderken uçakta Acun Ilıcalı ile sohbet ettik. Acun başarılı bir televizyoncu. Ama hiç kimse kusura bakmasın ekranda göründüğü kadar ‘mütavazı’ değil... Hatta hiç değil!
- Prof .Dr. İlber Ortaylı bu yılın sonunda Topkapı Müzesi Müdürlüğü görevini bırakacağını söyledi.
-Başbakan Erdoğan ile Ortadoğu’daki şöhretini konuşurken “Orada marka değeriniz iyi” dedim. Başbakan ne cevap vermiş olabilir sizce? “Estağfurullah biz işimizi yapıyoruz” demedi elbette. Ne mi dedi? “Sadece Ortadoğu’da değil bizim bütün dünyada marka değerimiz çok iyi...” Ne kadar mütevazı değil mi? Çankaya Köşkü’ne cep telefonlarının sokulması yasak. Köşk’e çıkarken telefonlarınızı kapıda bırakıyorsunuz. Cumhurbaşkanı Gül’e “Niye böyle bir uygulama var?” diye sordum. Şaşırdı, “Öyle mi, bundan haberim yoktu...” dedi.
-Resepsiyonun en şık iki kadını Zara ve Prof. Dr. Deniz Ülke Arıboğan’dı.
-Neşet Ertaş çok ciddi bir kalp rahatsızlığı geçirmiş. Doktorlar büyük ustanın heyecandan ve stresten uzak durmasının hayati önemi olduğunu söylemişler... Tabi bir de fosur fosur içtiği o sigarayı bırakması gerektiğini!
-Nazlı Ilıcak’la sohbet ettim. Akif Beki’nin düşündüğüm kadar antipatik biri olmadığını gördüm. Mehmet Metiner’le sarıldık. Mustafa Karaalioğlu ki kendisini sahiden çok severim, her zamanki gibi çok samimiydi. Aman Alah’ım, yoksa ben de yandaş mı oluyorum?
-Beyaz TV’nin sahibi Ankara Büyükşehir Belediye Başkanı Melih Gökçek’in oğlu Osman Gökçek’e gazetecilerin yanına gidip - kartvizitini uzatarak- “Sizinle mutlaka birgün program yapacağız” derken rastladım. Bir ara bana da kartını verecek diye ödüm koptu!
-BDP Eş Başkanı Selahattin Demirtaş, Cumhurbaşakanı Gül’e “Tıpkı irtica gibi bu ülkede bölünme de bir tehdit olmaktan çıkarılmalı.” dedi. Cumhurbaşkanı Gül, Demirtaş’tan gelen bu sert topu göğsüyle yumuşattı ve usta bir hamleyle konuyu kapattı. Dayanamayıp ben bir kez daha sordum: “Sizce de Türkiye’de bölünme gibi bir tehdit yok mu?” Gül şöyle cevap verdi: “Şiddet varolduğu sürece bunları rahat konuşamayız! Ama yine de herkes bulunduğu konumu bir kez daha değerlendirmeli... Geçmişin ezberleriyle konuşmaktan vazgeçmeliyiz. ”

Siz de görüyor musunuz?

Ahmet Özal’ın habire ‘Turgut Özal’ın ölümü’ dosyasını açarak kendisini pazarlamaya çalıştığını...
Kürşat Bumin’in bu ukalalıkla katıldığı bir programda günün birinde fena halde duvara toslayacağını...
Nedim Şener’in köşe yazılarının en az haberleri kadar lezzetli olduğunu...
Ahmet Davutoğlu ile ilgili her hafta başka bir yabancı gazetede övgü dolu yazılar yayınlandığını...
Ece Temelkuran’ın Habertürk’teki programı Kıyıdan’ın ezber bozduğunu...