Yeni Yazısı > Engelliler ve oy kullanımı - 18.10.2010

Engelliler ve oy kullanımı
18 Ekim 2010

Geçtiğimiz hafta Ayşegül Yelçe’ninkendisinin, kızkardeşinin ve kızının 12 Eylül’deki referandumda başına gelenleri okumuştuk. Yine aynı dönem ve aynı zamanlarda Zaman gazetesinde çıkan bir habere göre, görme engelli AK Parti İstanbul Milletvekili Lokman Ayva’nın, engellilerin oy kullanabilmesiyle ilgili hazırladıkları dilekçeyi Anayasa Mahkemesi’ne vereceğini okuduk. Ülkemizde yalnız bedensel engelliler değil, görme engelliler de oy kullanırken çok zorlanıyor. Bedensel engelliler civardakilerin desteği ile kucaklanarak, birkaç kişi tarafından sırtlanarak oy kullanabiliyor. Eğer insaflı bir sandık başkanının varsa, sandık kurulundan bir kişi oyunu kullanabilmesi için engellinin bulunduğu aşağı katlara iniyor.

Görme engelliler

Görme engellilerde ise durum farklı. Görme engelli bir vatandaşımız oy kullanmak için kabine girdiğinde, yanında kendisine genellikle sandık başkanı eşlik ediyor ve ona hangi yöne oy kullanması gerektiğini sorarak seçme görevini yerine getirmesinde yardımcı oluyor. Bu konu daha önce de yıllarca konuşuldu. Ama bir ilerleme olmadı.

[[HAFTAYA]]

Avrupa standardı

Sonra engellilerden sorumlu bakanımız, bundan birkaç sene önce “Avrupa standartlarını yakaladık” dediğinde, örnekler vererek kendisini eleştirmiştik. Bu yüzden de bize kızmıştı. Oysa artık birçok Avrupa ülkesinde engelliler Braille alfabesi (Görme engellilerin okuyup yazması için özel bir alfabe) ile hazırlanmış oy pusulalarını kullanıyor. Dolayısıyla sandık başkanının veya bir başka yetkilinin vicdanına ve namusuna teslim edilmiş olmuyorlar.

Demokratikleşme

Demokratikleşme yolunda büyük çabalar gösteren şu andaki hükümetin bu konuda 6-7 senedir bir önlem almaması da konu ile ilgili olan vatandaşlarımızı şaşırtıyor.

Sayın Faruk Özak

Aşağıdaki yazı 13 Mart 2010 tarihinde bu köşede yayınlanmış, aradan geçen 7 aylık sürede hiçbir bilgi alınamamıştır.

Bilgilerinize sunulu

‘Spor Şurası 2008’

1- Tüm tesislerin engelli, engelsiz sporcu ve seyirci ayrımı yapmaksızın düzenlenmesi, ulaşılabilir, erişilebilir ve ihtiyaca cevap verebilir hale getirilmesi,

2- Tüm spor tesislerinin dışında, Milli Eğitim Bakanlığı’na ait okulların spor tesislerinde ve diğer kurumların bu amaçla kullanılan tüm spor tesislerinde aynı düzenlemenin yapılması ve denetlenmesi,

3- 81 ilde bulunan spor tesislerinin değerlendirilmesi amacı ile GSGM Tesisler Dairesi Başkanlığı, Engelli Spor Federasyonu ve Türkiye Futbol Federasyonu yetkililerinin oluşturduğu bir komisyon kurulmalıdır. Bu komisyonca alınan kararlar doğrultusunda İl Müdürlükleri ile işbirliği içerisinde tesisler hakkında bilgi edinilmelidir.

4- Spor tesislerinin engelli sporcu ve seyircilere uygun hale getirilmesi; 81 ilde bulunan tüm spor tesislerinin engelliler açısından kullanılabilmesi için gerekli olan çalışmaların ne olacağı ve maddi bilançosu çıkarılarak rapor şeklinde hazırlanmalıdır.

5- Yurt genelinde bütün tesislerde engelli, engelsiz tüm kulüplerin ayrım yapılmaksızın antrenman ve maç yapma imkanları eşit hale getirilmelidir.

6- Federasyonlar, Milli Eğitim Bakanlığı ve YÖK arasında yapılacak protokolle mevcut sistemdeki eksikliklerin ivedilikle düzeltilmesi sağlanmalı, özellikle alt yapı oluşturulmasında engelliler spor öğretmenliği ve antrenörleri eğitimi gerçekleştirilmelidir.

Bu ve bunun gibi daha birçok engelli sporu ile ilgili konular 26-28 Kasım 2008 tarihinde, yani 16 ay önce yapılan ‘Spor Şurası’nda tavsiye kararı alarak engelliler ve spor komisyonunun raporunda yer aldı.

Yalnız bunlar mı?

Spor teşkilatının yeniden yapılanması ile ilgili Spor Komisyonu’nun karar ve görüşleri, Spor Kültürü ve Sporla Eğitim Komisyonu’nun görüşleri, Sporda Sağlık ve Sosyal Komisyonu’nun görüşleri gibi konularda da birçok görüş ve tavsiye kararı bildirildi. Daha sonra bu çalışmaların takibi için bir komisyon kuruldu. Geldik 2010 Ekim ayına. Bu arada Başbakanlık Gençlik ve Spor Genel Müdürlüğü bu konuları içeren tam 375 sayfalık bir kitap hazırladı. Netice sıfıra sıfır, elde var sıfır. Harcanan yüz milyarlarca para şu anki görüntüye göre boşa gitti. Spor Bakanlığı da bugüne kadar bu konuda herhangi bir adım atmadı. O zaman sormak gerekir: Yazık değil mi bu halktan toplanan vergilerle harcanan paralara?

ÇENGELLİ PANO

Ne olur yardım edin

Yüzde 87 engelliyim. Görme, konuşma engelliyim, zeka geriliğim var ve epilepsi hastasıyım. Engel derecem yüksek olduğu için çalışamıyorum, yardımlarla geçiniyorum. Birikmiş fatura ve kira borcum bulunuyor. 2 çocuğum var, ikisi de okula gidiyor. Duyarlı ve hayırsever vatandaşlardan yardım bekliyorum. İlyas Boz Tel: 0535 400 38 13

‘TESYEV’e teşekkür ediyoruz’

Her zaman engellilerin yanında olup, engellilerin yüzünüzü güldüren, her konuda yanımızda olan Türkiye Engelliler Spor Yardım ve Eğitim Vakfı (TESYEV) ekibine saygı ve şükranlarımı sunuyorum. Çok zor şartlarda mücadele ettiğimiz hayatın içinde TESYEV olmasa, bizlerin de mücadele etme şansı olmaz diye düşünüyorum.

Bugüne kadar hiçbir malzeme yardımında bulunmayan ve bizim adımıza sözde temsilcilik yapan kuruluşların, özellikle engelliler federasyonlarının örnek alması gereken bir kuruluştur TESYEV. Biz malzeme yetersizliği yüzünden lige girip girmeyeceğimizi düşünürken, TESYEV’den gelen bir telefon üzerimize güneş gibi doğdu. Bizim hayatımıza yansıttığınız güneşin sizlerin hayatınıza da doğması dileğiyle. Başta Sayın Yavuz Kocaömer olmak üzere bütün TESYEV ekibine gönül dolusu teşekkür ediyorum. 7 Ocak Engelliler Spor Kulübü Başkanı Muttalip ALTUN/Osmaniye

Engelini kabul etmek...

Bir engelli ya da engelli ailesi için ‘engeli’ kabul etmek gerçekten zor. Hele de içinde yaşadığınız toplumun eğitim düzeyi düşük ise ‘engeli kabul etme’ süreci de o kadar uzun, yorucu ve sancılı oluyor. İnsanlar ‘engel ve engelli’ gerçeğini güç de olsa kabulleniyor. Çünkü engel bir realitedir ve yaşamın içinde varlığını her daim göstermektedir. Ama bazen biz engellilerin engelimizi kabul etme durumunu biraz abarttığını düşünüyorum. Ben görme engelliyim. Nereye gittiğini bilmeden, paldır küldür sokaklarda yürümek, etraftakilere ya da eşyalara çarpmak engelimi kabul etmek mi? Ya da maddi durumu iyi olan bir ortopedik engellinin elindeki notebook’u ile otobüse bedava binme peşinde koşması engelini kabul etmek midir? Bence değil. Engelli yakınlarımızın rahatsızlıklarını bilmeden, bu hastalığın onu nasıl etkilediği hakkında fikir sahibi olmadan “Bu arkadaş şu işi yapamaz” ya da “O engelini kabul etmiyor” gibi kalıplaşmış laflar ortaya atmayalım. Engelini kabul etmeyen zaten engelli raporu almaz ve engellilerle iç içe olmaz.

İsmail ÇEVİKBAŞ bilgeturk_84@hotmail.com