Yeni Yazısı > 'Engelim olma' - 14.02.2011

'Engelim olma'
14 Şubat 2011

İbrahim İpek Sediyani ile 2008’de Almanya’da, Avrupa Tekerlekli Sandalye Basketbol Şampiyonası’nda tanışmıştık. Elazığlı olan İbrahim, Avrupa ve dünya ülkelerini gezerek kaleme aldığı gezi yazıları ile tanınıyor. Bir özelliği de geçtiğimiz mayıs sonunda Gazze’ye insani yardım götürürken Akdeniz açıklarında İsrail saldırısına uğrayan Mavi Marmara gemisindeki gazetecilerden biri olması.

[[HAFTAYA]]

İbrahim’in ayrıca Türkiye’de ismi değiştirilmiş yerleşim birimlerini ve köylerini topladığı ‘Adını Arayan Coğrafya’ adlı bir de kitabı vardır. Geçenlerde bana ‘Engelim olma’ isimli bir yazısını göndermiş. Yazısını aşağıya aynen alıyorum ve kendisine sevgilerimi yolluyorum.

‘Acıyarak bakma’

“Bana öyle acıyarak bakma. Engelim yok benim. Senden beklentim acımak değil, paylaşmak. Hiçbir eksiğim yok benim. Senin yaptığın her şeyi ben de yapabilirim. Bana engelliymişim gibi bakma. Engelim yok benim. Tek engelim sensin, senin bu bakış açın. Senden hiçbir eksiğim yok benim. Yaptığın her şeyi ben de yapabilirim. Engelim olma. Ben de senin çalıştığın işlerde çalışabilirim. Senin başardıklarını ben de başarabilirim. Varmak istediğin hedeflere ben de seninle birlikte ulaşabilirim.

Elini uzat

Elini uzatırsan, tutabilirim. Bakarsan gözlerimin içine, okuyabilirim söyleyemediğin sözcükleri. Sevinç ve hüznünü paylaşırsan benimle, dokunabilirim içindeki her bir sırra tek tek. Açarsan içindekilerini bana, kapatabilirim zaaflarını. Gösterirsen sakladığın ne varsa, dışarı çıkartabilirim senin de bilmediğin sendeki cevheri. Engelim olma. Senin üşüdüğün sokaklarda ben de üşüyebilirim. Yağmur tanelerine yakalanınca ben de senin kaçıştığın gibi kaçışabilirim. Uzaktan geçen bir tren gördüğümde benim aklıma da kaybettiklerim gelir. Vapur sesini duyduğumda ben de sevdiklerime kavuşacakmışım gibi heyecanlanırım. Yere düşen sarı bir yaprak gördüğümde benim de aklıma hüzünlü bir şiirin mısraları gelir. Çiçekli bir yolda yürüdüğümde ben de çocukluğumda öğrendiğim neşeli şarkıları mırıldanırım. Engelim olma.

 Bazen kızarım...

Ben de bazen çocuk olurum, bazen insanlara yol gösteren bilge biri. Bazen çok kızarım da kızgınlığımı belli ettirmemek için tebessüm ederim, bazen de öylesine mutlu olurum ki sevinçten hüngür hüngür ağlarım. Bazen kalabalıklara karışmak isterim, bazen de yalnız kalmak, kendimle olmak. Bazen kalabalıkların içinde bile kendimi yalnız hissederim, bazen de yapayalnız kalsam da aslında hiç yalnız olmadığımı bilirim. Engelim olma

Güvercin olsam

Ben de senin gibi sevebilirim, sevdaya tutulabilirim. Bazen öyle anlar olur ki, dünyayı ayağımın altına serseler tınmam bile. Bazen de olur ki, bir dost gülüşü, içten bir tebessüm, sıcak bir selam, sevgi dolu bir bakış, dünyalara bedeldir benim için. Senin oynadığın tüm oyunları ben de oynayabilirim, ezberlediğin tüm şarkıları ben de ezberleyebilirim. Okuduğun kitapları ben de okuyabilirim, yazdığın şiirleri ben de yazabilirim. Her şeyi ben de öğrenebilirim. Bazen öğrendiklerimi zaman geçtikçe unuturum, bazen de en büyük hakikati unuttuklarım öğretir bana. Engelim olma. Bazen bir güvercin olup uçmak isterim ama, toprağın altına gömdüğüm sırlarımı bırakıp gidemem işte. Bazen de suyun derinliklerine dalıp bir daha da çıkmak istemem ama, gökyüzüne yükselttiğim hayallerimi terk edemem kolay kolay. Bazen etrafımı saran konuların arasında üşür tüm bedenim. Bazen de tek sözcük bile öyle bir ısıtır ki içimi. Bana öyle acıyarak bakma, engelli deme bana. Ben engelli değilim. Senden hiçbir farkım yok benim. Sen nasılsan ben de öyleyim. Engelim olma.

Bazen çekilmez olurum

Bazen tıpkı senin gibi öyle bir çekilmez olurum ki, ne yapıp edip kurtulmak istersin benden. Bazen de öyle savunmasız ve yapayalnız hissedersin ki kendini, en çok da beni arzu edersin yanında. Bazen ağzımdan çıkan bir söze bile tahammül etmezsin, bazen de içimdeki tüm sırları sana açmamı istersin. Engelli deme bana. Ben engelli değilim. Senden hiçbir farkım yok benim. Sen nasılsan ben de öyleyim.

Hayata tutunmak

Ben de hayata tutunmak istiyorum, çalışmak, toplumun arasına karışmak istiyorum. Ben de sevmek, sevilmek ve sevinmek istiyorum. Konuşmak, paylaşmak, dokunmak, seslenmek, söylemek, söyleyebilmek, okşamak, duyumsamak, hissetmek ve hissettirmek istiyorum. Senin istediğin her şeyi ben de istiyorum. Engelim olma.” [email protected]

ÇENGELLİ PANO

Özürlüler İdaresi Başkanlığı’na

Kimsem yok, 18 yaşını doldurana kadar Sosyal Hizmetler ve Çocuk Esirgeme Kurumu’na bağlı yurtlarda kaldım. 2005’te sağlık sorunlarımdan dolayı Edirne Devlet Hastanesi’nden yüzde 62 engelli raporu aldım. Her yere müracaat etmeme rağmen bir türlü maaş bağlatamadım. Cezaevinde bana bakacak kimsem yok, yardıma ihtiyacım var. Bana yardımcı olmanız için tüm raporlarımı gönderiyorum. Engelli maaşı bağlanması konusunda yardımcı olmanızı rica ediyor, diğer ihtiyaçlarım için de desteklerinizi bekliyorum. Barış Mazıcı Ceza İnfaz Kurumu B-10 Koğuşu Oltu-Erzurum

Arkadaş arıyorum

Ben yüzde 58 ortopedik engelliyim. Dekorasyon işi ile uğraşıyorum. Konuşup dertlerimi paylaşacağım engelli ve engelsiz arkadaşların beni aramasını bekliyorum. Ali Musa Erdem Tel: 0536 814 65 08

Bize yardım edin

İşitme engelliyim. İki kulağım da duymuyor. İşitme cihazına ihtiyacım var. Ailemin parası yok, alamıyorlar. Annem 85, babam 83 yaşında. Hiçbir gelirimiz yok. Ağabeyim akıl hastası, onun da ilaçlarını alamıyoruz. Yardımlarınızı bekliyoruz. Çetin Osmankocaoğlu Tel: 0537 896 42 01

Devlet Demiryolları’ndan açıklama

7 Şubat’ta ‘Çengelli Pano’da Şahin Ekli’nin mektubu yayınlandı. Bir yanlışlık sonucu “Çalıştığım yıl engelli almadım” diye yazılmıştır. Doğrusu “Çalıştığım yıl engelli aylığı aldım” olacaktır. Bu konuda Devlet Demir Yolları’ndan gelen açıklama aşağıdadır. Posta Gazetesi’nin 7.2.2011 tarihli nüshasında yayınlanan ‘Çengelli İğne’ adlı köşenizde Şahin Ekli’ye ait ‘Sayın Başbakanım’ başlıklı kuruluşumuzun adının geçtiği okuyucu mektubu üzerine aşağıdaki açıklamanın yapılması gerekli görülmüştür. Konuyla ilgili Personel ve İdari İşler Daire Başkanlığımız tarafından yapılan inceleme sonucunda, okur mektubunda iddia edilen mağduriyetle kuruluşumuzun bir ilgisinin bulunmadığı tespit edilmiştir.

Şöyle ki; ilgili mektubu yazan Şahin Ekli; 5620 sayılı kanun çerçevesinde (5620 sayılı kanun gereği kuruluşumuzda iş durumuna göre yılda en fazla 179 gün süreli geçici işçi çalıştırılmaktadır) kuruluşumuzda geçici işçi olarak çalışmıştır. Kendisiyle yapılan görüşmede, aynı zamanda Sosyal Güvenlik Kurumu’ndan bilmeden sakatlık maaşı aldığını ifade etmiştir. Bu durum ise Sosyal Güvenlik Kurumu tarafından tespit edilmiş, kurum tarafından ödenilen paranın faiziyle birlikte alınması için takip başlatılmıştır.

Kamuoyunun doğru bilgilendirilmesi için, konunun açıklamalarımız ışığında tekrar değerlendirilmesini rica eder, çalışmalarınızda başarılar dileriz. Şükran Kaba/Şube Müdürü Mehmet D. Özülker Basın Yayın ve Halkla İlişkiler Müşaviri Y.