Engel tanımayan sporcular ve mücadele edenler
19 Ağustos 2013

‘PARALİMPİK TÜRKİYE’, Türkiye Milli Paralimpik Komitesi’nin 3 ayda bir çıkardığı bir dergi. Bu dergiye her ay spor yazarlarımızdan birkaçı konuk oluyor. Son sayısında konuk yazarlarımızdan biri ise Türkiye Gazetesi spor yazarı Öcal Uluç’tu. Aşağıda kendisinin Paralimpik hareketi ile ilgili bir yazısını okuyacaksınız. Yazı içerisinde benden bahsedildiği için, çekemeyen kötü niyetliler istediği gibi konuşabilir. Biz bu ülkede Paralimpik hareketi için 16 senedir neler yaptığımızı biliyoruz ve bu hareketimizi destekleyene de şükranlarımızı sunuyoruz.

[[HAFTAYA]]

‘İnandılar ve başarıyorlar’

“Galiba Sabah Gazetesi’nde okumuştum röportajı, kesip saklamışım; zira beni çok etkilemişti!.. Kuzey Kıbrıslı bir Türk ile yapılmıştı, röportaj!.. Suat Günsel, neredeyse “sıfırdan başlamış” ama “dolar milyarderi olarak” dünya iş aleminin ünlü Forbes Dergisi’nin her yıl yaptığı “dolar milyarderleri” listelerinden birine, “1.1 milyar dolarlık serveti ile ‘En zengin 100 Türk’ listesine 36’ıncı olarak” girmeyi başarmıştı!.. “Eğitim ve sağlık imparatorluğu kurduğu” Kıbrıs’ın “tek Türk milyarderiydi” o,”özetle” diyordu ki, röportajında: “İki ayaklı birinin koşmasıyla tek ayaklınınki aynı olamaz. Kıbrıslı da tek ayaklı koşucu gibidir. Koşar ama hızlı değil. Kıbrıslı sahilde kumdan kale yapan çocuk gibidir. Kalenin bir burcunu yapar, diğerini dalga gelir yıkar... Başka bir deyişle Kıbrıslı olmak hayata sıfırdan başlamaktır. Burada yaptıklarınızı Güney engeller. Hep sıfırdan başlarsınız!... Örneğin bir ülkeyle işbirliği yapıyoruz, duyulduğu anda Güney hemen elçiliklerini seferber ediyor, tehditlerde bulunuyor. Çok ödül aldım ama çoğu da engellendi. Altınlar gümüşe ya da bronza döndü. 25 yıl önce bir ‘aferin bile yok’ diye belki ağlardım. Ama alkışsız yaşamaya alıştım.” Yavru Vatan’daki Suat Günsel’e benzeyen bir adam da, Anavatan’da var; Yavuz Kocaömer!..”

Alkış beklemeden...

Onu da “Engelliler Sporu’nun Türkiye’de kurumsallaşması mücadelesinde” kaç defa sıfırladılar, önüne engel üstüne engel koydular, ama o yılmadı, “alkış beklemedi ve almadı”, dahası “doğru bildiği doğru yolda” devam etti ve başardı, arkadaşlarıyla beraber başardı, “uluslararası büyük engelli sporcular yarışmalarından altınlar, gümüşler, bronzlar getiren” sporcularıyla beraber başardı!. Hâlâ onu ve “kurumsallaştırdığı” sporcu ordusunu “kenarda köşede bırakmak isteyenler” var; hem de ne yazık ki, “ülkenin resmi spor teşkilatının içinde var”; yıllardır onlarla da mücadele ediyor ve Kıbrıslı Suat Günsel gibi “çok zaman yarışa gene baştan başlatılarak!.. ”

Engelli sporculara verilen değer

Yavuz Kocaömer’i “hiç tanımadım, karşı karşıya gelip bir el bile sıkışmadık”, bir nikâhta ve bir törende şöyle uzaktan gördüm. Ama “yazılarından” tanıyorum, “mücadelesinden” tanıyorum, çok çok “5’i bile bulmayan telefon görüşmelerimizden” tanıyorum, o kadar!.. “Engelli sporcuların da, elbette engelli bütün insanların da, en az engelsiz sporcular, engelsiz insanlar kadar değerli, onurlu, ilkeli, rekabete ve yarışmaya açık sporcular ve insanlar olduklarının, kenarda, köşede bırakılmayacak ve acınarak ve de lütfedilerek bir şeyler verilen canlılar olmadıklarının bilincine varabilmiş olmak” ve de “bu bilincin emrettiği insani gereklerin yapılması mücadelesini Türk kamuoyuna ve Türk Spor Teşkilatı’na kabul ettirme” çabalarına bir insan, bir Türk vatandaşı, bir gazeteci olarak destek verebilmek, beni mutlu ediyor!..

Desteği bıraktım köstek olanlar var’

Yıllardan beri Türk Milli Olimpiyat Komitesi (TMOK) Başkan ve yönetim kurullarının, Yavuz Kocaömer ve arkadaşlarına, dahası bugün “bütün dünyanın tanıdığı” Türk Milli Paralimpik Komitesi’ne (TMPK) neden “üvey evlat muamelesi yaptığını” ve TMOK üyesi onca ünlü gazeteci / yazar arkadaşlarımın çoğunun bu “kutsal mücadelede” neden Türk Milli Paralimpik Komitesi’nin “haklı isteklerine sırtlarını döndüklerini” ve “Duymam / Görmem / Yazmam / Konuşmam” oyununu oynadıklarını anlamakta güçlük çekiyorum!.. İçlerinde bıraktım “destek olmayı”, hatta “köstek olanlar” bile var!.. Ama, TMPK için artık “sıfırdan başlamak” yok; alınan büyük mesafeden geri dönmek yok; bundan sonrası “daima” ileri!.. “Engel tanımayan” sporcular ve onlar için onlarla beraber mücadele edenler, sizleri çok seviyorum!..” ÖCAL ULUÇ