En hisli şarkıların sesi oldu

İlhan İrem'i kendi bestelediği aşk şarkılarıyla tanıdığımızda 17 yaşındaydı. 'Ayrılıkların da sonu var', 'Boşver boşver arkadaş, başka bulursun' sözleriyle kırık kalpleri teselli ediyordu. 1999'da inzivaya çekildi ama şarkılarıyla hep hayatımızda oldu.

En hisli şarkıların sesi oldu

HAZIRLAYAN: SERAL CUMALI

İlhan İrem 1 Nisan 1955’te Bursa’da doğar. Babası Nahit Aldatmaz ve annesi Mesude Hanım, İlhan’ı büyütürken hiçbir konuda kısıtlama ve yasak getirmez. Rahat ve mutlu bir çocukluk geçirir İlhan. Ortaokula giderken evlerinin çatı katında tek başına yaşamaya başlar. İlhan İrem bir röportajında o günleri şöyle anlatır: “Başına buyruk sözcüğü hafif kalır; baş edilmez bir çocuktum. Sonsuz bir özgürlük tutkusuyla, düşle gerçeği iç içe yaşayan bir masal kahramanı gibiydim... Kalabalıklar içindeyken neşeli ve esprili, yalnızken melankoliktim... Anneannemi çok severdim. Çok güzel sesi, masmavi gözleri vardı. Kucağına yatıp yıldızları seyrederdim. Kulağıma şarkılar söylerdi. Hiç bilmediğim şarkılar. Ona eşlik ederdim. ‘Sen farklısın, sen sanatçı olacaksın’ derdi hep...”

Babasından borç alıp İstanbul’a geldi

Ortaokul ve lisede otoriteyi fazla umursamayan, rahat bir gençtir İlhan. Ortaokulda şan ve solfej dersleri almaya başlar. 1969’da 14 yaşındayken okul orkestrasının solisti olur. Orkestra ile 1970’te Milliyet Gazetesi’nin Liselerarası Müzik Yarışması’nda Marmara bölgesi birincisi olur. İstanbul’daki birçok müzik grubundan teklif alır. Ama sevgilisi Bursa’da olduğu için teklifleri reddeder ve yaşadığı şehre döner. İlhan İrem o yıllarını; “Okul orkestrasıyla çaylarda müzik yapan, aşıkların mektuplarını yazan, sakin görünümlü, romantik bir elebaşıydım!” diye anlatır. Genç şarkıcı, 1972’ye kadar orkestrası ile Bursa’da Çelik Palas Oteli’nde, Uludağ diskolarında şarkı söyler. Artık Bursa ona yetmez olmuştur. Müzik yolculuğuna İstanbul’da devam etmek ister. Anne ve babası çocukluğunda olduğu gibi yine ona yasak koymaz, desteklerini de ihmal etmez. İlhan, okuduğu liseyi bırakıp 1973’te babasından aldığı borç parayla hiç bilmediği İstanbul’a gelir.

17 yaşında şöhret oldu

İlhan, İstanbul’a gelir gelmez soluğu Unkapanı Plakçılar Çarşısı’nda alır. “Unkapanı benim için sadece bir giriş kapısı oldu. 17 yaşındaydım ve doğru insanlara rastladığım için şanslıydım” diye anlatır o günleri. 17 yaşında Bursa’daki çatı katında yazdığı ‘Birleşsin Bütün Eller’ şarkısı ilk plağı olur İlhan İrem’in. Sonra ‘Anlasana’ gelir. İlhan İrem, bu şarkının öyküsünü şöyle anlatır: 1974 yazında, Bursa’nın sayfiyesi Burgaz’daki evimizde sabaha karşı bir rüya gördüm. Deniz kıyısında, ‘Kireç Ocağı’ denilen kayalık bir bölgeye gitmemi fısıldadı bir ses. Gitarımı alarak günün ağarmasına yakın, bisikletimle gittim oraya. Dalgalar, rüzgar, uçuşan kağıtlarım, muhteşem bir doğa vardı. Orada sabaha kadar ‘Anlasana’yı yazdım...” Bu şarkı öyle tutar ki; İlhan İrem’i daha yolun başında unutulmaz yapar. İlhan İrem’in deyimiyle sıra dışı yolculuğun ilk habercisi gibidir. Ve diğer unutulmaz şarkılar gelir art arda: ‘Yazık Oldu Yarınlara’, ‘Boş Ver Boş Ver Arkadaş’... İlhan İrem, “Bu şarkılar aşkla yapıldı, yaşanmış hikayeler anlatıyorlar” der.

Eşi çocukken rüyasında görmüş...

Birçok şarkısını 23 yıldır evli olduğu eşi Hansu Hanım için yapan İlhan İrem bu aşkı bir röportajında şöyle anlatır: “Hansu İrem ile tanışmamız göksel buluşmadır. Küçücük bir kız çocuğu iken beni rüyasında görmüş. İngiltere’deki gibi, yola merdivenle inilen, iki katlı taş evlerin olduğu bir sokakta, kolum pelerinli bir kızın omzunda uzaklaşırken, dönüp arkaya ona bakmışım ve “Ben seni bulamam, sen beni bul” demişim. Yıllarla yüreğinde büyütmüş sevgisini. Sonra yaşadıkları şehir olan Ankara’da verdiğim bir konserde sarı saçları beline kadar uzanan dünyalar güzeli bir kız, çıkışta elime bir kitap tutuşturdu ve kalabalığın arasında yok oldu gitti... İçinde ne isim, ne adres. Sadece bir cümle yazılıydı: ‘Sözcüklerin büyütülmesinin bazen sessizlik olduğunu ve neşenin büyütülmesinin bazen gözyaşları...’ Popüler kültürü sorgulamaya başladığım 80’li yıllar, kaçmak istediğim sessizliğin çağrısı gibiydi. 40 gün sonra Anadolu’dan İstanbul’a dönüşte turneyi anlatan bir röportaj verdim. Elimde de o kitap; ‘Magnafantagna’nın Ölümü’. ‘Ankara konserinde bu kitabı bana veren kızla evleneceğim’ dedim. Sonra İstanbul’un kara deliği beni yine içine çekti, her şeyi unuttum. Üç yıl sonra, bir başka Ankara konserinde tekrar gördüm onu. ‘Nerelerdesin sen?’ dedim. Hiç konuşmuyordu. Adını öğrendim ve telefonunu alabildim. Ertesi gün Gölbaşı’nda yürüdük. Anlamsız bir dünyada, anlamsız insanlarla, anlamsız koşuları bırakıp, bambaşka bir yolculuğa çıkmaya karar verdim. Işık yürekli insanlar için birlikte cennetimizi kuracağım insanım Hansu İrem’di... Onunla başka boyutlardan tanışıyorduk! 1 Ekim 1991’de sadece ailelerimizin bulunduğu bir törenle İda Dağları’nda evlendik.” İlhan İrem uzun süredir, eşi Hansu Hanım’la yarattığı cennetinde gözlerden uzak yaşıyor. 80’lerden itibaren her şeyi, benimsediği felsefe ‘ışık ve sevgi’ye bağlayan İlhan İrem nadiren konser veriyor...