En büyük tehlike tahriklere kapılmak
09 Aralık 2009

Hükümet “Biz Güneydoğu sorununu çözmek istiyoruz ve bu konuda çok ciddi adımlar atacağız” dediğinde önerilen planın içinde neler olduğunu bilmiyorduk ancak hepimiz destek verdik. Medyada normal koşullarda çok ağır bir kutuplaşma olmasına rağmen ilk kez bu konuda neredeyse herkes çözümü destekleyecek bir tutum aldı. Bu ülkenin makul insanları sükunet ve iyi niyetle gelişmeleri beklemeye başladı. Akan kanın durması halinde sadece Güneydoğu’da değil Türkiye’nin genelinde de demokrasi ve insan hakları standartlarının gelişeceğine inandık.

Oysa bugün şu geldiğimiz hale bakın. Bu süreci dinamitlemek isteyenler çözüme ve barışa değil ayrılığın ve düşmanlığın değirmenine su taşıyorlar. Kimileri ayrı marştan, kimileri ayrı bayraktan söz ediyor.

Demokratik Toplum Partisi’nin (DTP) İzmir’deki konvoy geçişinden bu yana Türkiye hop oturuyor hop kalkıyor. Bir batıda bir doğuda olaylar yaşanıyor. Daha önce pek çok şehirde insanlar camlarına bayrak asarak endişelerini gösteriyorlardı. İzmir’de yükselen tansiyon ise yaklaşmakta olan bir patlamanın habercisi oldu.

Bir tarafta, ellerine taş tutuşturulmuş çocuklar, diğer tarafta rastgele molotof kokteyli atanlar... Güneydoğu’da hemen her gün eylem var. Geçenlerde gözü dönmüş bir grubun attığı molotofkokteyli 17 yaşındaki Serap adlı genç kızımızın ölmesine neden oldu. Diyarbakır’da çıkan başka bir olayda Aydın Erdem adında bir genç hayatını kaybetti.

Ve Tokat’ta teröristlerin kurduğu pusuda 7 askerimiz şehit oldu.

Türkiye’nin terörün karanlık yüzünden kurtulmasını istemeyenler bir kez daha devrede. Terörün bitmemesi halinde Türkiye’nin Demokratik Açılım Süreci’ne devam edemeyeceğini görüyorlar. Türkiye’de kardeş kanı akmasından rant elde eden vampirler bu nedenle hiç durmuyor. Çirkin yüzlerini Türkiye’nin her noktasında gösteriyorlar.

Bu son saldırının Başbakan Tayyip Erdoğan Amerika’dayken gerçekleştirilmiş olması düşündürücü. Görünen o ki bu alçak eylemin arkasında olanlar, Erdoğan’ın gezisini yarıda kesip Türkiye’ye dönmesini ve çok sert önlemler almasını beklediler.

Demokratik Açılım Süreci’nin bu gelişmelerden nasıl etkileneceğini şimdilik kestirmek zor; ancak yüz yüze geldiğimiz tehlikenin büyüklüğü karşısında hangi etnik kökenden olursak olalım soğukkanlılığımızı korumak ve tahriklere kapılmamak zorundayız.

Sözleşmeli öğretmenlerin durumu

Milli Eğitim Bakanı Nimet Çubukçu ile pazar günü Ankara Rixos Otel’de bir araya geldik ve Türkiye’nin yıllardır gündeminde olan ancak son dönemde iyice çıkmaza giren temel konularını konuştuk. Kanal 24’ten canlı olarak yayınlanan programa muazzam ilgi oldu. Öğrenciler, öğretmenler ve velilerden gelen mesajlardan ötürü gazetedeki ve televizyondaki mail kutum çökme noktasına geldi. Bakan Çubukçu çok tartışılan katsayı konusunda net açıklamalar yaptı; ayrıca Habertürk Gazetesi’nin gündeme getirdiği türbanlı küçük kız çocuğu Ece’nin sorunuyla ilgili sıcağı sıcağına bilgiler verdi. En çok maili sözleşmeli statüde çalışan öğretmenlerden aldık. Bakan’ın açıklamalarından, sözleşmeli öğretmenlerin taleplerinin yakında yerine getirileceği izlenimini edindim.

TV’deki programdan sonra gazetemizin Haber Müdürü Elif Yılmaz da birinci sayfadan çok güzel bir haber yaparak özellikle çocukların içine düşürüldüğü zor durumu okurlarla paylaştı. Bu arada Nimet Çubukçu ile yaptığımız programın detaylarını kaynak göstererek duyuran ANKA Ajansı, İnternet Haber sitesi ve Milliyet Gazetesi’ne teşekkür etmek istiyorum.