Yeni Yazısı > En büyük ödül bu değildi! - 27.10.2009

En büyük ödül bu değildi!
27 Ekim 2009

Her salı yazısını böyle mi yazsam acaba? Geride bırakılan hafta gibi; kısa ve net. Sert vuruşlarla klavyeye. Fikir sokuşturmalarla, yazının orasına burasına. Çok mu edebi olur? Derdim ebedi olmak oysa. Neyse...

Türk televizyon tarihinin en büyük ödülünü aldığını söylediler Var mısın Yok musun’da (Show TV) yarışan Ülkühan’ın. Bir gün mola verdiğim için biri çıkar düzeltir dedim...

Düzeltmedi kimse. Şu televizyon hakikaten bir sürü balığın olduğu bir akvaryum. İçi nasıl hafızasız ise dışı da öyle. Biz düzeltelim o halde...

Bundan beş yıl kadar önce atv’de sadece bir bölüm yayınlanan bir yarışma yapıldı. Mega Milyoner’di adı. Vatan Şaşmaz ve Asuman Krause sunuyordu. Asuman belki de konuktu, bilemiyorum. Üç kutu açtıran Bozan Gülmüş isimli yarışmacı bugünün parasıyla 1 milyon, eski parayla 1 trilyon lira kazandı...

Yarışma sadece sunucularının değil, o zamanki kanal yöneticilerinin de sonu oldu. Ve TV tarihindeki en büyük ödül olarak arşivlere geçti. Ama Acun fırtınasıyla unutuldu gitti... 500 bini kazanan Ülkühan’ı kutluyoruz. Gerçek bir gönül adamı. O değil de Bozan Gülmüş ne oldu? Son gülen olarak nerede şimdi?

300 bin de TRT'den geldi...

Kimse fark etmedi değil mi? TRT 1’de yayınlanan Bir Kelime Bir İşlem bu hafta 250 bin lira ödül verdi. Yarışmacının bir de riske ettiği 30 bin lirası vardı. Neredeyse 300 bin liraya dayandı ödül... Herkes ana haberlerde Ülkühan’ın sevincini izlerken, TRT’de sunucu Levent Ülgen sevinçten yırtıyordu hançeresini. Sakin bir ödül oldu. Sakin ama hak edilmiş bir ödül. Sezgiye filan değil, zekaya, bilgiye, birikime dayanan bir ödül...

Ses getirmedi. TRT verdi, biz seyrettik. Konuşmadık hiç. Şimdi yazdım ya hani; herkes tutar bir kenarından yarışmayı. Oysa ne kelimelerine ihtiyacı var medyanın, ne de işlemine. Kendi kendine 25 yılı doldurmuş program, mutlu ediyor izleyeni. Bravo be!

Oray banttan vezgeçmeli

Oray Eğin, zor bir şey yapıyor. Okan Bayülgen’in karşısında Ya Şimdi Ya Hiç (Star TV) diyor. Fakat zor. İmkansız olmasa da zor. Hadi kolaylaştıralım işini biraz. Hemen bant yayından vazgeçmeli. Programın yarısı banttan ve öyle ölü ki...

Kalan yarısında canlı devam ediyor. Orada iyi doğal olarak. Ama yayın aşağı doğru sarktıkça Okan karşı kanaldan basıyor gaza. Derlenip toparlanma şansı vermiyor Oray’a...

Oysa seçtiği konuklar da iyi, sorduğu sorular da. Belki biraz anlaşılır olsa konuşmaları. Çok mu erken bu kadarını bir anda beklemeye Eğin’den...

Sadece bir teşekkür notu düşmek istiyorum. Yüzünü görmeyi, sakalını sıvazlamayı çok özlediğim sevgili komutan Turgut’u ekranda tutuyor. Turgut Önal, Sağır Oda dizisinden beri dilsiz. Ama gözleri ve sakalı hiç susmuyor; dikkat edin!

Çirkin hareketler bunlar

Buralarda yazmak ego işi filan değil. Altı üstü televizyon karalıyoruz. Beğendiklerimiz ya da tam tersi ne varsa yazıyoruz işte. Eleştirmen sıfatına negatif bir anlam yükleme derdinde olan büyük kalabalığa rağmen...

Eleştirdiklerimiz arasında Çok Güzel Hareketler Bunlar da (Kanal D) var. Duyduğuma göre yazdığım her kelime öfkelendiriyormuş oradaki kitleyi.

Sanmıyorum ki gerçek olsun...

Kendi işini alkışların reytingine göre kıyasıya eleştirebilen bir sürü akıllı genç var orada. Mizahı sevdirmeye çalışan, işini iyi yapan filan...

Ama zamanla düştükleri tekrarlar, bir basit yorgunluk hali de hoş görülmeli mi? Beklenti çıtamızı kendileri yükseltti. Çıta düşünce, dilimiz de düşüyor işte...

Fanlarını üstümüze salmanın manası yok. Çirkin hareketlere giriyor bu türlüsü!

Bu kral kalsın

Medya Kralı (Kanal D), üç krallık arasında en dikkat çekici olanı. Üç gün üst üste dayanabilirseniz Okan Bayülgen izlemek zevkli. Ama ne bileyim; zaplarken bir de karşınıza binbir türlü Okan’ın oynadığı o reklam çıkınca bunalıma giriyor insan... Bu hafta -Muhabbet Kralı’nı izlemeden konuşuyorum- bana göre zevkli olan Medya Kralı’ydı. Belki biraz kadınlar matinesi tadından dolayı... Sevgili Nilgün Belgün, Saba Tümer, Elif Güvendik, İkbal Gürpınar dörtlüsünün arasında Okan ve yer yer Hakkı Devrim seri kahkaha tokatlarına maruz kaldılar... Okan’ın bir ara programı altın gününe çevirmesini filan bekledim. Vakit ertesi gün işe gidecekler için çok geç olsa bile, zaman geçtikçe ısındı program... Ne bileyim, sevdim bu kralı. Bu kalsın da, ötekileri gitsin/bitsin sanki!