Dünyanın rekortmen Türkler'i...

65 yaşındaki Artvinli Mehmet Özyürek 8.8 santimlik burnuyla dünyanın en uzun burunlu adamı oldu. Uzun burnunun genetik miras olduğunu söyleyen Mehmet Bey, “Son noktayı ben koydum., benden sonrakilerin burnu normal boyutlarda” diyor

Dünyanın rekortmen Türkler'i...

 İyi bir gazete okuyucusuysanız dünyanın en yaşlı insanının 114 yaşında olduğunu biliyorsunuzdur. Peki ya en ağır dinozorunun 110 ton olduğunu, karada en hızlı yürüyen timsahın 17 kmhıza ulaşabildiğini ya da bir dünya kupasında en fazla 171 gol atılabildiğini? Bunların hepsi birer rekor ve Guinness Rekorlar Kitabı’nda yer alıyor. Dünyanın belki de en ünlü bu kitabına girmek dünyada pek çok farklı özellikte kişinin hayali. Bu hayal uğruna sayısız insan hayatını bile tehlikeye atacak çılgın rekor denemeleri yapıyor. Çünkü bu büyük yarışı kazanıp kitapta yer alan rekortmenler dünyanın her yerinde ilgi görüyor ve bir anda şöhret oluyor. ‘Dünyanın en uzun boylu adamı’ Sultan Kösen, ‘en uzun burunlu adamı Mehmet Özyürek’ ve ‘en kısa kadını Elif Kocaman’ gibi rekorlar Türkler’e ait . İlk kadın savaş pilotu Sabiha Gökçen ise efsaneleşmiş rekortmenler arasında. Bu Türk rekortmenleri ve yaşadıklarınımerak ediyormusunuz? İşte onlarınmüthiş hikayeleri...

Eylem Keskin

[email protected]

Sizi biraz tanıyabilir miyiz? Ne iş yapıyorsunuz?

Artvin’in Yusufeli ilçesi Yüksekoba köyünde yaşıyorum. Evliyim, iki torunum var. Köy hizmetlerinden 12 yıl önce emekli oldum. Makine teknisyeni olarak çalışıyordum. Şimdi evde oturuyorum.

Kaç yaşındasınız, evli misiniz?

Gencim daha. 65’e gireceğim (Gülüyor). Evliyim. Bir oğlumuz var, burnu hiç bana benzemiyor! Torunlarım da bana benzemiyor. Son noktayı ben koydum.

Ailede tek uzun burunlu siz misiniz?

Hayatta kalan 4 kardeşiz. Bizde uzun burunlu olmak genetik ama çocuklara geçmemiş. Babam ve amcamın da burnu büyük. Ama diyorum ya, son nokta benim. Teknolojinin gelişmesiyle benim de burnum büyüdü.

Diğer kardeşlerinize ne oldu?

Bilmiyorum, izlerini kaybettim. Çünkü ben 3 yaşında yetim kaldım. Annem vefat etmişti. Babam da üvey anne getirdi. Zaten annemsiz büyümek çok zor geldi. Sonunda 14 yaşında evi terk ettim. Görgüyü, saygıyı, sevgiyi hep dışarıda aradım. Şimdi annelere karşı aşırı saygım var (Ağlamaya başlıyor).

14 yaşında tek başına nereye gittiniz?

Çevre illere kaçtım. Orada burada çalışmaya, çıraklık yapmaya çalıştım. Bulduğum yerde de yatıyordum. Yere bir naylon seriyordum üzerime de bir battaniye. Üzerime kar yağdığı günleri biliyorum. Düzgün bir yerde iş bulup biraz para biriktirince bir ev tutup evlendim. Sonra da köy hizmetlerinde çalışmaya başladım. Hayatım da düzene girmeye başladı.

Burnunuzun büyük olduğunu ilk ne zaman fark ettiniz?

14-15 yaşlarındaydım. Arkadaşlarım bana ‘Burnu büyük’ diyordu. Ben burnuma alışıktım. Arkadaşlarım takılınca burnum benim de dikkatimi çekti. Bir gün dikkatlice aynaya baktım, gerçekten büyükmüş.

Üzülüyor muydunuz?

Hiç üzülmedim. Hayatımın hiçbir döneminde fiziğimle dargın olmadım. Ben niye böyleyim diye bile düşünmedim. İsterlerse dünyanın en çirkin adamı desinler benim için önemi yok. Yalnız bunu hep hırs yaptım. “Burnum sayesinde bir gün bir yere geleceğim” diyordum. Gerçekten de oldu. Dünya beni burnum sayesinde tanıdı. Ne yapalım, Allah burnum konusunda biraz cömert davranmış.

Çocuklar acımasız olur sizinle dalga geçiyorlar mıydı?

Bizim oralarda burnu büyük insan çok olduğu için fazla dalga geçen olmadı. Ama yaramazlık yaptığımızda ya da arkadaşlar arasında kavga ederken bana gücü yetmeyenler ‘burnu büyük’ diye hitap ederdi.

O dönem kızlarla aranız nasıldı?

Oooo kadınlarla aram her zaman süperdi. Hiçbir sorun yaşamadım.

Öpüşürken de mi?

Evet, öpüşürken de. İtalya’da bir televizyon programına konuk oldum. İtalyan kadın spiker de aynı soruyu sordu. Ben de tercüman aracılığıyla “İsterseniz deneyelim” dedim. Salondakiler gülmekten kırıldı. Herkes “Mr. Super” diye bağırmaya başlardı. Roma’yı salladım!!!

Bütün dünyanın sizi burnunuzla tanıması nasıl bir his?

Çok güzel bir his, herkese nasip olmaz. Bu konuda şanslıyım. Medeni cesaretim ve kendimle barışık olmam sayesinde buralara kadar geldim. Ama şöhret sahibi olmakla da ateşten gömlek giyiyorsun. Trilyoner oldum sanıyorlar ama öyle değil. Sadece bir-iki reklamda oynadım, o kadar.

Guinness’çilerle nasıl bağlantı kurdunuz?

Rize’de ‘Altın burun’ adlı bir yarışma yapılıyordu. Önce ona katıldım. Sonra tanınmaya başladım. Arkadaşlar arasında espri konusu olurdu, “Sen bu burunla dünya rekorunu kırarsın” derlerdi. Bir gece telefon çaldı, yabancı bir kadın İngilizce konuşuyor: “Champion (şampiyon) Mehmet Özyürek” dedi. Ben de arkadaşlar bana telefon şakası yapıyor sandım. “Yes yes” dedim. “English, English” dedi. Ben de “Ne English’i yapalım bunu Turkish” dedim. Kadın bir durakladı, ses gelmiyor. Sonra Türk tercüman telefonu aldı. “Kadınla niye dalga geçiyorsun. Seni Guinnes Rekorlar’dan arıyorlar” dedi.

Heyecanlandınız mı?

Anlamadım ki... Ben “Guinnes rekorlar ne iş yapar” diye sordum. Tanımadığıma çok şaşırdılar tabii. Dünyayı parmağımda oynatırım ama Guinness Rekorlar Kitabı’yla ilgili bir bilgim yok. “Bu adamın dünyadan haberi yok!” demişler. Sonra? Bir yıl boyunca sürekli konuştuk. Her şeyimi araştırdılar. Sonra Artvin’e kadar geldiler, çekim yaptılar. Sonrasını biliyorsunuz zaten, 79 kişi arasından dünya şampiyonu seçildim. En sağlıklı büyük burun da benimki çıktı.

Madalyanıza iyi bakıyor musunuz?

Dünyadan pek çok kişi o madalyayı kazanmak için neredeyse hayatını ortaya koyuyor? Bakmaz mıyım, bu madalyaya 65 yılımı verdim. En özenli ve güzel şekilde bakıyorum. Vitrinde duruyor, gelen misafirlere gösteriyorum, basına çıktığımda boynuma takıyorum. Onu ülkem adına gururla taşıyorum.

Günlük hayatta burnunuzla ilgili sorun yaşıyor musunuz? Örneğin Karadenizliler çayı çok sever. İnce belli bardakla çay keyfi yapabiliyor musunuz?

Her konuda çoook rahatım. Dilediğim gibi çay, kahve içebiliyorum. Merak etmeyin, sorun yok!

Peki ayran, normal boyutta bir burna sahip insanın bile burnuna ayran bulaşıyor...

Yoook bulaştırmam, burnumu temiz tutarım (Gülüyor) Sonuçta burnumla ortaklaşa yaşıyorum. Her şeyi kendi yöntemimle yapmaya alıştım.

Burnunuza iyi bakıyorsunuz anladığım kadarıyla...

Özel bakım kremlerim yok. Ama ister istemez özen gösteriyorum. Sabun, su ve havluyla her gün yüzümü yıkarken onu da yıkıyorum.

Sokakta ilginç tepkiler alıyor musunuz?

Rencide edici bir tepki almıyorum. Tatlı bir tebessüm ediyorlar. Tebrik ediyorlar. Fotoğraf çektirmek isteyenler çok oluyor. Otobüsle seyahat ediyordum. Molada bir kadın koşa koşa yanıma geldi. “Siz burnuyla dünya rekoru kıran adam değil misiniz” diye sordu. Arkadaşıyla iddiaya girmişler ‘burnuyla rekor kıran adam ben miyim, değil miyim’ diye... “Nesine girdiniz” dedim, “Bir çift ayakkabısına” diye cevap verdi. Ben de ayakkabıyı kendisinin kazandığını söyledim, yine de inanmadı. Kart vizitimi verince ikna oldu! 

Kart vizitiniz nasıl?

Kartımın üstünde burnumun belli olduğu ufak bir fotoğrafım var. Yanında da ‘Altın Burun Şampiyonu’ ve ‘Guiness rekortmeni’ yazıyor. Bir de bana ulaşabilecekleri bilgiler.

Arkadaşlar arasında burnuzla ilgili ne tür espriler yapıyorlar?

Meşhur Karadeniz fıkralarına konu oluyor musunuz? Arkadaşlar genelde “Bu kadar büyük burun ne işe yarar?” diye sorarlar. Ben de faydalarını anlatmaya başlıyorum. En çok filtresiz sigara içtiğinde sigaramın yağmurda ıslanmaması ilgilerini çekiyor. (Gülüyor)

Guinnes’ten sonra kadınların ilgisi arttı mı?

Oooo artmaz olur mu? “Arkadaş olalım” diyenlerin, telefon edenlerin sayısını sorsan söyleyemem. Çok fazla... Telefon numaramı nereden buluyorlar anlamıyorum. Arayıp duruyorlar, hayranlar çook.

Kadınların ilgisi hoşunuza gidiyor, itiraf edin!

Gidiyor da, genelde art niyetli düşünmem. Arkadaşça yaklaşırım. Neyse çok karıştırmayın. (Gülüyor)

Eşiniz kıskanmıyor mu?

Hayır, eşim çok hanım hanımcık bir kadın. Çok medeni bir insan. Hiç rahatsız olmuyor. Birlikte pek çok zorluğu başardık ama şu anda biraz hasta, seyahat edemiyor, bu yüzden yalnız kalıyorum. Buraya gelirken de kardeşine emanet ettim.

Kendinizle barışıksınız ama hayatınızın bir döneminde estetik yaptırmayı düşündünüz mü?

Hayır, hiç düşünmedim. Birçok doktor ziyaretime geldi ama ben istemedim. Allah yaratmış ben niye beğenmeyeyim. Sonuçta sağlık yönünden en ufak bir sorun yaşamıyorum. Fiziğimle de barışığım. Bunu duyan doktorlar ameliyatın yanlış olacağını söylüyorlar. 

Doktorlar şaşırmadı mı?

Sadece yabancı bir doktor “Ben ameliyat edemem, çok büyük” dedi.

Kendiniz dışında biri olma şansı verilseydi, kim olmak isterdiniz?

Hiç kimseyi istemem. Kendim olarak kalmak isterim. Ben çok yakışıklıyım.

Beğendiğiniz yakışıklı aktör de mi yok?

Benden yakışıklı artist bile göremiyorum. Elbette beğendiğim sanatçılar var: Kadir İnanır’ı çok beğenirim, hem de hemşerimiz. Songül Karlı’yı, Emel Sayın’ı, Kamil Sönmez’i çok severim.

Dizi, film teklifleri geliyor mu?

Reklamda oynadım. Oyunculuk yapmak isterim. Kimden, neyim noksan? Üç-beş reklamda oynasam da emekli maaşına katkı yapsam fena mı olur? Evde bilgisayarım yok, arabam yok. Dizi teklifi gelse oynarım. Baba rolünün altından çok iyi kalkarım.

Yetenek var mı?

Bilmiyorum, deneyeceğim.

En çok hangi diziyi beğeniyorsunuz?

Karadeniz’le ilgili diziler çok hoşuma gidiyor. Bir de ‘Kurtlar Vadisi’nden vazgeçemiyorum. Kurtlar Vadisi’nde Memati’nin babası rolünde olmayı çok isterim!

Sizin gözleriniz de çok güzel, en çok gözlerinizi mi, burnunuzu mu beğenirsiniz?

İkisini de beğenirim. Özellikle İtalya’da gözlerime çok ilgi gösterdiler. Çok güzel karşıladılar, çok güzel ağırladılar. Çok sevdiler, saydılar. Döndüğümde bile “Yerine ulaştın mı?” diye aradılar. Kadınlar bayıldı, mahvoldular (Gülüyor). Sahneden iner inmez izdihamla karşılaştım. Fotoğraf çektirmek isteyenler oldu. Korumalar yanıma yaklaşmasına izin vermedi.

Dünyanın en küçük boylu kızı Elif Kocaman: Hayali tıp okuyup doktor olmak

Elif Kocaman, kendi küçük, yüreği büyük bir genç kız. Dünyanın en kısa kadını... 22 yaşındaki Elif Kocaman tam olarak 7 kilo ağırlığında ve 72.6 santim boyunda. Canayakınlığıyla herkesin sevgisini kazanan Elif’in en sevdiği şeylerden biri arkadaşlarıyla sohbet etmek ve bir düğüne gidip halay çekmek. Hayatta en çok istediği şeyse yeni yerler, yeni şehirler görmek... 72.6 santimlik boyuyla Osmaniye’deki hatta dünyadaki herkes Minik Elif’i konuşuyor. Onunla fotoğraf çektirebilmek için birbiriyle yarışıyor. Hatta kimi zaman imza bile dağıtıyor...

Minik Elif Osmaniye’ye bağlı Kadirli ilçesinde dünyaya gelmiş. 3 abisi var, hepsi normal kilo ve boyutlarda. Anne Hatun Kocaman, Elif dünyaya geldikten birkaç yıl sonra kızında bir gelişim bozukluğu olduğunu fark ediyor. Doktora gitmeleri de epey zaman alıyor. Doktora gittiklerindeyse bütün aile Elif’te akraba evliliği kaynaklı kemik gelişimi bozukluğunu olduğunu öğreniyor. Elif’in zekasında bir sorun olmaması en büyük tesellileri. Elif şimdi 22 yaşında, minicik boyuna ve hastalığına rağmen neşesinden hiçbir şey kaybetmemiş. “Tabii ki üzüldüğüm zamanlar oldu. Ama Guinness Rekorlar Kitabı’na girdikten sonra hayatım değişti. Herkes bana ilgi gösteriyor. Çok seviniyorum. Kısa boyumun getirdiği sevgiyi ve mutluluğu yaşıyorum. Türkiye’nin ismini dünyada duyurduğum için de çok seviniyorum” diyor.

22 yaşında olmasına rağmen 2-3 yaşındaki çocuk kıyafetleri giyen Elif için giyim kuşam çok önemli. Renkli giyinmeyi seviyor ve üstüne başına çok özen gösteriyor, temiz tutmaya çalışıyor. Bu yüzden de yemeklerini annesini yediriyor. Kendi yediği zaman bir çocuk gibi üzerine döktüğünü söyleyen anne Hatun Kocaman “Elif’e hala bir bebek gibi bakıyorum. Her şeyi yiyebiliyor, birlikte çay-kahve içiyoruz ama kendi kendine yemek yiyemiyor. O benim hiç büyümeyen bebeğim” diyor.

Dizi izlemeyi çok seviyor

Elif yaşıtlarından çok küçük olduğu ve imkansızlıklarla dolu bir hayat geçirdiği için okula gidememiş. 22 yaşında ama okuma-yazma bilmiyor. Bir yıldır Kadirli’deki bir engelli okuluna gidiyor. Orada zaman geçirmeyi seviyor ve büyük bir hırsla okumayazma öğrenmeye çalışıyor. Anne Hatun Kocaman Elif’in unutkanlığından dolayı bir türlü okuma-yazma öğrenemediğini söylüyor. Ama Elif’in en büyük hayali kendini ispatlayabilmek. Tıp fakültesine gidip doktor olmak istiyor. Ve kendi gibi vücudu gelişemeyen hastaları tedavi edip moral vermek...

Minik Elif’in en büyük zevki ise dizi izlemek, bir de düğüne gitmek. Kadirli’deki hiçbir düğünü kaçırmadığını söyleyen Elif “En büyük eğlencem de halay çekmek. Hemen kendime bir yer bulur, birinin elini tutar ve halay çekmeye başlarım. Eğlenmeyi çok severim” diyor. Elif 72.6 santim boyuyla yerel bir gazetede haber olunca Guinnessçiler’in de dikkatini çekmiş. Gerekli görüşmeler yapılmış, Elif’in boyu ölçülmüş. Ve sonunda büyük karar verilmiş. Elif de şu koskoca dünyanın en kısa boylu kadını olarak Guinness Rekorlar Kitabı’ndaki yerini almış. Şimdi bütün dünya onu tanıyor, o da bu şöhretin tadını çıkarıyor.

En uzun boylu adam evlenmek istiyor

Sultan Kösen dünyanın en uzun boylu adamı. 246.5 santim boyuyla dünya rekoru kıran Sultan Kösen, 36.5 santim uzunluğundaki ayakları, 27.5 cm’lik elleriyle de rekor üstüne rekor kırıyor. Uzun boyuyla kısa sürede herkesin sevgisini kazanan rekortmenin hayran kitlesi Türkiye’yle de sınırlı değil. Sultan Kösem hayranlarıyla buluşmak için dünyayı geziyor, hatta imza günleri düzenliyor...

Sultan Kösen 1982 yılında Mardin-Derik’e bağlı Dede Köyü’nde beş çocuklu bir ailenin ikinci çocuğu olarak dünyaya gelmiş. Bebekliği ise son derece sağlıklı geçmiş. 7 yaşından sonra bir tümör yüzünden büyüme hormonu üretiminin fazlalığından kaynaklanan hipofiz devliği adında bir hastalığa yakalanmış. Ve sonraki yıllar boyunca sürekli boy atmış! Her zaman yaşıtlarından uzun bir çocuk olmuş. Bu durumu başlangıçta avantaj gibi görmüş hem kendisi hem de yakınları ama sonradan pek çok sorunla karşı karşıya olduğu fark edilmiş Sultan’ın. Bunlardan belki de en önemlisi kalbindeki büyüme. Bu bozukluğun tespitini geçirdiği iki beyin ameliyatı izliyor. Tedavisi için tanesi 2 bin lira olan iğnelerden ayda bir kez yaptırması gerekiyor ama buna ailenin maddi durumu elvermiyor. Sağlık sorunları nedeniyle okulu bırakmak zorunda kalıyor Sultan. Günlük hayatta da zorluklar peşini bırakmıyor. Yatağa sığamıyor, kendine uygun kıyafet bulamıyor.

Çalışmak için iş arıyor

Sultan Kösen şimdi 28 yaşında ve 150 kilo ağırlığında. 64 numara ayakkabı giyiyor, 3 metre uzunluğunda, 1.69 santimetre enindeki bir yatakta yatıyor. Kıyafetleri ve ayakkabıları zorunlu olarak özel olarak dikiliyor. Sağlığı hala tam olarak düzelmiş değil ama tedavisi sürüyor. Fizyoterapi ve hormon tedavisi görüyor. Müzik dinlemekten, bilgisiyar oyunları oynamaktan ve film izlemekten hoşlanıyor. En büyük isteğinin dünyayı görmek ve kendi boyutlarına uygun bir otomobille farklı ülkelerde dolaşmak olduğunu söyleyen genç rekortmen “Planlarım arasında elbette evlenmek ve çocuk sahibi olmak da var” diyor. 246.5 santim boyuyla sadece Türkler’in değil dünyanın ilgisiyle karşılaşan Sultan Kösen şimdiye kadar 35 ülkeyi gezmiş, sevenleriyle buluşmuş. Dünyanın her yerinde kendisiyle fotoğraf çektirmek isteyenler olduğunu söyleyen Sultan Kösen “Günlük yaşamımın büyük bölümünü evde televizyon izleyerek veya bilgisayar kullanarak geçiriyorum. Boyum nedeniyle her işte çalışamıyorum, masa başı herhangi bir işte başarılı olacağımı düşünüyorum” diyor.

Eylem Keskin

2