Dünyada çek kullanımı düşüyor, Türkiye'de sorun devam der
25 Aralık 2009

Uzun süren tartışmalardan, hapisle sonuçlanan ceza ve onlarca mektuptan sonra karşılıksız çeklerle ilgili hükümet aksiyon aldı. En azından tutuklu bulunanlar, anlaşmaları halinde cezaevinden çıkabilecekler... Ama bu Türkiye’deki çek sorununu ortadan kaldıracak mı? Bence hayır... Kriz nedeniyle bu yıl bir miktar artış olmuş ve sonuçları kamuoyunda anlayışla karşılanmıştı... Ancak çek, Türkiye’de ciddi bir ödeme aracı... Hatta kullananlar tarafından ‘karşılıksız para’ basma şeklinde kullanıldığı için, ciddi bir riski de beraberinde getiriyor. İş sahibi, elinde olmayan, belki de olmayacak bir para için rahatlıkla çek yazabiliyor. Takas Odası’nın verileri yılda 30 milyon adete yakın çek yazıldığını, bunun 35 milyar lira düzeyinde bir büyüklüğe denk geldiğini gösteriyor.

Karşılıksız çek sayısı ise normal yıllarda 1.2 milyon düzeyinde seyrederken, 2008 yılında 1.5, 2009’da ise 1.8 milyona ulaştı. Yani yüzde 25-30 düzeyinde artış yaşanıyor zor yıllarda... Ama her halükarda Türkiye’de çek sorunu yaşanıyor, yaşanmaya devam edecek.

Çek kullanımı düşüyor

Dünyada ise çek yavaş yavaş kullanım hızını kaybediyor. Örneğin, İngiltere’de, tahminler, 2018’den sonra kullanımın iyice azalacağını ortaya koyuyor. 1990’da yılda günde11 milyon, yılda 4 milyar adet kullanım düzeyine ulaşan çekte, son rakamlar gün için 3.8 milyonu gösteriyor. Bu rakam 2018’de 1.6 milyona gerileyecek.

Sadece İngiltere değil, Avrupa geneli ve ABD’de de çek miktarı hızlı geriliyor. Avrupa’da ülkeye göre düşüş oranı yüzde 5-8 arasında değişiyor.

ABD’de ödemelerde çekin payı 2003’de yüzde 46 idi, 2006 yılında yüzde 31’e gerilemiş. 2009 tahmini yüzde 25’ler düzeyinde seyrediyor.

Çeklere yönelik ilgi düşüşünün tek istisnasını Afrika oluşturuyor. Orada bir iki ülke dışında çek kullanımı artmaya devam ediyor.

Türkiye’de ne olur?

Uzun sure Türkiye’de çek kullanımında bir değişiklik olacağını sanmıyorum...

Çek, Edirne’den Ardahan’a, özellikle KOBİ ile işletmelerin can suyu durumunda... 35 milyar liralık fon, şirketlerin alışverişini kolaylaştırıyor, vade yapma olanağı sağlıyor. Çek Türkiye’de yaygın şekilde kullanıldığı sürece de ‘karşılıksız’ yığını hep yükselecek, hapis riski hep ortalıkta olacak. İyi niyetliler kadar kötü niyetliler de olacağı için, ‘af’ beklentisi de devam edecek.

Mevduat yapmak istiyorsanız yıl bitmeden bankaları dolaşın

Sektörü yakından izleyenler bilir...Bankalar, yıl sonuna doğru bilançolarını iyileştirmek için atağa kalkarlar... Bazı bankalar kredi kartı sayısını, bazıları KOBİ müşteri sayısını artırmaya odaklanırlar. En çok ilgi ise bankaya çekilen fon miktarına olur... Bu nedenle bankalar, şubeleri aracılığıyla daha fazla mevduat alma yarışına girerler... Gördüğüm kadarıyla yine böyle bir dönem yaşıyoruz. Gerçi faiz oranları çok düşük olduğu için yarış o kadar sert değil ama yine de bir rekabet olduğu açıkça gözleniyor...

Şube şube dolaş, fazlasını al

Bir yakınımın elinde döviz vardı, TL’ye çevirip mevduat yapmak istiyordu. 1 ay, en fazla 3 ay vadeli bir mevduat düşüncesi vardı. İnternetten oranlara bakmış. 1 aylık oranların yüzde 7.75’ten başlayıp, 8.75’lere kadar uzandığını saptamış.

‘Telefonla olmaz, şubelere bizzat git’ önerisini yaptım. O da orta ve büyük ölçekli 4 banka şubesini ziyaret etti. En son bankadan yüzde 10 ile döndüğünü söyledi. Sonradan ben de bazı şubeleri aradım. Orta ölçekli bir bankadan 10.75, büyük bir bankadan 10.50 oranlarını aldım. Son aradığım banka yüzde 11.00 önerdi. Tabii bunların aylık olduğunu, zaten banka şubelerinin de ısrarla 1 ayı önerdiklerini söylememde fayda var. Hatta 1 aya yönlendirmek isteyen bir bankacı, sözünü ettiğim yakınıma, “Siz KOBİ’siniz. Size 3 ay mevduat olmaz. 1 ay yapabiliriz” diye öneride bulunmuş.

2010 yılının ilerleyen dönemlerinde faizlerin yükseleceğine yönelik beklenti var. Ancak, ilk aylar için daha sakin seyir bekleniyor. Böyle bakınca, elinde parası olanın, bu hareketten yararlanması kazançlı olabilir gibi görünüyor.

Canlılık için patronlar ücretlere zam yapmalı!

Bunu çalışan olarak yazmıyorum. Hem yönetici hem de şirket çalışanı olarak tabii ki zamdan yanayım. Aksi düşünülemez. Ancak, desteklesem bile bu görüş bana ait değil.

Geçtiğimiz hafta içinde sohbet ettiğim Vatan Bilgisayar’ın sahibi Hasan Vatan’dan dinledim. “Ekonominin canlanması için bütün patronların ücretlere zam yapması gerekiyor” görüşünü ısrarla savunuyor. Görüşün arkasında ise kendi şirketinde yaptığı uygulama var. Şöyle anlatıyor gerekçesini:

“2009 yılının ilk iki ayı bizim sektör için kötü geçti. Bu dönemde satışlarımız yüzde 40 oranında geriledi. Biz de gidişi görmek için arkadaşlara zam yapmamıştık. Yaptığımız değerlendirmelerde, kötü gidişe rağmen ücret zammı yapmaya karar verdik. Yüzde 5-36 arasında, ortalama yüzde 10’a denk gelecek oranda zam yaptık. Bunun etkisini de hemen gördük.”

Belki bir miktar canlanmaya da denk gelmiştir. Ama Vatan Bilgisayar’da, ücret zammından sonra bir satış büyümesi gerçekleşmiş. İlk 2 aylık yüzde 40’lık düşüş, 11 ayın sonunda yüzde 11 büyümeye dönüşmüş.

Şirketler gündeme almalı

Tabii Hasan Vatan’ın görüşünün arkasında sadece bu unsur değil, ekonomiyi canlandırma etkisi de var. Birkaç yıldır ücretlerine zam almayan çalışanlar ve yönetici kesimi, harcamalarını kısıyor, daha muhafazakar davranıyor. Ücret zammı, çalışanlara moral ve geleceğe daha olumlu bakma motivasyonu verebilir. “Şirket zam yaptıysa, işler normale dönüyordur” düşüncesini yayabilir. Ben de aynı görüşteyim. Ücret zammı, krizden çıkış sürecine ciddi katkı sağlayacaktır. Düşük de olsa şirketlerin ücret zammını dikkate almasında yarar var.