Yeni Yazısı > Dünden kalan... - 30.10.2010

Dünden kalan...
30 Ekim 2010

Farkında mısınız?
Cumhuriyetin kendisi, resepsiyon
kadar konuşulmadı. Magazin ağır bastı.
Bu arada bir baktık, Atatürk’ün
gerçek sesi
, Atatürk’ün nutuklarından
daha fazla heyecan getirdi.
Zarf’a değil mazruf’a bakmayı
öğrenemiyoruz.
Atatürk gibi dünya çapında bir
insanın sesi, boyu, saçı çok mu mühim?
Mesut Yılmaz’dan daha kalın sesli,
Çevik Bir’den daha uzun boylu olsa
ne farkeder?
Atatürk bu.
- Dünyada tek.
[[HAFTAYA]]
*

Hep satıhta kaldığımız için,
Cumhuriyetin de ruhunu ve
özünü kaçırıyoruz.
Dünkü törenlere bakar mısınız?
Tokalaşıp bayramlaşmayan liderler,
selamlaşmayan yüksek bürokratlar,
dargın sanatçılar, birbirini
küçümseyen, çünkü birbirine
tahammül edemeyen aydınlar,
neler neler... Ve beri tarafta,
bayramdan bayrama gidip elini
öptüğümüz bir Cumhuriyet.
Yeterli mi?
Kutladık, bitti mi?
Kaldığımız yerden yine ateşe
devam mı?

Cumhuriyetçiler / Demokratlar diye
tam bir özenti kamplaşma...
İkisi birden sanki mümkün değil...
Sen ordaysan ben orada değilim
inatlaşması, gerçi Cumhuriyete
vız gelir tırıs gider
ama Demokrasi
bunu nasıl taşır bilemem. Çünkü
çıtkırıldım olan, Cumhuriyet değil,
Demokrasi’dir. Nitekim 4-5 kere
çıt diye kırılmıştır. Cumhuriyet ise
dimdik ayakta.
Herşeye rağmen ayakta.

Diyorum ki:
Daha fazla yormayalım.
Demokrasinin yükünü de
Cumhuriyetin sırtına vurmayalım.
Ya da Cumhuriyetin sırtından geçinip
demokrasiye sürekli meydan
okumayalım.
Dünkü törenler ve Resmi Kabuller
şunu göstermiştir:
Özetliyorum:
Aslan gibi bir Cumhuriyet.
Ve Çıtkırıldım bir Demokrasi.