Doğan Holding'den açıklama

Doğan Yayın Holding A.Ş. Mali İşlerden Sorumlu Başkan Yardımcısı Soner Gedik vergi cezası ile ilgili açıklama yaptı

Doğan Holding'den açıklama

Doğan TV Holding ve bu şirketin bazı iştirakleri hakkında Maliye Bakanlığı Gelirler kontrolorleri tarafından yazılan inceleme raporları tarafımıza tebliğ edilmiş bulunmaktadır.

Bu raporlarda şirketlerimizin yeniden yapılanmasının gerekli kıldığı hisse değişim işlemleriyle ilgili bazı haksız eleştiriler getirilmiş ve Türk Maliye tarihinde emsali görülmemiş tutarlarda vergi ve ceza kesilmesi uygulaması başlatılmıştır.

Hemen başlangıçta belirtmemiz gerekir ki, bu işlemlerde yasaya hiçbir aykırılık bulunmadığı gibi, bu iç uygulamalar sonucunda şirketlerimiz arasında herhangi bir satış gerçekleşmemiş, kasalarına da tek kuruş nakit girişi olmamıştır.

Tebliğ edilen 15 adet rapor incelendiğinde, başlıca iki konunun eleştiriye tabi tutulduğu görülmektedir.
Birinci başlık altındaki iddia şu şekilde ileri sürülmüştür:

"Kurumlar Vergisi 19 ve 20’nci maddelerindeki hisse değişimi düzenlemesinin grup dışı şirketlerin yönetim ve hisse çoğunluğu elde edilecek şekilde devralınması halinde, ilgili şirketler Kanun’daki istisnadan yararlanabilecektir. Zaten yönetimi elinde bulundurulan şirketler arasındaki hisse değişimi işlemlerinde yönetimin değişmemiş olması nedeniyle Kanun’daki şartların yerine getirilmediği kabul edilmeli ve bu nedenle hisse değişimi alelade bir iştirak satışı olarak yorumlanmalı ve dolayısıyla hisse değişim işlemi Kurumlar Vergisi’ne tabi tutulmalıdır."

Oysa Kurumlar Vergisi Kanunu (KVK) 19/3-c maddesi hükmünde hisse değişimi;

a- Devralınan kurumun sermaye şirketi olması,
b- İştirak hisseleri devredilen kurumun sermaye şirketi olması,
c- Devralan kurumun tam mükellef olması,
d- Devralan kurumun diğer şirketin hisselerini yönetim ve hisse senedi çoğunluğunu elde edecek şekilde devralması,
e- İştirak hisseleri devredilen kurumun ortaklarına devralan kurumun kendi sermayesini temsil eden iştirak hisselerinin verilmesi,
f- Hisseleri devralınan şirketin ortaklarına verilecek iştirak hisselerinin itibari değerinin ancak %10’una kadarlık kısmının nakit olarak ödenmesi,

şartlarını birlikte taşıması halinde, hisse değişiminden kaynaklanan karların hesaplanmayacağı ve vergiye tabi olmayacağı KVK 20’inci maddesinde kesin olarak hüküm altına alınmıştır. Ayrıca, aynı grup şirketlerinin bu hükümden yararlanmayacağına ilişkin hiçbir düzenleme mevcut değildir.

Dolayısıyla vergi inceleme raporlarında yer alan bu konudaki iddiaların kanuni dayanağı bulunmamaktadır. Bu iddialar objektif hiçbir kritere dayanmamakta, sadece vergi inceleme elemanlarının sübjektif yorumlarını ve kanun koyucu yerine geçerek ve norm ihdas ederek vergileme gayretlerini yansıtmaktadır. Denetim elemanları, bu dayanaksız yorumlarından hareketle 2 Ocak 2007 tarihinde Axel Springer Grubuna yapılan hisse satışındaki değeri esas alarak, Kurumlar Vergisi hesaplama yoluna gitmişlerdir. Oysa hisse değişimi işlemleri yapılırken devredilecek hisselerin değeri mahkemelerce ve kayıtlı değer üzerinden tayin ve tespit edilmiştir.

İkinci eleştiri başlığında ise hisse senedine bağlanmamış hisse devirlerinin KDV’ye tabi tutulması gerektiği iddiası yer almaktadır.

Burada tarafımıza yöneltilen ana iddia, hisse devirlerinde, ilmühaberlerin hisse senedinin yerini tutmayacağı ve ilmühabere dayanılarak yapılan hisse devirlerinin KDV’ye tabi olacağı şeklindedir. Bu iddiaya bağlı olarak görülmemiş şekilde aynı hisse senetleri üzerinden 3 kez yüzde 18 oranında KDV istenmektedir.

Oysa, KDV Kanunu’nun 17/4-g maddesinde açıkça belirtildiği üzere, hisse devirleri KDV’den istisnadır.

Konunun öncelikle düzenlendiği Türk Ticaret Kanunu hükümlerinde, hisse senetleri ya da bunların yerini tutmak üzere çıkarılan ilmühaberler arasında hiçbir fark yaratılmadığı gibi, bunlar her yönden ve her konuda eşit haklara sahiptirler. Bu paralelde, geçici ilmühaberler konusunda Maliye Bakanlığı da Gelir Vergisi Kanunu VK 232 sayılı Genel Tebliği’nin 5’inci bölümünde, net bir açıklama yaparak Türk Ticaret Kanunu paralelindeki görüşünü ortaya koymuştur.

Görüleceği gibi, hisse devirlerinde hissenin senede ya da ilmühabere bağlanmış olması arasında hiçbir fark bulunmamaktadır. Hisse senedine ya da geçici ilmuhabere bağlanmış hisse devirleri her durumda KDV’den istisnadır. Bu konuda benzeri nitelikte olmak üzere Maliye Bakanlığı’nın tebliğlerinde ve ayrıca Bakanlık yazılı görüşlerinde aynı hususlar tereddüte yer bırakmayacak bir açıklık içinde tekrarlanmıştır.

Nitekim, tatbikatta da bu mevzuatla uyumlu bir şekilde ve çoğu yakın dönemde olmak üzere on milyarlarca doları geçen hisse devir işlemlerinde KDV uygulanmamış ve uygulanmaması da eleştiri konusu yapılmamıştır.
Tekrar belirtmek gerekirse; yapılan işlemler Kanun, Tebliğ, tüm genel kabul görmüş vergi uygulamalarına, emsal yargı kararlarına ve doktrin görüşlerine uygun olarak gerçekleştirilmiştir.
Sonuç olarak yapılan uygulamalar tamamen şirketlerimizin yeniden yapılanmasıyla ilgili olup, ne üçüncü kişilere hisse satışı, ne de karşılığında nakit cari hesap gibi ticari amacı veya sonucu olan işlemlerdir. Bu uygulamalar yasaya uygun hisse değişimi işlemi olup, sonucunda şirketlerin hiçbirinde bir TL’lik satış gerçekleştirilmemiş, hiçbir şirketin masasına bu işlem nedeniyle bir TL’lik nakit girişi olmamıştır.

Tarafımıza sevk edilen raporlardaki konuların ilgili denetim elemanlarının sübjektif ve kanuni dayanaklardan yoksun iddiaları olduğuna dair inancımız çerçevesinde Maliye Bakanlığı nezdinde bu raporların yeniden değerlendirilmesi ve düzeltilmesi için resmi olarak başvuruda bulunulacaktır. Konuyla ilgili gelişmeler yatırımcılarımız ve Türk kamuoyuyla anında paylaşılacaktır.

Hukukun, gelişen süreç içinde belirttiğimiz esaslar çerçevesinde işleyeceğine dair güven ve inancımız tamdır.

Hamzaçebi'den vergi cezası yorumu