Yeni Yazısı > Devletin güvenliği - 26.12.2009

Devletin güvenliği
26 Aralık 2009

Böyle zamanlarda reytingleri tavana vuran yazılar, kara mizah yazılarıdır; şu aralar Yılmaz Özdil’in yazılarının Nasreddin Hoca fıkraları gibi kulaktan kulağa yayılması misali. Çünkü pizzacı çocuğun bile aklında tutabileceği bir adresi istihbarat alanında Türkiye ve ABD’de özel olarak eğitilmiş, bir tür bizim 007’miz olan bir ajanın kağıda yazıp elinde dolaştırması, ancak mizah konusu olabiliyor! Aslında, biz Türkler, her zamanki gibi ağlanacak halimize gülüyoruz: Vaziyet vahim. Söz konusu olan devletin güvenliğinin ne kadar ciddi boyutlarda tehlikede olduğudur. Polis ve asker, birbirine Türk ve Yunan ordusundan daha beter düşman gözüyle bakıyor ve birbirine inanmıyor, güvenmiyor; birbirine karşı operasyon düzenliyor, istihbarat faaliyetinde bulunuyor, çamur atıyor, komplo kuruyor! Darbe filan değil ama olursa yakında bunların arasında iç savaş olur. Arınç, kendisine verilen bilgiye niye inanmıyor? Askeri ajanlar, kendi içlerinden üst rütbeli bir köstebeğin peşindeymiş ve dışarı bilgi sızdıran bu köstebeğe suçüstü yapmak için günlerdir peşinde dolanıyorlarmış. Bu amaçla kullandıkları sivil bir muhbirle buluşmuş ve ondan o malum kağıtları almışlar. Ne ki muhbirler çoğu zaman çift taraflı çalışır! Takip edildiğini anlayan köstebek, sivil muhbirin eline tutuşturduğu krokiyle tuzağa düşürmüş askerleri ve polise haber verip yakalanmalarını sağlamış. Asker ajanlar ava giderken avlanmış. Asker köstebeğin suçüstü yakalanmasına artık imkan kalmadı. Deşifre olduğunu biliyor; ya tamamen hareketsiz kalacak, ya da... Peki, bu ilginç açıklamanın Arınç’a hiç inandırıcı gelmemesi ve inatla kendisine yönelik bir hareket olarak değerlendirmesinin altında yatan ne olabilir? Köstebeğin Arınç’a servis yapıyor olması mı? Yoksa neden o bölge, neden o isim, neden o adres? Ve neden bu güvensizlik? Devletin güvenliği tehlikede, çünkü sadece Ordu ve Emniyet karşı karşıya değil. İlk kez AKP içinden bir isim, Elazığ milletvekili Fevzi İşbaşaran, bir süredir dillerde sakız olmuş bir iddiayı, Emniyetin içindeki bölünmeleri ve bunun yarattığı tehlikeyi işaret ediyor. Emniyette birbirinin ayağını kaydırmaya çalışan üç ayrı grup olduğu gibi, ordunun içinde de köstebekler var. Bizi kim koruyacak, her başımız sıkıştığında işimizi havale ettiğimiz Allah mı?

Trabzon’da duyarlı okurlar

Hafta içinde Trabzon’daydım. Bir grup genç ve akıllı kadının kurduğu Karadeniz Kadın Dayanışma Derneği, Birleşmiş Milletler’den Sabancı Vakfı’na, Karadeniz Teknik Üniversitesi’ne, Trabzon Valiliği ve Gazeteciler Cemiyeti’ne kurumların desteğini almış, medyanın kadına yönelik haberlerini mercek altına almış. KTÜ İletişim Fakültesi’nden Yrd. Doç. Dr. Şahinde Yavuz öğrencileriyle Trabzon medyası üzerine bir araştırma yapmış. Bana da ulusal medyayı anlatıp ikisini bir arada yorumlamak düştü. Trabzon’a toplantıdan bir gece önce gitmiştim, yeni vali Dr. Recep Kızılcık ve eşi Sema Hanım, kartal yuvasını andıran vali konağında Trabzon mutfağından seçilmiş bir lezzet şöleniyle ağırladı bizi. Batman’dan Trabzon’a gelen Vali Kızılcık, projeciliği ve hızlı çalışmasıyla tanınıyor ve kenti 2011’deki Gençlik Olimpiyatları’na hazırlama hedefiyle çalışıyor. Gençlerle birlikte kahvelerde kadına yönelik şiddetin önlenmesi için beyaz kurdele çalışmalarına katılıyor. Ankara birbirini yerken Anadolu’dakilerin karanlıkları yırtmaya çalışması insana umut veriyor! Çok özel bir konu gibi görünmesine rağmen toplantımıza büyük ilgi vardı; salon, kadın erkek, genç, bürokrat, doluydu. Proje koordinatörü Alev Özyurt, Yönetim Kurulu Başkan Yardımcısı Dilay Aydın, daha ne başarılı projelere imza atacaklar. Trabzon’da medya ve medyanın kadına bakış açısına bu kadar ilgi ve eleştirel bir yaklaşım, bu şehirde bir İletişim Lisesi ve Fakültesi olmasından mı kaynaklanıyor? Onlara İspanyol modelini önermeyi unuttum, bari yazayım: “Medyada Masumiyet Karnesi”. İzleyici ve profesyoneller medyayı izliyor ve cinsiyetçi dil ve kadın ayrımcılığı yaptığı zaman notunu kırıyor. Memnun olmadığınız koşulları düzeltmenin en iyi yolu kendi kendinize homurdanmak değil; farkında olduğunuzu gösterin, uyarın, tepki verin. Küsmeyin, vazgeçmeyin. Beraber değiştirelim!