Yandex.Metrica
Devlet uzun süre sorunu görmezden gelmiş
12 Nisan 2011

Türkiye bugün Kürt sorunu diye adlandırdığımız başkaldırılarla ilk defa 1921 yılındaki Koçgiri İsyanı ile tanıştı. Ancak devlet bunun nedenini ya anlamadı ya da anlamak istemedi, sonrasındaki her gelişmeyi de haydutluk diye niteledi. Hüseyin Yayman’ın çıkardığı sonuçlar şaşırtıcı:

 - Dünden bugüne kadar, böylesine önemli bir sorunla yaşayan Türk devlet mekanizması, siyasi partileri ve sivil toplum örgütleri sadece 70 rapor yazmış. Her şey genelde askere bırakılmış.

- Genelinde de, raporlar kapsamlı bir çözüm veya vizyon dolu öneriler getirmiyor. Aksine, günü gününe geçici önlemler, taktik ve stratejilerin yer değiştirdiği, çok yüzeysel bir yaklaşım içindeler.

[[HAFTAYA]]

- 1920’lerden 1950’ye kadarki dönem çok önemli. Bu dönem tam anlamıyla Kürtleri ezmek, vurmak dağıtmak üzere planlamış. Ankara’yı korkutan ayaklanma 1925’teki Şeyh Sait İsyanı’dır. Ülkenin bölünme kompleksinin yerleştiği olaydır ve bunun sonucu 1937’deki Dersim operasyonuyla birlikte bölge kapatıldı. Yatırımlar durduruldu. Zorunlu iskan, Türkleştirme ve asimilasyona gidildi. Son derece fakir, aşiret reislerine bırakılmış bir Güneydoğu yaratıldı. Yine de, böylesine sıkı denetlenen bu süreçte 14 ayrı isyan yaşandı.

- 1960-1980 arasında, ilk uyananlar sol partiler oluyor. SHP ve CHP, bu olayın sadece güvenlik sorunu olmadığına dikkat çeken tek siyasi parti konumundaydı ancak onlar da ısrarlı davranmadılar. Raporlarının arkasında durmadılar.

- 12 Eylül darbesi, tek parti dönemindeki gibi, bu soruna aynı yaklaşımı geri getirdi. “Kürtler güçten anlar. Vur kafasına, as birkaçını, hemen devlete biat ederler” politikasına geçildi.

- En önemli değişiklik PKK’nın devreye girmesi ve terör başlatmasıydı. Bunun üzerine devlet daha da sertleşti. Olağanüstü Hal ilanları, köy korucuları, Devlet Güvenlik Mahkemelerinin (DGM) kurulması ve düşük yoğunluklu bir savaş...

- Sağ ve milliyetçi partilerin (Turgut Özal’ın kişisel yaklaşımı hariç) olsun, devletçi bakışı benimseyen sivil toplum örgütlerinin olsun (TÜSİAD’ın Prof. Doğu Ergil raporu hariç) tüm raporları askerin çizgisinde. Tüm raporlar güvenliğe öncelik veriyor. Kürtlere biat ettirmek ve ülkeyi böldürmemek tek hedef. Özetlemek gerekirse, Türkiye genelde siviliyle, askeriyle Kürt sorununa ilk gününden itibaren şaşı bakmış. Türk tarafından bu kabuğu kıran en ciddi gelişme, AK Parti’nin getirdiği ancak şimdiye kadar henüz sonuç vermeyen Demokratik Açılım...

***

‘Türk, dayatmazsan hiçbir şey vermez...’

Türk kamuoyundaki Kürt sorununa bakış ne yazık ki, PKK terörüyle birlikte değişmiştir. Ne yazık ki, binlerce şehit verilmeye başlanmış, tüm askeri önlemlere rağmen bir sonuç alınamamıştır, işte o zaman kamuoyu Kürt sorunuyla farklı şekilde ilgilenir olmuştur. Hüseyin Yayman’ın bu konudaki bulguları da çok ilginç. Kürtler neler istemişler ve neleri elde etmişler? Bir liste yapmış. Kürtler ne istemişlerse, Türkiye devleti ilk başta direnmiş. Devlet bir türlü karar verememiş. Ne zaman ki olaylar artmış, cenaze sayısı yükselmiş, yani iş işten geçtikten sonra, aynı istemi kabul etmiş. O zaman da, atılan adımın değeri kalmamış. Liste çok uzun:

- Ana dilde eğitim konusundaki önlemler.

- TV ve radyo yayınlarının serbest bırakılması.

- Yakılan köylere geri dönüş, tazminat verilmesi, değiştirilen tüm isimlerin geri verilmesi.

 - Olağanüstü Hal’in, aşırı güvenlik önlemlerinin ve DGM’lerin kalkması.

- Geri kalan istekler de şunlar: Ana dilde eğitimin serbest bırakılması, genel af, yerel yönetimler vasıtasıyla Kürtlerin kendi kendilerini yönetmelerine izin verilmesi. Özetle, politikasızlık ve kararsızlık, Türkiye’yi bugünlere taşımış. Bu adeta zamanında atılmayan adımların şimdi hoyratça harcanması demek. Şimdi geriye son şans olarak, seçim sonrasında devreye girmesi beklenen Demokratik Açılım kalıyor. O da yürümezse, tekrar teröre mahkum olacağız demektir.

Türkiye’nin Kürt sorununa şaşı bakışının belgesi...

Kürt sorunu hakkında çok inceleme okudum. Hepsi de değerli çalışmalardı. Son çalışma Siyaset, Ekonomi ve Toplum Araştırmaları (SETA) Vakfı’nın (www.setav.org) yayınladığı “Türkiye’nin Kürt Sorunu Hafızası”. Kitabın yazarı Hüseyin Yayman. Çalışma Kürt sorununun Şark meselesinden Demokratik Açılım’a kadarki tüm sürecini kapsıyor. Bu kitap, araştırmacılar için bir hazine gibi.

Türkiye’de devlet mekanizmalarınca hazırlanan, siyasi partilerin, sivil toplum örgütlerinin bugüne kadar yazdığı Kürt raporlarını teker teker incelemiş ve son derece değerli sonuçlara varmış. Daha doğrusu Türkiye’nin Kürt sorununa nasıl şaşı baktığını ortaya dökmüş. En önemlisi, bugüne kadar Kürtler ne istemiş ve ne kadarını elde etmiş? Yani tam bir bilanço...

Dersim Kürt Tedibi (1937-1938)

Mutlaka ama mutlaka Mahmut Akyürekli’nin bu kitabını okumalısınız. T.C. Devleti’nin Kürtlere başından bu yana nasıl anlayışsız, nasıl gaddarca davrandığını ve bölge halkına nasıl eziyet ettirdiğini anlamak istiyorsanız mutlaka okuyun. (Kitap Yayıneviwww. kitapyayinevi.com) Ben, tüylerim diken diken okudum. Devlet raporlarına ve üstünde tartışma yapılamayacak verilere dayandırılmış.

Daha da önemlisi, devlet kafasının nasıl işlediği ortaya çıkıyor. Bu iki çalışmayı bir araya koyduğunuz zaman, neden bugünlere kadar devlet olarak süründüğümüzü ve bu soruna bir çare bulamadığımızı çok daha iyi anlıyorsunuz. Hepimiz için derslerle dolu iki çalışma. Her iki araştırmacıya da teşekkürler.