Denizde balık olmak

Cenk Devrim Ulusoy (40) üç dalda dünya serbest dalış rekortmeni. 5 yaşında, kırık kolu açılsın diye yüzmeye başladığı andan itibaren başarıdan başarıya koşmuş...

Denizde balık olmak

Biz onu, tüpsüz dalarak deniz dibindeki güzellikleri gösterdiği ‘Tek Nefes’ adlı programından tanıyoruz. Dünya sualtı rekortmeni, ekim ayında Lübnan’da yapılacak dalma yarışmasında ülkemizi temsil etmeye hazırlanıyor. Ona başarılar diliyoruz...

Röportaj: Ali R. Karadağ

[email protected]

Denizle bütünleşmiş birisiniz. Nasıl başladı bu öykü?

5 yaşındayken kolum kırıldı. Sonra iyileşti. Ama doktor tavsiyesiyle, açılsın diye yüzmeye başlamam gerekti. Galatasaray Yüzme Kulübü’nde başladım. Takımla yüzdüm, iki yıl üst üste şampiyon oldum.

Başarılı olanları Kalamış Tesisleri’ndeki takıma aldılar. Ben de 8 yaşındayken yıldızlar takımına seçtiler. Böylece lisanslı sporcu oldum. 16 yıl boyunca da yüzdüm.

Sonra serbest dalışa mı geçtiniz? Neden serbest dalış?

2000’lerin başında, yaşadığım Çanakkale’de havuz yoktu, denize giriyordum. Denizde yüzdüm, korktuğumu fark ettim. Uzun yıllar havuzda yüzdüğüm için derinlik beni korkutmuştu.

Yüzdüğüm yerdeki bir tonozun derinliğini merak edince dibi bulmak için dalmaya başladım. Bir ay sonra 47 metrelik dibe ulaştım. Artık ne yapmak istediğimi biliyordum: Dalmak!

Art arda girdiğiniz yarışmalar, aldığınız başarılar var, değil mi?

Bir yandan “Statik Apnea” denilen, sualtında nefes tutma yarışlarına giriyordum. Diğer yandan da “Dinamik Apnea” adlı tek nefeste sualtında uzun mesafe yüzme yarışlarına katılıyordum. 2006 yılında İspanya’da Dinamik Apnea dalında dünya rekoru kırdım (152.95 metre).

Ama asıl uğraşım, serbest dalış oldu. Milli başarılarımı kazanmaya başladım. O zamanki dünya rekoru 80 metreydi. Çanakkale’de yaptığım antrenmanlarda kendimi hazır hissediyordum.

2008 yılında rekor denemesi için federasyon başvuruda bulundu. Çanakkale-Tekirova’da daldım, başarısız oldum. Öğleden sonraki denemede 83.02 metre dalarak ilk dünya rekorumu kırdım.

“70 yıllık ekolü yıktım”

 İlk defa o kadar derine dalmak, ardından da rekor kırmak nasıl bir duyguydu?

Dünya rekorunu kırmama rağmen dalma tekniklerini tam bilmiyordum. Taktığım maske gözlerime baskı yaptığı için 72. metrede yukarı çıkmıştım. Sponsorlar, ulusal basın oradaydı.

Bu, üzerinizde bir baskı oluşturuyor. Ama öğleden sonra daha iyi konsantre olmuştum. Suyun altı inanılmaz karanlıktı. Aşağı bırakılan mandalı aldım. Yukarı çıktığımda yeni dünya rekortmeniydim. Başarmıştım.

Dünyanın en iyisi olduğunuzu bilmek nasıl bir şey?

Gurur verici. Ama asıl güzel olanı, 70 yıllık bir ekolü yıkmak. Yani, kuşaktan kuşağa aktarılan bilgilerle karşıma çıkan yabancı rakiplere karşı dalma kültürü olmayan bir ülkeden, sadece kendine güvenerek meydan okuyup rekor kırabilmek.

Paletle filan mı dalıyorsunuz?

Farklı serbest dalış kategorileri var. Ben üç ayrı kategoride dünya rekoruna sahibim: 1- Paletli (dünya rekorum: 83.02 metre-2008’de) 2- İp destekli paletsiz (dünya rekorum: 81 metre-2012’de) 3- Değişken ağırlıklı.

Paletsiz olarak ağırlıkla aşağı iniyorsunuz, dibe varınca ağırlığı orada bırakıp çıkıyorsunuz (dünya rekorum: 81 metre-2012’de)

Televizyonda sizi ‘Tek Nefes’le dalıp balıklarla yüzerken görüyoruz.

Evet. TRT’de yayınlanan belgesel programımızın adı ‘Tek Nefes’. Önemli ve farklı bir program. Dünyada ilk defa bir sualtı programı, tüpsüz dalışla yapılıyor. Balıklarla tanışmam konsepti üzerine kurulu.

17 bölüm yayınlandı, yeni dönemi bekliyoruz. Türk izleyicisine dünya denizlerindeki sualtı güzelliklerini sunuyoruz. Ülkemiz başta olmak üzere Mısır (Kızıldeniz), Malezya, Endonezya gibi ülkelerin denizlerini tanıttık.

Yeni dönemde kutuplara giderek dalacağız. Ayrıca bir film ve dizi projesine de start veriyorum. ‘Sahil Güvenlik’ isimli filmde rol alacağım. Ve ünlü dalgıçlarımızdan Cem Karabay’la birlikte ‘Sualtında Derin Mevzular’ adlı dizide oynayacağız.

Tüpsüz dalarak sualtını tanıtmanın özelliği ne?

Biz sualtını hep tüplü dalgıçların çekimiyle tanıyoruz. İstedim ki dalma ve nefesimi tutma becerimi, sualtı güzelliklerini sergileyerek birleştireyim. Ayrıca, tüplü dalışta nefes alırken çıkan kabarcıklar çok ses çıkarıyor.

Bu ses deniz canlılarını korkutuyor. Suyun altında tıpkı kendileri gibi rahatça yüzen bir canlıyla karşılaştıklarında onlar da rahatlıyor, yabancılık olmuyor.

“Dipte ikinci şans olmaz”

Neler yaşıyorsunuz çekimlerde? Zor mu?

Sualtı bir cennet. Kendimi harika hissediyorum denizdeyken. Ama scuba dediğimiz tüplü dalıştan farklı olarak ben tek nefesle daldığım için zorlanıyorum.

Örneğin kameraman tüple ve ağırlıkla kolay dalıyor. Oysa bazen akıntı oluyor, benim dalmam daha zor oluyor. Suda çok kalınca üşüyorsunuz da. Ama bu zorlukları aştım bir şekilde.

Ne tür tehlikeleri var bu işin?

Denizin şakası yoktur, ikinci bir şansınızın olmadığını bilmelisiniz. Güvenliksiz dalmamalısınız. Dibe dalarken hangi nabızla girdiyseniz o nabızla çıkmalısınız, yoksa mutlaka bayılırsınız.

Soğukkanlı olmalısınız. Bir keresinde program için dalıp bir mağaraya girmiştim. Kafamı sarkıtlardan birine vurmuş, kanlar içinde çıkmıştım yüzeye. Ama çok önemli bir şey yoktu yine de.

Başka projeler var mı?

15 Eylül’de dünya rekoru denemem olacak, hazırlanıyorum. Çanakkale-Küçükkuyu’da yapacağım. Ekim ayında da Lübnan’da yapılacak dalma yarışmasında ülkemi temsil edeceğim.

“Denizlerimiz yağmalanıyor”

Cenk Devrim Ulusoy tüm rekor denemelerini ülkemiz sularında yapmış. Çanakkale- Küçükkuyu’nun denizini ve farklı mavisini çok seviyor. Ama ülkemizde ormanlar azaldığı için denizlerimizde artık çok fazla rüzgar ve dalga olduğunu söylüyor.

Ulusoy şöyle devam ediyor; “Trol avcılığının dip ekolojisini yağmaladığına da şahitlik ediyorum. Denizlerimizi korumak aslında boynumuzun borcu.”

(24.08.2013 tarihli Cumartesi Postası ekinden alınmıştır.)