Yandex.Metrica

Yeni Yazısı > Deniz Yıldızı sakızları... - 28.04.2011

Deniz Yıldızı sakızları...
28 Nisan 2011

Deniz Yıldızı (Fox TV) en çok izlenen ilk beş dizi arasındaki yerini koruyor. Üstelik günlük bir dizi. Üstelik rakiplerinin beşte biri kadar bir paraya çekiliyor. Üstelik rakiplerinden çok reklam alıyor ve bir sürü “üstelik” daha... Ama rakiplerinin bir bölümde anlattığı meseleleri 20 bölümde ancak izah edebiliyor.

[[HAFTAYA]]

15 gün izlemeseniz hiçbir şey kaçırmamış oluyorsunuz. Çünkü top hep aynı alanda oynanıyor... Kötüler kazanıp, iyiler kaybediyor. İyiler cahil, kötüler zeka küpü hatta. İzleyicisini çileden çıkarıyor bu haliyle... Ama bir gerçeği de netlikle ortaya koyuyor; bizi çileden çıkarmıyorsa hiçbir diziyi izlemez olduk. Haksız mıyım?

Kurtaramadık şarkıyı...

Kurtaramadık sevgili İzmirliler. El birliği yapıp Bitmeyen Şarkı’nın bitmesini engelleyemedik... Bu köşeye dizinin biteceğini yazdığımda gelen alaycı mailleri hatırlıyorum. Hepsi “bitecek dedin ama bitmedi n’aber?” tadındaydı...

Kimsenin felaketinden mutluluk çıkaran biri değilim. Ama bilmediğim ayrıntıları da taşımam bu köşeye... Sonuçta “dizi bitti n’aber?” demek yerine, en makul olan duyguyu seslendiriyorum; kurtaramadık sevgili İzmirliler, bir İzmir dizisi daha kaydı gitti ekrandan...

Uçmak mı istiyorsun Metin?

Metin Şentürk’ün bahar temizliğini resmeden reklamı dönmeye başladı ekranlarda. Bir teknoloji marketinin yüzü kendisi bir hayli zamandır... Son reklam filminde de bir eve girip bahar temizliği yapan kadına yardım ediyor.

Televizyonu alıp camdan aşağı atarak hem de... Valla Metinciğim göz görmese de akıl görür. Sen sen ol sakın markanın gazına gelip de böyle bir temizlik için evlere rastgele girmeye kalkma... İlk uçan Türk Lagari gibi kanat çırpmaya çalışırken görmeyelim seni kardeşim...

Milyonerler aramızda...

Bir Milyon Canlı Para (Show TV) önceki gün yayınladığı bir videoyla resmen açıkladı; “Sezon sonuna kadar 5 milyon lira ödül dağıtacağız”... Bu bir anlamda, büyük ödülü vermemek için çok zor soruyorlar diye yakınan izleyicinin gazını almak için yerinde bir mesaj. Peki, samimiler mi? Evet!

Şu kadarını söyleyeyim ki, yarışmanın yapımcıları geçen yıl Acun’un verdiği ödül ortalamasını bir hayli geride bırakmak niyetindeler. Ve bunun için de hakikaten ciddi etütler yapılıyor... Kısacası sezon sonuna kadar milyoner olacak birileri aramızda dolaşıyor. Onların kim ya da kimler olacağını da şimdilik sadece Allah biliyor...

TRT Osmanlı mı geliyor?

TRT, Lale Devri’ni anlatan bir dizi hazırlığındaymış. Osmanlı’nın kuruluş yıllarını anlatan bir başka dizi için ise plato filan kurulduğunu biliyorum... Henüz yayınlanmamış da olsa biraz daha yakın dönemi anlatan bir üçüncü diziyi de elinde tutuyor kanal. Bu da demektir ki TRT artık yeni bir kanal kurmak zorunda... TRT Osmanlı ismini öneri olarak not düşüyorum. Yarın öbür gün olur da açılırsa böyle bir kanal, telifimi isterim ona göre...

İki klip de unutulmazdı!

“Öyle Bir Geçer Zaman ki” (Kanal D) dizisi içimizdeki şeytanların hepsini resmediyor son birkaç bölümdür. Belki de bu yüzden şiddetin dozu da hayli yükseldi dizide... Mete’nin ne kadar kötü olursa olsun babasına elini kaldırma meselesinde ciddi şerhlerim var. Çok büyük kitlelere ulaşıyor dizi ve o kitleler içinde ailesiyle sorunları olan ergenler vardır diye düşünüyorum. Kaygılıyım bu yüzden...

Tüm bunları bir kenara koyarsak geçen bölüm ve şu izlediğimiz son bölümde Mete ve İnci Hoca ilişkisini anlatan klip hakikaten kaçırılmaz cinstendi... İlk hali İnci Hoca’nın gözünden, şu son hali de Mete’nin gözünden anlatıyordu imkansız aşkı. Ben birbirini yıkarak seven insanlar yerine, içleri yanarak seven insanları seyretmeyi tercih ederim hakikaten. Bu kadar incelikli bir diziye yakışan budur son tahlilde...

Arabesk’e ayıp oldu...

TRT önceki akşam Türk Sineması’nın unutulmaz filmlerinden Arabesk’i yayınladı. Vizyona girdiği tarihten bu yana yirmi yıl geçmesine rağmen hâlâ ilk günkü lezzetini koruyordu film hakikaten... Ama ilginç bir sansüre uğramıştı TRT ekranında. Filmle özdeşleşip dile dolanan o meşhur “Gösterelim anam” sahnesi resmen makasa kurban gitmişti...

Eh bu haliyle de filmin en unutulmaz yeri yalan olmuştu. Şimdi ekranlarda karşımıza çıkan düzeysizliği düşününce bir hayli düzeyli kalan bu espri kimin neyine dokundu bilemiyorum ama Arabesk’e hakikaten ayıp oldu...