Yeni Yazısı > Demokrasiyi kaybedersek... - 17.02.2011

Demokrasiyi kaybedersek...
17 Şubat 2011

Türkiye’nin en büyük zenginliği nedir? “Ekonomisi, nüfusu, coğrafi konumu...” diye sıralayabilirsiniz. Bunlar önemli ama bana göre en büyük zenginliğimiz demokrasimizdir.

Çok aksayan yanları olsa ve zaman zaman kesintiye uğrasa da bu bölgede örnek bir demokratik geleneğe sahibiz. Türkiye, İslam coğrafyasında Avrupa Birliği ve Amerika ile en iyi ilişkilere sahip ülke. Türkiye’nin Ortadoğu’da bu kadar ilgi görmesinin en büyük nedeni budur. Farklı yaşam tarzları bir tek Türkiye’de bu kadar uyum içinde yaşayabiliyor. Bu nedenle Türkiye, Ortadoğu’da model alınıyor, hayranlıkla izleniyor. Tıpkı siyasi partilerimiz ve parlamentomuz gibi özgür ve çok sesli basın da demokrasimizin temel direği...

[[HAFTAYA]]

Eğer zarar görürse Türkiye’nin cilası kaybolur. Yazılan-çizilenleri beğenmesek, hatta kimi zaman öfkelensek de özgür medyaya ihtiyacımız var. Soner Yalçın çok iyi tanıdığım bir gazeteci değil, kendisini kitaplarından ve gazete yazılarından biliyorum. İddia edilen konularla bir ilgisi olup olmadığına dair fikrim yok. Ancak Oda TV’ye yönelik operasyon ve Yalçın’ın gözaltına alınmasının kamuoyunda “muhalefet eden herkesin bir gün başına bunlar gelebilir” endişesi yarattığını görüyorum. Diğer taraftan bu ülkede hiçbir gazetecinin darbecilerle ve yeraltı örgütleriyle işbirliği içinde olacağını, bunlara çanak tutacağını hayal etmek bile istemiyorum.

Büyükelçi Ricciardone göreve kötü başladı

Medya iletişimi konusundaki acemilik ve iş bilmezlik ABD’nin yeni Ankara Büyükelçisi Francis Ricciardone’nin başkentte verdiği ilk resepsiyonda sıkıntıya neden oldu. Büyükelçiliğin basın bölümünün planlama hatası nedeniyle Türkiye’de yaşanan olaylar hakkında “ayaküstü demeç vermek durumunda kalan” Büyükelçi Ricciardione “dakika bir gol bir” durumuna yol açtı.

Mısır ve İran gibi fokur fokur kaynayan ülkelerde de görev yapmış olan ve çok iyi Türkçe konuşan Büyükelçi, Türkiye hakkındaki ilk değerlendirmelerini yaparken açıkça “Türkiye’nin iç işlerine karışan diplomat” durumuna düştü. Amerika’nın, düşünülmemiş demeçlerle Ankara ve Washington arasında büyük sarsıntılara neden olan Edelman örneğinden pek ders almadığı anlaşılıyor. Ankara’daki Amerika Birleşik Devletleri Büyükelçiliği’nin eski usul çalışan bir basın bölümü var.

Bu dairenin çalışanları, ABD’nin süper güç olduğunun farkında değiller. Bütçe kısıntısından ötürü büroya çok az gazete alınıyor. İnterneti yeterince dikkatli takip etmiyorlar. Amerika ile ilgili yazılıp çizilenlerin çoğundan haberleri yok. Wikileaks belgelerinin yarattığı tahribat orta yerde dururken ABD’nin Türkiye ile iletişim konusunda çok daha özenli ve dikkatli davranması gerekir. Deneyimli ve yetenekli bir diplomat olan Ricciardone, maalesef Ankara’daki büyükelçilik kariyerine iyi başlayamadı.