Deli dolu ve çok tatlı esmer kızın ardından...

Deli dolu ve çok tatlı esmer kızın ardından...

Defne Joy Foster aslında ünlüydü ünlü olmasına ama Yok Böyle Dans yarışması sayesinde kendi deyişiyle ‘popüler’ oldu... Enerjisiyle ekranı doldurdu, her evin küçük siyah kızıydı artık... Tam bu yarışmayla zirveye çıkan kariyerinin zevkini sürecekken aniden gelen ölüm onu hayattan koparıp götürdü. Geride acıdan yüreği yanan annesi, eşi, henüz annesinin öldüğünü bile bilmeyen, anlayamayacak olan minicik oğlu ve onu sadece ekrandan tanımalarına rağmen çok seven milyonlarca hayranı kaldı... Peki ama kimdi bu tüm Türkiye’nin ardından ağladığı enerji küpü melez kadın? Onun bu kadar sevilmesini sağlayan neydi? İşte deli dolu ve çok tatlı esmer kızın, Defne Joy Foster’ın hayat hikayesi...

Anne Hatice Nayman’la Amerikalı baba Steve Foster’ın yolları 70’lerin ortalarında İzmir’de kesişiyor. Hatice Hanım gençliğinde İzmir’in en güzel kadınlarından. Adıyla sanıyla bilinecek kadar namlı bir güzellik bu... Çok sosyal, tanıyanların tabiriyle, kızı gibi deli dolu bir kadın. Severken bile birkaç küfür savuran ama onu da ağzına yakıştıran şen şakrak, tatlı kaçık kadınlar vardır ya hani, onlardan. Hatice Hanım, ilk evliliğini 1963’te İstanbul sosyetesinin ünlü isimlerinden Siren Ertan’ın babası Barış Ertan’la yapıyor, ama ‘İlk aşkım’ dediği Barış Bey’le evliliği yürütemiyorlar. Genç kadın, bu kez aşkı Amerikalı bir askerde buluyor... Amerikalı ve siyahi bu askere aşık olup, evlenmek niyetiyle annesinin karşısına çıktığında evde kıyametler kopuyor. Siyah bir damat hele de o yıllarda aileye bir felaket gibi görünüyor. Fakat Hatice, Fethiyeli ailesinin ‘evlatlıktan reddetme’ tehdidine de göğüs gererek, ikinci kez nikâh masasına oturuyor. Ölümüyle tüm Türkiye’yi üzüntüye boğan Defne Joy Foster’ın hikayesi işte böyle başlıyor...

2 Eylül 1975’te Adana İncirlik’te doğuyor Defne. Annesi, “Defne bir aşk çocuğu. Babasıyla İzmir’de bir Noel partisinde tanıştık. Çok yakışıklıydı. NATO’da subaydı. Defne de Adana İncirlik Hava Üssü’nde doğdu” diye anlatıyor o yılları. Annesi ve babasının renklerinin karışımı bir melez olarak doğuyor Defne ve küçükken bu durum kendisini ‘farklı, aykırı’ hissetmesine, hatta biraz üzülmesine yol açıyor. Ama sonra alışıyor durumuna... Defne’nin o ilk yıllarında babası yok yanında... Çünkü Hatice Hanım’ın bu ikinci evliliği de olmuyor, yürümüyor... O kızıyla birlikte İzmir Alsancak’ta kalıyor, baba ise memleketine Alabama’ya dönüyor... Anne-kız o tarihten sonra zaten benzeyen karakterlerinin de etkisiyle en yakın iki arkadaş oluyor... Defne biraz büyüyüp ortaokul çağına gelince, İzmir Alsancak Ortaokulu’na gidiyor. Hatice Foster’ın Alsancak’ta, İzmir’in en güzel ve işlek caddelerinden birinde bir butiği var; Derin mağazası. Bir de şirin terrier cinsi bir köpekleri vardı; Şans. Geçinip gidiyorlar...

O bir 90’lar şöhreti

O bir 90’lar şöhreti

Astım çocukluğundan beri büyük derdi. Tanıyanlar sinirlenince sıkıştığını, ‘fıs’layıp rahatladığını anlatıyor. Bu hastalığı da dalgaya almayı başarıyor, çünkü onun asıl meselesi bacakları! Arkadaşları ince bir gülümsemeyle hatırlıyor şimdi: Herkese ‘çarpık bacaklarından’ nefret ettiğini ama ‘zenci poposu’ için şükrettiğini söylermiş hep. Okul hayatı çok da parlak değil Defne’nin, nitekim liseden ilerisi yok. Mezuniyetten sonra kendi tabiriyle “Evde kendi halinde, evlenmeyi bekleyen, bekâr bir kızken” televizyon işlerine bulaşıveriyor. Yeni açılan Kral TV’nin ilk VJ’lerinden biri olarak hayatımıza girdiği yıl 1994. Defne televizyona adım atmasının öyküsünü şöyle anlatıyor: “Bir arkadaşımın nişanı vardı. Nişanlanan arkadaşımın kardeşiyle ikimiz çok eğledik o gece. O bana Kral TV için VJ arandığını söyledi. ‘Senin gibi deli bir tanıdığın var mı?’ diye sormuşlar. O da beni Kral TV’ye götürdü. O şekilde başladım. Tesadüf yani.” Defne Joy, Kral TV ekranında göründüğü ilk günden kendini sevdirmeyi başarıyor. İzleyiciler için başlangıçta akıllı, sevimli ve hazır cevap bir kızdı. Tam bir ‘tatlı kaçık’... Kah elinde mikrofonla ‘çat kapı’ ünlülerin evini geziyor, kah sokaktaki sıradan insanlarla keyifli yarışma programları sunuyor. Ve ekrandaki bu sevimli, ne yapacağı belli olmayan kız yapımcıların dikkatini çekiyor. ‘Sihirli Annem’ adlı dizide Eda karakterini canlandırıyor. ‘Selena’dan sonra ‘Hayal ve Gerçek’ adlı dizide oynuyor. Bir röportajında, “Ne kadar sihirli dizi varsa ben hepsinde oynamaya ant içtim sanki. Diyorum ki; “Şu kısacık ömrümde peri oldum, kötü oldum, sonunda da kayıtları tutuyorum. Hamdım, piştim yandım gibi...”

Zaman zaman görünüp zaman zaman kaybolan, gerçek bir ‘90’lar şöhreti’ o. Görüntü yönetmeni İlker Yasin Solmaz’la karşılaşıp aşık oluyorlar birbirlerine. Haziran 2008’de Assos’ta sessiz sedasız evleniyorlar, herkes sonradan öğreniyor... Sadece evlilik de değil. Gerçek bir ‘şehir insanı’yken annesini de yanına alıp Assos, Behramkale’ye yerleşiyor. 40 bin liraya Joy Inn diye bir otel devralıp işletmeye başlıyorlar kocasıyla. Parti parti dolaşıp eğlenmeyi bırakıyor. “Buralara hep tatile geliyordum. Ama sonra burada yaşamaya karar verdim ve böyle bir yer aldık. Otelcilikten büyük zevk alıyorum. Annem yanımda ve burası harika. Arada bir aklım partilere kayı kayıveriyor ama evimde oturuyorum.” diyor. Evlilik sonrası ilk söyleşide çocuk yapmaya kararlı olduğunu da ilan ediyor: “Tüm doğum kontrol yöntemlerini terk edip her şeyden kurtuldum. Bugün yarın yapacağım bir bebek.” Dediğini de yaptı. 13 Haziran 2009’da oğlu Can Kılıç’ı dünyaya getirdi. Defne Joy için anne olmak bambaşka, eşsiz bir deneyimdi. Bebeği 1.5 yaşındayken verdiği röportajda şöyle anlatıyordu anne olma serüvenini: “Normal doğum yapmayı planlıyordum fakat doğum sırasında Can’ın boynuna dört kez kordon dolandı. 10 saat normal doğum için bekledikten sonra sezaryene karar verdik.” Yakın çevresinin anlattığına göre çok da iyi bir anne oldu.

36 yaşında öldü

36 yaşında öldü

Üç yıl gözlerden uzak yaşayan Defne, birkaç ay önce Acun Ilıcalı’nın yapımcılığını üstlendiği ‘Yok Böyle Dans’ adlı programa yarışmacı olarak katıldı. Partneri Rick Rose’la birlikte son dört çift arasına kalmayı başaran Defne Joy, yarışmadan ölmeden kısa süre önce elenmişti. “Ben ünlüydüm ama bu yarışma sayesine popüler oldum” diyordu. Yakınlarına yeni planlarını da anlatmıştı. Yakında yine bir Acun Ilıcalı projesine, Survivor’a katılacaktı. Ayrıca kocasıyla Nişantaşı’nda bir villada şeker ve astım hastalarına tuzla terapi yapacakları bir merkez açma hazırlıkları yapıyorlardı. Olmadı, yapamadı! Ölüm haberlerine özgü hız, 2 Şubat 2011 sabahı bir kez daha gezindi aramızda; ”Duydun mu, Defne Joy Foster ölmüş!” Fısıltılar, uğultuya dönüştü. Gece arkadaşlarıyla Beyoğlu’nda eğlenen genç kadının kalbi, sabaha karşı gittiği Kerem Altan’ın evinde durmuştu! Şimdi herkes bu ölümün gerçek nedenini merak ediyor, tartışıyor. Aslında zerre kadar önemi yok nedenin; 36 yaşında ölmüş ve ardında minicik bir melek bırakmışken...

“Uyuşturucu hiçbir zaman kullanmadı”

Arkadaşları onu anlatırken şu cümleleri sık sık kuruyor: “Defne hiç istediği yere gelemedi, bunu hep söylerdi de. Meşhur olduktan sonra da ciddi maddi sıkıntı yaşadığı dönemler oldu. Artık İstanbul’daydı ve burada tutunmak zorundaydı”. Belki o baskıyla, bir dönem alkol sorunu yaşadığı da biliniyor ama uyuşturucu için herkes aynı şeyi söylüyor: “Ne gördüm, ne duydum.”

Babasıyla oğlunu tanıştıracaktı...

Babasıyla oğlunu tanıştıracaktı...

‘Babasıyla arası iyi değil, görüşmüyor galiba’ diye düşünenler yanılıyor. Defne’nin senelerdir Amerika’da yaşayan ve Amerika’daki olağanüstü kötü hava koşulları nedeniyle cenazeye yetişemeyen babasıyla arası iyi. Hatta son yıllarda çok daha iyi bir ilişki tesis etmiş durumdalar. Acıklı ama Defne Joy, ölmeden önce henüz torununu görmeyen babasını çok özlediğini, oğlu Can Kılıç’ı da alıp ziyarete gideceğini söyleyip duruyor. Steve Foster, anne Hatice Hanım’ın da Facebook arkadaşı hâlâ... 

“Uyuşturucu hiçbir zaman kullanmadı”

Arkadaşları onu anlatırken şu cümleleri sık sık kuruyor: “Defne hiç istediği yere gelemedi, bunu hep söylerdi de. Meşhur olduktan sonra da ciddi maddi sıkıntı yaşadığı dönemler oldu. Artık İstanbul’daydı ve burada tutunmak zorundaydı”. Belki o baskıyla, bir dönem alkol sorunu yaşadığı da biliniyor ama uyuşturucu için herkes aynı şeyi söylüyor: “Ne gördüm, ne duydum.”

“Kocasını çok seviyordu”

Tanıyan herkesin “Süper bir adam” diye anlattığı kocası İlker’le iki sezon işletiyorlar otellerini. O son üç gün aralarının açık olduğu söylense de birbirlerini seven bir çift onlar. Bir çocukluk arkadaşı “Defne severken de, kavga ederken de enerjisi yüksek bir kadındı. Kolay değildir onunla yaşamak. Bir anda köpürür, yakar yıkar ama bir anda da pozitif olur her şey, barışır, eskiye döner. Ayrı değillerdi. O gece İlker, Can’la evdeymiş zaten” diye anlatıyor.

Hesapsızca yaşadı ve gitti...

Defne Joy Foster Ruhsar, Beyaz Yalanlar, Dadı gibi dizilerde oynadı. Ama oyunculuk alanındaki asıl ününü Sihirli Annem dizisiyle kazandı. Zula, Uzman Avı, NTV Yeşil Ekran, Bir İş İçin Lazım gibi programların sunuculuğunu üstlendi. Defne, ölümünden kısa bir süre önce verdiği röportajında “Deli misiniz?” sorusuna “Bu soru bana sorulur mu? Hesapsızım, hayat hesap yapacak kadar uzun değil!” demişti.

Defne Joy’un twitter’daki son tweet’leri

-AŞK... Kimsenin yanında uzun süre kalmayan bi .rospu gibi... 

- Hayır bişey diil trafikte ölecez ya kalpten ya sitiiresten. 

-Tek bildiğim maç kalbimle beynimin oynadığı... Goller diil galiba pozisyonlar önemli.

-yumayan şehrin uyuyan akıllarına aşk üfleyesim var. Belki kalbe ulaşır diye yine ümidim hep ümidim...

-Kşın geldiğini zannederken açan güneşten daha güzel pek çok şey var. Amaa bugünün birincisi güneşti. 

-Tatilde hiçbişeyi takip etmiyor ya insan çok keyifli oluyo. İstanbul lisanını yakalayamamak da öyle... 

-Fethiye’de tekne sefası yapanlar akşam da sallanıyolar. Dünya dönüyor ben dönüyorum :) 

-Köprüde hep trafiik hep trafiiiik. Bu ne canım. Bence artık herkes kendi yakasında kalsın. Çözelim bu işi.

-Doğduğu gün ölen insanlar muhtemel sıkıntıdan ölüyolar:)

Bu yazı 13 Şubat 2011 tarihli Pazar Postası'ndan alınmıştır

5