Davutoğlu YSK kararını değerlendirdi

TÜRKİYE- AB Ortaklık Konseyi 49. Toplantısı sonrası Davutoğlu YSK'nın kararını değerlendirdi

Davutoğlu YSK kararını değerlendirdi

TÜRKİYE- AB Ortaklık Konseyi 49. Toplantısı sonrası, Dışişleri Bakanı Ahmet Davutoğlu, Devlet Bakanı ve Başmüzakereci Egemen Bağış AB tarafını temsil eden AB Komisyonu’nun genişleme ve komşuluk politikasından sorumlu Üyesi Stefan Füle ve Dönem Başkanı Macaristan’ın Dışişleri Bakanı Janos Mortanyi ile ortak bir basın toplantısı düzenledi.

Davutoğlu burada yaptığı konuşmada, Türkiye’de çok köklü bir seçim geleneği bulunduğunu belirterek, Yüksek Seçim Kurulu’nun (YSK) dünkü kararının ortaya çıkardığı durumun, bu köklü gelenek içinde bir çözüme kavuşturulması gerektiğini söyledi. Davutoğlu, şöyle konuştu:

"Türkiye’nin belki de en güçlü yanı, son 60 yıl içinde son derece şeffaf ve hür seçimlerin yapılmış olması ve bu seçimlerin işleyiş biçiminde herhangi bir tereddüt hasıl olmamasıdır. Türkiye’nin çok köklü bir seçim geleneği vardır. 1950 yılından bu güne kadar en zor şartlarda, üzerinde hiçbir tartışma olmayan seçim sonuçları olmuştur. Bu bizim gurur duyduğumuz bir husustur. Bütün bu süreçte, 60 yılda YSK yürütmeden tamamen bağımsız bir organ olarak çalışmıştır. İçişleri, adalet ve ulaştırma bakanlarının seçim öncesinde istifa etmeleri gibi birçok Avrupa ülkesinde olmayan bazı uygulamalar seçimlerin objektifliği için Türkiye’de uygulanmaktadır. Dolayısıyla bu köklü gelenek içinde ben bu konunun da bir çözüme kavuşturulması gerektiğini düşünüyorum. Ama bu tamamıyla bağımsız olan YSK’nın bir tasarrufudur. Ümit ederiz ki bu köklü geleneğimiz içinde bu konu bir şekilde çözüme kavuşturulur."

Davutoğlu, Türkiye’de AB üyeliği konusunda bulunan stratejik siyasi iradenin bazı AB üyelerinde olmaması nedeniyle katılım müzakerelerinin ilerletilemediğini söyleyerek "Bence son 1 yılda tek fasıl açılaması nedeniyle kimse Türkiye’yi suçlayamaz" dedi.

Davutoğlu toplantıda, Türkiye’nin vize konusunu genişçe tartıştıklarını belirterek, AB’nin Türk vatandaşlarına vize talep etmesinin "gerçekten haksız ve hukuki taahhütler anlamında sağlam temellere dayanmayan bir uygulama olduğunu" söyledi.

Ender DURUEL / BRÜKSEL; (DHA)