Daha farklı bir CHP görüyorum
23 Nisan 2011

Cumhuriyet Halk Partisi son döneme kadar çoğunlukla ‘polemiklerin peşinden koşuyor’ ve özellikle ‘bir-iki konuya takılıp kalıyor’ izlenimi veriyordu. İktidarı, rejim-laiklik ekseninden eleştirirken, ekonomiden dış politikaya kadar çok sayıda alanda sadece gelişmeleri seyretmekle yetiniyordu. Yaklaşan seçimin CHP açısından farklı bir yönü var; parti artık klasik polemik konularına takılıp kalmıyor, çözüm üretiyor. Genel Başkan Kemal Kılıçdaroğlu’nun dün açıkladığı kapsamlı seçim bildirgesinde de bu değişimin izlerini görmek mümkün:

- TSK İç Hizmet Kanunu’nun 35. maddesi değişecek.

- Seçim barajı yüzde 5’e inecek.

- Yeni ve özgürlükçü bir anayasa toplumun tüm kesimleriyle birlikte hazırlanacak.

[[HAFTAYA]]

- Alevi yurttaşların “eşit yurttaşlık” talepleri hayata geçirilecek.

- Doğu ve Güneydoğu’da baskılara son verilecek, toplumsal barış sağlanacak.

- Din dersleri zorunlu olmaktan çıkarılacak, seçmeli hale getirilecek.

- Tüm inançlar için ibadethane açılacak.

- Azınlık din mensubu vatandaşlara yönelik din ve inanç temelli ayrımcılık, nefret söylemleri, nefret suçlarıyla mücadele edilecek.

- Telefon ve internet hizmetlerinin yüzde 20 ucuzlaması sağlanacak.

- Ankara’nın içinin boşaltılmasına izin verilmeyecek, başkent işlevi güçlendirilecek.

- İstanbul’da 3. köprü yerine alternatif modeller uygulanacak. Şehir, bilişim, kültür ve entelektüel etkinlikler alanında öne çıkacak.

İstanbul’un geleceği ve çevre

İstanbul’da, nüfusu, 20 milyona yükseltecek olan güncel politikalar beni ciddi olarak kaygılandırıyor. Bu nedenle CHP’nin şehirdeki hormonlu büyümeyi kontrol altına almak istemesine sevindim. Kılıçdaroğlu’nun ‘Akkuyu Nükleer Santrali’ni referanduma götürme fikri de olumlu. ‘Yeni tipte reaktörlere odaklı’ politika izleyeceklerini açıklaması ise CHP’nin de AK Parti gibi nükleere “Evet” dediğini gösteriyor. Kılıçdaroğlu “üniversite sınavlarının aşamalı olarak kaldırılacağını” söyledi.

Ancak herkesin üniversite peşinde koştuğu, yaş ortalaması 28 olan bir ülkede bunu başarabilir mi, çok emin değilim. Dış politikada “AB’ye tam üyelikten başka bir seçenek kabul edilmeyecek” ifadesi, havlu atan tarafın Türkiye olmayacağını göstermesi açısından dikkat çekici. Daha önce CHP’nin bu konudaki mesajları net değildi.

Seçim bildirgesinde ilgimi çeken bir madde de Amerika ile ilişkiler hakkında. CHP “Türkiye’de artış gösteren Amerikan karşıtlığını dengelemek için öğrenci, iş adamı, yerel yönetici değişimi yapılacak; ortak kültürel ve sanatsal etkinlik düzenlenecek” diyor. Anladığım kadarıyla geçtiğimiz günlerde Amerika’ya giden -aralarında Umut Oran’ın da bulunduğu- CHP’nin kurmay heyeti, bu maddeyi seçim bildirgesine koydurdu.

Türkiye’nin ‘vahim çevre sorunlarına’ yeterince atıfta bulunulmamış olması bu seçim bildirgesinin bana göre eksik yanlarından birini oluşturuyor. Son bir not: CHP bu sabah Ankara’da çocuk hakları konusundaki planlarını açıklayacak. Dün öğle saatlerinde beni arayıp toplantıya davet eden CHP Genel Başkan Yardımcısı Prof. Dr. Sencer Ayata, Kemal Kılıçdaroğlu’nun bu açıklamayı özellikle 23 Nisan’da yapmak istediğini söyledi.