Dağ fare doğurursa çok tehlikeli olur...
18 Eylül 2009

Hepimiz merak içindeyiz. Bir şeylerin hazırlandığı apaçık ortada. Baksanıza, hem içeride hem de dışarıda öylesine yoğun temaslar yapılıyor ki, bir şeylerin hazırlandığı apaçık ortada. Suriye, Irak ve Kuzey Irak ile ilişkiler öylesine iyileştiriliyor ki, adeta PKK’nın yararlandığı tüm coğrafya çembere alınıyor. Adeta bir ortak cephe kuruluyor. Suriye bu açıdan kilit ülke konumuna giriyor. Asıl önemli olan, ekim başında ortaya çıkarılacağı söylenen paketin içeriği. Paketin içinden ne çıkacak? Herhalde, bir bölümü silahların susması ile ilgili önlemleri kapsayacaktır. Zira her şeyin başında ölümlerin durması geliyor. Silahlar sustuğu, Dengir Mir Mehmet Fırat’ın dediği gibi “Hep beraber poligon dışına çıkıldığı” bir ortam yaratılabilirse işler kolaylaşabilecek. Terörün baskısı kalkınca, çok daha rahat tartışılabilinecek. Çok daha sağlıklı adımlar atılabilinecek. Silahın susması için PKK’nın elini tetikten çekmesi ve çekilmesi gerekiyor. Ancak bu da tek taraflı olmaz. PKK, böyle bir adımı atmak için, Türk güvenlik güçlerinin de operasyonlarını durdurmasını istiyor. Bu kadarı sağlanabilirse dahi, müthiş bir adım atılmış olacak. Ardından orta ve uzun vadeli önlemler dizisi gelebilir. Burada dikkatlerinizi çekmek istediğim bir nokta var. Kısa vadeli önlemler, parmakların tetikten çekilmesi, silahların susması ve PKK’nın hiç değilse belirli bir oranda terörden uzaklaşmasıyla ilgili olacaksa, orta ve uzun vadeli önlemler daha çok Kürt sorununu kapsayacak. İşte işin duyarlı yanı da bu noktadan itibaren ortaya çıkıyor. Kürt sorunu hemen böyle bir veya birkaç paketle çözülemez. Uzun yıllar sürecek, sayısız kesinti ve yeniden başlamalarla dolu bir süreç yaşayacağız. Ancak, ekim başında karşımıza çıkacak olan ilk paket, T.C. Devleti’nin bu sorunu nasıl çözmek istediğinin genel çizgilerini içerecektir. İşte asıl tehlike de bundan sonra başlayabilir. Bu paketin içi sadece güvenlik unsurlarını içerir, ancak orta-uzun vadeli önlemi kapsamazsa Güneydoğu’da büyük bir hayal kırıklığı yaşanacaktır. Kürt kökenli vatandaşlarımızın artık ufak tefek önlemlerle yetinmek istemedikleri ortada. TRT’den yayın, etrafında her türlü kısıtlamanın bulunduğu eğitim, köy ve kişi isimlerinin serbest bırakılması gibi önlemler bu insanları tatmin etmekten çok uzak... Böyle bir olasılık, PKK’nın ekmeğine yağ sürdürecek ve “işte yine kandırılıyoruz” propagandasına başlayacak. Sonrasını düşünmek dahi istemiyorum. İktidar, bu yaklaşımın tam aksine, paketin içini doldursa bu defa muhalefet tarafından topa tutulacak. Ne ülkeyi bölme niyeti, ne de vatan hainliği kalacak. İşte böylesine tehlikeli bir yoldayız... Eğer iyi yönetilirse, Türkiye’nin önü açılır. Aksi halde tüm çabalar boşa gider ve doğrusu bu noktaya kadar geldikten sonra da yazık olur...

Anlatın lütfen, füzelere neden ihtiyacımız var?

Hayır, artık dünya değişti, Türkiye de değişti. Bundan 10-15 yıl önce olsa kimselerin sesi çıkmazdı. “Emredersiniz efendim” derdik ve kabullenirdik. Bugün ise, açıklama istiyoruz. Karşımıza gelin ve kamuoyuna, neden Patriot füzelerine ihtiyacımız olduğunu açıkça anlatın. Bizleri ikna edin. Türkiye Büyük Millet Meclisi’ni de göreve davet ediyoruz. Lütfen sizler de soru sorun ve bu füzelerin savunmamıza ne katkıda bulunacağını açık bir şekilde öğrenmeye çalışın. Başınızı kuma sokmayın. Liderlerinizin iki dudakları arasından çıkacak olan direktifle hareket etmeyin. Türkiye 7.8 milyar dolar harcayacak ve karşılığında ABD’den 13 Patriot ateşleme ünitesi ve 72 PAC-3 füzesi alacak. Türkiye’nin milli gelirinin yüzde 1’ine, Türk ihracatının yüzde 8’e yakın bir bölümüne eşit değerde bir paradan söz ediyoruz. Böylesine ağır, ödenmesi böylesine uzun sürecek bir yük. Ben de bundan dolayı merak ediyorum. Neden? Belki çok haklı gerekçeleri olabilir. Ancak bunu duymak istiyorum, “Siz bu işlerden anlamazsınız” yaklaşımıyla, oldu bittiye gitirilmesini istemiyorum. Kamuoyu böylesine ağır bir yükün altına giriyorsa, gerekçelerini de öğrenmeli. İran’ın füzelerine karşı mı savunma alıyoruz? Başka hangi ülkelere karşı böyle bir sistem kurma ihtiyacımız doğuyor? Hani, komşularımızla sıfır sorun politikamız son derece başarılı şekilde yürütülüyordu? Hani, İran’ın nükleer silahlanmasına karşı ABD’den gelen sert tepkilere karşı çıkıyor ve bir anlamda İran’ı destekliyorduk? Anlayacağınız kafalarımız çok karışık. Kimin ortaya çıkması gerekiyorsa, öne gelsin ve anlatsın. Silahlı Kuvvetler mi, yoksa Savunma Bakanlığı mı, kim bizi bilgilendirecekse çok zaman kaybetmeden harekete geçsin. Anlaşmalar yapılıp, iş işten geçmeden, sırf ikna etme adına değil, önceden bilgilenme amacıyla şimdi dinlemek istiyoruz. Tekrar etmek isterim: Bu füzelerin gerekli olup olmadığı konusunda çok çelişkili bilgiler var. Kimine göre, ABD’nin ısrarı üzerine, Washington’a sevimli görünmek için son derece gereksiz bir harcama yapılacak. Kimine göre de, bu füzeler savunmamızı çok etkili biçimde pekiştirecek. Hangi gerekçeye inanalım?

Bu yazı, Posta Gazetesi’nde ve aynı gün Hürriyet Gazetesi’nin tüm dış yayınlarında, Hürriyet internet sitesinde (www.hurriyetim.com.tr), Milliyet internet sitesinde (www.milliyet.com.tr), Kanal D internet sitesinde (www.kanald.com.tr) ve Daily News ekibi tarafından tercüme edildikten sonra hem ana gazetede, hem de Daily News internet sitesinde (www.turkishdailynews.com) yayınlanmaktadır.