'Çocuklarıma hiç iyi bir baba olamadım!'

Selçuk Ural, 60'ların sonlarında 'Müziğin romantik prensi' olarak tanınmaya başladı. Yakışıklı fiziği ve büyülü sesiyle 'Rüyamda seni gördüm dün gece' diye şarkısına başladığında genç kızları ondan uzak tutmak pek mümkün olamazdı...

'Çocuklarıma hiç iyi bir baba olamadım!'

Bugün 68 yaşında olan Selçuk Ural sanki o yıllarda dondurulmuş gibi genç duran fiziğiyle gerçekten şaşırtıcı. İşte Selçuk Ural’ın bir bölümüne çok da aşina olduğunuz hayatı...

RÖPORTAJ: SERAL CUMALI

[email protected]

Aslen Malatyalıyız, Tapu Kadastro müfettişi babamın (Beşir Bey) il il dolaşması nedeniyle 1945’te Bartın’da doğdum. Benden küçük kız kardeşim (Cihan Ural) ve bir ağabeyim (İlter Ural) var. Babam bizi hiç azarlamadan büyüttü.

Liseyi Ankara Cumhuriyet Lisesi’nde okudum. Çocukken okulda, mahallede, evde şarkı söylerdim. Türkçe sözlü şarkılar yok; zamanın idolü Elvis Presley’i örnek alırdım.

Bana ‘Elvis Selçuk’ derlerdi. Babam kızardı, çünkü o zamanlar ailelerin gözünde müzikle uğraşmak çalgıcı olmaktı! Gördü ki akacak kan damarda durmayacak, izin verdi, lise ikiden sonra Konservatuvar’ın trombon bölümüne yazıldım.

Ankara’da Yurdaer Doğulu, Alper Feyman’la sahneye çıktım. Adımız ‘Jüpiter Grubu’ydu. Bir yaz İstanbul’a çalışmaya geldim. Şerif Yüzbaşıoğlu sesimi beğenmiş, orkestrasına istedi.

‘Ankara’da okulum var’ dedim, İstanbul Belediye Konservatuvarı’nda hocayım, seni buraya naklederim’ dedi. Babamı ve annemi (Fethiye Hanım) zar zor ikna etti, 1963’te İstanbul’a geldim.

“‘Türkçe sözlü şarkı nasıl söylerim’ diye karşı çıktım”

Türkiye’ye gelen Adamo, Johnny Holliday, Marc Aryan gibi şarkıcılar Türkçe sözlü şarkıları bizden önce söyledi. 1967’de Sezen Cumhur Önal,‘Sana Türkçe sözlü şarkı yapacağım’ dedi.

‘Türkçe sözlü şarkı nasıl söylerim?’ diye karşı çıktım. Sanki Çince söyleyeceğiz! Sezen Cumhur İtalyan şarkıcı Tony Cucchiara’nın ‘Gioia Mia’ şarkısına Türkçe söz yazdı;‘Rüyamda seni gördüm dün gece...

’ İlk Türkçe şarkım aylarca radyoda liste başı kaldı. İlk Türkçe şarkıları yabancı playback’le söyledik, hep İngilizce şarkı okuduğumuz için Türkçe telaffuzumuz biraz bozuktu, oturtamıyorduk sözleri şarkıya. Çok tedirgin olduğumu hatırlıyorum.

Sezen Cumhur’la 15’e yakın Türkçe sözlü 45’lik plak yaptık. 70’ten sonra Fecri Ebcioğlu, Ülkü Aker, Fikret Şeneş, Baha Boduroğlu, Sezen Aksu ve Mustafa Alpagut ile çalıştım.

Bülent Şençalar, Tanju Okan’a ‘Öyle Sarhoş Olsam ki’yi yapmıştı, kıskanmış ben de ondan bir şarkı istemiştim. ‘2 sene içinde veririm’ demişti. Şimdi adam ayda 10 tane yapıyor. Çünkü eski romantizm kalmadı ki.

Ama son 15 yılda yapılmış şarkılardan bir tanesi 20 sene sonra dinlenmeyecek. Bizim şarkılar hala dinleniyor. İyi şarkı yaparsan kalıcı olursun. Bizim jenerasyon kalıcı, bizden sonra çıkan birçok şarkıcı yok oldu. Müziğe devam, yeni bir albüm hazırlıyorum.

“Annesi emrivaki yapıp Hakan’ı doğurunca kızıp ilişkimi kopardım”

Adım ‘Romantik prens’ti. Hep romantik şarkılar yapıyordum, genciz, yakışıklıyız, güzel arabalara biniyoruz, kadınlar matinesini dolduruyorum. Bu yüzden gazino patronları peşimdeydi.

Sabah kapıyı açınca uyuyan iki menajer görürdüm. Yılın 360 günü çalışıyordum. O zamanlar şimdiki gibi değildi, aşkı da rahat yaşıyorduk, sevgilimizle kol kola dolaşıyorduk.

Şimdi her yerde gazeteciler yakalıyorlar.Oğlum Hakan’ın annesi (Ceyhan Cem) ile evli değildik, birlikteliğimiz vardı. 19-20 yaşındayız, hamile kaldı, ‘İlla doğuracağım’ dedi.

‘Yapma etme, çok genciz’ dedim. Ama ‘Doğurursam sağlama alırım bu ilişkiyi’ diye düşündü. Gençlik işte, çok ünlüyüm, birçok kadın peşimde; onlara ‘Bak gördünüz mü çocuğu ben yaptım!’ diyecek.

E ne oldu yani? Bana emrivaki yaparak Hakan’ı doğurunca çok kızdım. Bütün ilişkimi kopardım. Çocuğu da görmedim. Olan ona oldu. Hakan 7-8 yaşlarındaydı, annesi bir gün Lunapark’a matineye getirdi. O günden sonra ayrılmadık, hep beraber olduk. Ama annesinde büyüdü. Ben hafta sonlarında alırdım.

“İlk evliliğim bana da sürpriz olmuştu”

1968 yılıydı. Yaşım 20-21. Şöhretin zirvesinde kızımın annesiyle (Canan Yaka) evlendim. Komik de bir hikayesi vardır. Bir gün Canan bana ‘Hadi annemin butiğine gidiyoruz’ dedi.

Annesi Mualla Özbek; zamanın büyük terzisiydi. Gittik; bir baktım Belma Simavi falan orada. ‘Ne oldu?’ dedim; ‘Nikah kıyacağız’ dedi. Nikah memuru da gelmiş, hazır bekliyor. Öyle orada evlendik. 69’da kızımız Aslı doğdu. 72’de boşandık.

“Hangi anne baba üzülmemiş ama bizimki biraz fazla oldu”

Meslekten ve gençlikten ötürü iyi bir baba olmadım. Annelerine hep, ‘Sizin emeğinizle, gayretinizle büyüdüler’ diye teşekkür ettim. Birini Canan, öbürünü Ceyhan büyüttü.

Allah bin kere razı olsun. Ama onlarla yakınlaştıktan sonra çocuklarımın sonuna kadar yanlarında oldum. Hangi anne hangi baba üzülmemiştir, bizimki biraz fazla oldu.

İki çocuğumun da yanlışları oldu, yanlış evlilikler yaptılar (Hakan Ural Sibel Can’la evlenmişti), yanlış birliktelikler (Aslı Ural, yeraltı dünyasının ünlü ismi Alaattin Çakıcı ile birlikte oldu) yaptılar.

Ama her zaman çocuklarımın yanlarında durmaya çalıştım. Çok şükür ki Hakan şimdi çok mutlu bir izdivaç yaptı, 3 aylık bir bebeği var. Aslı modacı oldu, Nişantaşı’nda çok güzel bir butiği var; ‘Mualla Butik’. Annesi haute couture yapıyor, kızım da butiği işletiyor.

“35 yıldır mutlu bir evliliğim var”

O yılların ünlü şarkıcıları ya Tarabya Oteli’nde ya da Hilton’da çalışırdı. Tarabya Oteli’nde 5 çayları olurdu. Ani de Tarabyalıydı ve o çaylara gelirlerdi. Orada tanıştık. Araya askerliğim girdi.

79’da ikinci eşim Ani ile evlendim. Aşk evliliğiydi. 36 yıldır beraberiz. Çocuk yapmadık. Çok anlayışlı bir hanımdır, benim iki tane çocuğum vardı zaten, ‘Onlar benim de çocuğum’ dedi.

Evliliğimizi birçok kişi bilmez. Çünkü Ani resim karesine girmez, konserlere gelmez. Hayatımda kulisime gelmedi. Kendini hep uzak tuttu.

“Tanju Okan’ın cenazesini sponsor bulup kaldırdık”

Arkadaşlarım imkansızlıklar içinde öldü. Tanju Okan öldüğü zaman Nükhet Duru POPSAV Başkanı’ydı, ‘Tanju’nun cenazesini nasıl kaldıracağız?’ diye sordu bana.

Ben sponsorlar buldum, kaldırdık cenazeyi. Berkant için devlet ‘İşte hastane gösteriyoruz orada tedavi görsün’ dedi, ama bir sürü ek masraf gerekiyordu ve imkanı yoktu.

Aradım Prof. Dr. Bingür Sönmez’i, ‘Getirin buraya’ dedi. Koskoca devletin yapamadığını Bingür Hoca yaptı, 3 ay çocuk gibi baktı Berkant’a. Çok acı bir şey!

“İçki içenler gitti ben 30’luk gençlerle tenis oynuyorum”

1986’ydı, Paris Olympia’da konser vermeye gitmiştik; Cem Karaca, Ajda Pekkan, Seyyal Taner, Erol Evgin, Tanju Okan, ben ve birkaç sanatçı daha var. Kahvaltıya indik, Cem büyük bir bardak bira istedi, içine de votka koydurdu. ‘Ne yapıyorsun ya?’ dedim; ‘Hoca bana karışma’ dedi.

Aradan zaman geçti, bu ekiple Berlin’deyiz. Tanju Okan yemekte bir şey yiyemiyor, siroz olmuş. Ben tenis oynarken o içki masalarındaydı. Berkant da öyle. Cem Karaca, Tanju Okan, Berkant, Ferdi Özbeğen gibi birçok arkadaşım benden önce öldüler.

Hepsinin başını alkol yedi. Adnan Şenses kanser tedavisi görüyor. Bense delice spor yaptım. Hülya Avşar, Ferhat Göçer, Mustafa Sandal, Behzat Gerçeker’e tenisi ben sevdirdim.

Levent Tenis Kulübü benim mabetim, her gün mutlaka 3-4 saat burada tenis oynuyorum. Hem de 30 yaşındaki gençlerle. Ayrıca yüzüyorum. O yüzden daha fit ve sağlıklıyım. Genç ve sağlıklı kalma konusunda zaten bir kitap yazacağım...

(04.08.2013 tarihli Posta Karnaval ekinden alınmıştır.)