Cevriye Hanım'ın bir gözü toprakta...
30 Ekim 2009

O değil de, Cem hangi diziden gösterecek acaba kafayı? Ekranda Ay Yapım imzalı bir sürü dizi var.Yaprak Dökümü, Aşk-ı Memnu, Ezel bildiklerim. Eksiğim varsa tamamlayın...

Yaprak Dökümü’nde dökülen yaprak olan Cem’i, bu işten biraz anlıyorsam yapım şirketi kabirde bırakmaz. Çünkü hiçbir oyuncusunu bırakmadı bugüne kadar. Neyse...

Önceki gece memleketteki evlerin yarısında matem havası vardı. Yaprak Dökümü’nün aralıksız 45 dakikalık bölümü cenaze, matem ve gözyaşı doluydu.

Ferhunde’nin pis sırıtışı dışında bu dizide yüzü gülen kimse görmedim daha önce, yine öyle oldu. Herkes ağladı. Ama geçen bölümde içimizi buran performansına maşallah demeyi unuttuk sanırım Fahriye Evcen’in bu bölümdeki ağlak hali içler acısıydı.

Sanırım şu sıralarda çok moda olan gözü yaşlı dizilerin kafa oyuncuları bir ağlama koçu filan tutmalı. Dökülüyor hepsi...

Unutmadan, dizinin iki numaralı kötü karakteri Cevriye Hanım toprağa mı bakıyor sizce? Fazla iyiydi bu bölümde. Hayriye, dünürünün helvasını da iki güne gerçekten kavurursa şaşırmayacağım...

Bir de son not. Organ bağışı hakkında çok iyi bir gönderme yaptı dizi. Cem’in organları bağışlandı. Keşke o bağışı çocuk can vermeden yapsalardı, bir doktor arkadaşım “Kalp durduktan sonra organları at çöpe” dedi çünkü!

İişkiler çözülecek

Unutulmaz (atv), Yaprak Dökümü karşısında iyi dikiliyor. Dizinin alengirli halini yazmıştım daha önce. Elemanların çoğu ilişkilerinde gereksiz bir körlük içindeydi... Neyse; müjdesi geldi. Önümüzdeki bölümde kimin eli kimin cebinde çıkacakmış ortaya. Eda ve ablasının hallerini hakikaten merak ediyorum. Bir nevi Yaprak Dökümü sendromu olacak, rakipten fikir esinlenme yani... Neyse, ben müziklerine takıldım dizinin. Düğün ve cenaze iç içe sanki. İlginç ama mıhlıyor kendini kulaklara...

Skor ne olur?

Saba Tümer genç futbolcu Arda ile aşk yaşadığı meselesine kendi sahasından yanıt verdi. Böylece magazin kameralarına mesai yaptırmadan durumu öğrendik biz de...

Meğer kalbinde yatan aslan Alex’miş. Saba, Cimbomlu. Alex, Fenerli. Hani yapsalar bir derbi, skor ne olur dersiniz?

Bu da Nefesi'in dizi hâli

TRT de Nefes rüzgarından etkilendi. Aksiyon dizilerinin ustası Osman Sınav bu kez Sakarya Fırat isimli diziyle terörle mücadele eden Mehmetçiğin durumunu resmedecek ekranda... Hiç reklamı yapılmadan iki haftada 1 milyonun üstünde gişe yapan Nefes gösteriyor ki, bu türden kahramanlık meselelerine sıcak bakıyor Türk insanı... Dilerim, açılım için bir sözcü görevini üstlenmez dizi. Fotoğraf neyse, onu gösterir. Ve bir dizi lisanıyla da olsa bu ülkenin terörden çektiğini doğru anlar izleyici. Kendi vicdanı içinde topu siyasilere bırakmadan kendi adına karar verir belki de!

Ne,eli bir çift vesselam...

Yakın çevrem çok bahsedince ben de kısa bir süre önce, internetteki paylaşım sitelerinde dolaşan görüntülerini izledim 1 Kadın 1 Erkek isimli dizinin (Türkmax). Hakikaten bir hayli eğlenceli. Belki bu köşelerde çok yer almıyor ama Demet Evgar ve Emre Karayel, modern çiftlerin bütün komik hallerini hakkıyla taşıyorlar ekrana... Bazen müstehcen diyaloglar da yaşanıyor ama hikaye o kadar saf ki, göze batmıyor hiç. Zaten bu yüzden eleştirmen desteğine ihtiyaç duymadan gidiyor dizi, doludizgin... Önceki gece ikiliyi, Hülya Avşar’da (HaberTürk) görünce, çoktandır aklımda kalan bu notu düşesim geldi. İyi gidiyorsunuz; bravo!

İlk gün iyi gitti...

Esra Erol yeni kanalında (avt) Evlen Benimle isimli programına başladı. Moralli gördüm Esra’yı. Eski kanalına ya da hakkındaki dedikodulara minik göndermeler yaptı...

Ne olursa olsun, çok ahlaklı bulurum kendisini. Yeni kanalında yüzünün güleceğinden kuşkum yok, ilk gün reytingleri de öyle dedi çünkü...

Bir de artsın şu izdivaç programları. Gelecek yıla müthiş bir formatım var; Mesut Yar’la Boşa Beni!

Ne iyi olurdu

Devler Ligi’nde (Show TV) tribünler şenlenmeye başladı. İlk bölümlerdeki seyrek izleyicinin yerine neredeyse amigolu kadrolar aldı diyebiliriz... Önceki akşam tribünde efsane futbolcu Hagi de vardı. Malum, lig futbolun eskimeyen ayaklarını ekrana taşıyor. Bu anlamda “Hagi’yi de halı sahada görebilir miyiz?” sorusu çöreklendi içime. Ne güzel olur sahi!