Cemaatçilerin komploları ve yalanları
06 Haziran 2014

Cemaat polisi, savcısı ve gazetecisi ile içinde bulunduğu ‘örgütlenme modelini’ başkalarına mal ederek önüne geleni tutuklardı. ‘Delil üretmede ustaydılar. Şimdi delil yok etme konusunda da ellerine su dökebilen yok. Yıllarca yaptıkları operasyonlarda bulamadıkları belge ve evrak için “Geri dönüşümü olmayacak şekilde silinmiş” diyerek insanları hapse tıktılar. Yapılmayan telefon görüşmeleri için “Gizliliğe riayet ettikleri için iletişim kurmadılar” saçmalığını kararlara yazdılar. Meğer bunların yapılmasında asıl ustalık onlardaymış. Başbakan Erdoğan bir süre önce “Dönemin Başbakanı Recep Tayyip Erdoğan yazılı fezleke emniyet bilgisayarında yok edilmek istendi. Ancak bu bilgisayarlar bulundu, silinmiş dosyalar kurtarıldı” dedi.

Hep bir ağızdan inkar

Cemaat, gazetecisinden köşe yazarına, polisinden savcısına hep bir ağızdan yalanladı. Bir savcı “Dönemin başbakanı ifadesi hiçbir fezlekede veya evrakımızda yer almamaktadır” dedi. Bir başkası da, tüm evrakları tek tek okuduğunu ‘dönemin başbakanı’ diye bir ifadenin geçmediğini söyledi. Polis ise ‘dönemin başbakanı’ şeklinde bir ifadenin hiçbir çalışmada yer almadığını açıkladı. Ama gelin görün ki; Hürriyet’ten Ahmet Hakan dün belgesini yayınladı. Meğer polis, içerisinde ‘dönemin başbakanı’ yazan fezleke hazırlamış. Yani daha yolsuzluk operasyonu başlamadan cemaat başbakanın ipini çekmiş bile. Cemaatçi savcı ve bazı polisler dosyanın ‘sakıncalı’ buldukları bu kısımlarını imha etmiş, verileri silmişler. Ancak mali şube ve siber suçlar bölümü imha edilen ve silinen bu verilerin geri dönüşümünü sağlamış. Ve ‘dosya’ bir bütün olarak ortaya çıkmış. ‘Dönemin başbakanı’ ifadesi, işte bu ‘geri dönüşümü sağlanan’ dosyada yer alıyor. Cemaatin polisleri ve savcıları komplo hazırlar, gücünün zirvesindeyken işledikleri suçları kılıfına uydururdu. Ama şimdi çaptan düştüler. Artık çalınan minareye kılıf bulacak durumda değiller. Komploculuklarına inkarcılığı, yalancılığı da eklediler.