Carles Puyol'u satmak Barcelona'yı satmaktır
04 Ekim 2010

Babası bir hayal kurdu
Katalonya’nın La Pobla de Segur şehrinde 13 Nisan 1978’de dünyaya gözlerini açtı Carles Puyol. Babası, verdiği isimle oğlu için kurduğu hayali anlatmanın en muhteşem yolunu seçmişti. Puyol'un ismini aldığı Carles Puyol, 1899 yılında FC Barcelona’nın kuruluşunda önemli rol oynayan bir savunma oyuncusuydu.

Kalecilik hayatı kısa sürdü
Futbola kaleci olarak başlayan Carles Puyol'un ilk şanssızlığı omzundan geçirdiği ağır sakatlık oldu. Doktorlar bir daha kaleye geçemeyeceğini söylediğinde Carles Puyol'un verdiği cevap babasının hayallerinin gerçekleşeceği yönündeki ilk sinyaldi: "Ben hangi mevkide olursa olsun yalnızca Barcelona'da oynayacağım. Kaleci, savunma ya da forvet farketmez. Ben Barcelona'nın bir neferi olacağım" 

Bir taşla 3 kuş vurmuş olursunuz
Eldivenlerini bırakıp forvete geçen Carles Puyol, kısa zaman içinde hırsı, forma aşkı ve inatçılığıyla Barcelona’ya seçilmeyi başardı. 1999’a kadar Barcelona B takımında neredeyse her bölgede görev alan Carles Puyol'un hayatı Barcelona'nın o dönemki teknik direktörü Louis Van Gaal'ın, altyapı hocalarına bir sağbek, bir stoper bir de önliberoya ihtiyacı olduğunu söylediğinde değişti. Altyapı hocası, "Size Carles Puyol'u vereyim. Bir taşla üç kuş vurmuş olursunuz."




Sevdim seni bir kere başkasını sevemem
2 Ekim 1999’da ilk kez Valladolid’e karşı Barcelona formasını giyen Carles Puyol o günden bu yana aşık olduğu formayı cezalı ve sakat olmadığı zamanlar dışında neredeyse hiç çıkarmadı. 2000 Sydney Olimpiyatları’nda İspanya Milli Takımı ile gümüş madalya kazanan Carles Puyol'a bir anda transfer teklifleri yağmaya başladı.

Onu satmak Barcelona'yı satmaktır
Gelen tüm talepleri reddeden Barcelona'nın Carles Puyol için isteklilere verdiği yanıt bir manifestoydu aslında: “Puyol’u satmak, Barcelona’yı satmaktır.” 25 yaşındayken Barcelona kaptanı olan Carles Puyol babasının istediği gibi zirveye çıkıyordu sağlam adamlarla. Nerede görev verilirse verilsin elinden gelenin en iyisini yapıyor ve arkadaşlarını da yenilgiyi kabullenmemeleri için motive ediyordu.

"Bu başıma gelebilecek en güzel şey"
“Barcelona bana hiç para ödemese de ben yine ölene kadar bu formayı giyerim. Bu takımda futbol oynamak bir insanın başına gelebilecek en güzel şey” diyerek yaşadığı mutluluğu tarif eden Carles Puyol bir yenilginin ardından arkadaşları poker oynarken bir köşede sinirinden ağlıyordu.

"Milli Takım'da oynamaktan gurur duyuyorum"
Katalan kimliğinden gurur duyduğunu her fırsatta dile getiren Carles Puyol, İspanya Milli Takımı'nda oynamanın kendisi için ne anlama geldiğini şu sözlerle ifade ediyordu: "Bir gün Katalonya bağımsızlığını elde edecek ve o zaman ben sadece Katalan Milli Takımı için forma giyeceğim ama bu politikacıların işi. Benim kendime ait fikirlerim ve düşüncelerim var. Şimdiye kadar İspanya Milli Takımı'nda görev verildi ve ben bundan gurur duyuyorum. Sahada politika olmaz, sadece futbol olur."

Başka kaç futbol dervişi var ki?
5 numaralı formasıyla Barcelona'da bir istikrar abidesi haline gelen ve bir kaptanın çok da ötesinde olan Carles Puyol'un kazandığı kupaları saymak gereksiz aslında. 2002 yılında UEFA tarafından en iyi sağ bek seçildiğini ve 2010 yılında Dünya Kupası'nı müzesine götüren İspanya Milli Takımı'nın kaptanı olduğunu söyleyip asıl onun kazandığı başarılardan çok 21. yüzyılda eşi görülmeyen bir futbol dervişi olmasına şapka çıkartmak gerekiyor.